Sosyal Kitap Sosyal Kitap
Ctrl+K
Giriş Yap Kayıt Ol
Sosyal Kitap
Kayıt Ol loginGiriş Yap
Anasayfa Akış Ara
MENÜLER
Alıntılar İncelemeler
Kulüpler
Trend
İletiler Hikayeler Kelime Bulmaca Soru & Cevap
Mesajlar
Bildirimler
Kaydedilenler
DİĞER
Hedefler Üniversiteler Yazarlar Kitaplar Kitap Listeleri Popüler Üyeler Rozetler Ayarlar
• Hakkımızda • Rozetler • Gizlilik • Kurallar • Kütüphaneciler • İletişim
2026 · Sosyal Kitap
 
Ana Sayfa
Keşfet & Ara
İletiler
Alıntılar
İncelemeler
KİTAP DÜNYASI
Kitaplar
Yazarlar
Kitap Listeleri
Hikayeler
TOPLULUK
Kulüpler
Trend
Soru & Cevap
Okuma Hedefleri
Popüler Üyeler
Üniversiteler
Kelime Bulmaca
Hakkımızda · Rozetler · Gizlilik · Kurallar · Kütüphaneciler · İletişim
2026 © Sosyal Kitap
İlkay Coşkun
İlkay Coşkun

İlkay Coşkun

@ilkaycoskun

Üye Yazar
100 okur puanı
Temmuz 2026 tarihinde katıldı
5 Takipçi 4 Takip 14 Alıntı 7 İnceleme 3 Kitap
import_contacts İlk Alıntı import_contacts İlk İnceleme tümü →
Duvar Kitaplık İncelemeler Alıntılar İletiler Hikayeler Rozetler Hakkında
İncelemeler
İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 18g
İlkay Coşkun'un "Cenne" Kitabı Hakkında

Her şey bir yol gibi kavisler çize çize bir sona doğru gidiyor. Pastoral, patetik ve dahi trajik… Biz bu sonu hissediyor muyuz?

Mutlu son veya mutsuz...
Kötü bir son...
Acıklı son…

Ellerimiz açık, gövdemiz, azalarımız serbest. Gözlerimiz ufukları kolluyor. İstediğimizi yapıyor gözüküyoruz. Özgürmüşüz gibi yapıyoruz ama işin hakikati bin dereden su getirsek bile özgür olmadığımızı biliyoruz çünkü çaresiziz çünkü bir dakika sonramızı bilmiyoruz çünkü sonumuzu bilmiyoruz.

Tolstoy’un Anna Karenina’yı bitirdiğinde odasında cenin pozisyonunda yerde, nerdeyse kendinden geçmiş bir vaziyette bulunduğu söyleniyor. Onu ayağa kaldırıp, “bu halin ne” diye sordukları vakit; “Anna Karenina öldü” demiş ağlayarak. Ne dehşet sahne… İnsanın elinden düşen yazılı “trajik son”. Trajedi hali böyle bir durum sanki. Yazarsın ve yazının sonunda seni bekleyen bir büyük etki vardır. Tıpkı dünyayı bekleyen bir akşam çökmesi hali gibi.

Biz ne yazdık peki? insanın sonu için akşamın bir milat etkisini. Etkinin bir akşam atmosferi çizdiğini. Eşyanın öyle şekillendiğini. Beklenen sonun bizi ilham olarak nasıl ve nerelere göç ettirdiğini. Arada tebessüm ettiren anları, hüzünleri. Akşam çöküşünün içimizde çıkardığı yangınları. Son halin daha bizi bulmadan bizim ne duygulara gark olarak yaşadığımızı. Beklenen sonun yaşanırken olabilecek tasvirleri ve belki Anna Karenina’nın Tolstoy’daki cenin halini. O sebeple insanlığın “cenne”sini…

Şair Yazar Sinan Ayhan
Mayıs 2023
5 Puan 158 syf. 20.06.2023
Cenne
Cenne
İlkay Coşkun | KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY) | 20.06.2023
1.454
  • Profil Sayfası

İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 18g
İki Şair Bir Kitap: Tekrarın Tiryakisi Zaman
...
Çoktandır hakkında yazmak isteyip de bir türlü fırsat bulamadığım bir kitap “Tekrarın Tiryakisi Zaman”…

Kıymetli dostum İlkay Coşkun ve değerli şair Sinan Ayhan’ın ortak çalışması olan bu kitap KDY yayınları arasından Haziran 2002 tarihinde çıkmıştı. Kitabın ilk bölümü “Kayıp Zamana Ağıt” başlığı altında Sinan Ayhan’ın şiirlerinde oluşuyor. Bu bölümde 18 şiirsel deneme ve 32 şiir bulunuyor.

İkinci Bölüm ise İlkay Coşkun’un şiirlerinden oluşuyor ve “Zamanın Tansığına Uzun Bir Yol” ismini taşıyor. Bu bölümde de 21’i şiirsel deneme ve 39 şiirden oluşuyor.

Akla ilk olarak neden iki şair bir kitap sorusu geliyor ister istemez. Kitabı elimize aldığımızda alışık olmadığımız bu durum hakkındaki açıklama da İlkay Coşkun’u İlksöz yazısında mevcut. Coşkun yazısında şu açıklamalara yer veriyor:

“Nazire şiiri yazma ve karşılıklı şiirlerle atışma, geleneğimizde olan bir uygulama. Elinizdeki bu eserde şiirlerin bir konu bütünlüğünde ele alınması, kitap cesametinde bir araya getirilmesi ilklerden olsa gerek. Gerek temanın derinlikli işlenişi gerek alıntılar ve kalıp, bütünlüklü bir şiir belleğinin oluşmasında önemli bir katkı sağlamış olduğu görülmektedir.”

Coşkun, yazısının devamında amaçlarını; “Ağzı büyük savaşlarla, sıkıntılarla, zulümlerle savaşıp umudu da taşıyan şairler, şiire küçük de olsa bir katkıda bulunmak” olarak izah etmiş. Bu amaçla da şairlerimiz tomurcuk derdinde olan bir ağaç misali şiirleriyle edebiyat bahçesinde çiçek olarak açmışlar. Kitabın tamamını okuduğunuzda bu projenin amacına ulaştığını görüyorsunuz.

Coşkunun açıklamalarına göre kitap basılmadan bir yıl bir önce Haziran 2021’de Şair Sinan Ayhan’ın önerisi olarak proje olarak başlamış. İlk şiir bu öneri üzerine ve herhangi bir tema belirtilmeksizin yazılmış. Devamında ise yazılan şiirlerin üzerinde tema, form ve şiir sesi şekillenmiş. Ancak şiirler mektuplaşır gibi birbirine cevaben yazılmış. Yani şairlerimizden birisi şiirini yazınca diğerine göndermiş, o da bu şiiri birkaç defa okuduktan sonra ortalama üç-beş gün içerisinde bu şiire nazire olacak şiirini yazıp diğer şaire göndermiş. Böylece tema bütünlüğü, form ve ses olarak şiirler birbirine benzer bir kalıba otursa da zaman zaman şiirlerde farklı atraksiyon ve metamorfoz gayretler de görülmüş. Bu minval üzerine bir yıl boyunca şiirler ara vermeden yazılmış ve bu kitap vücut bulmuş.

Süreç bu şekilde kendi çerçevesinde devam ederken şiirler, geneline bakıldığında konu ve imge olarak daha çok “zaman, insan ve dünya” sacayağında oluşmuş. Sinan Ayhan ise süreci “girift hâl, tefekkürde derinlik ve mutmain kalp” sacayağının oluşturduğu fikrinde. İlkay Coşkun da bu durumu da Hz. Mevlana'nın “yürümeye başlayınca yol kendiliğinden görünür sözüyle özdeşleştirmiş.

İlksöz de dikkat çeken bir diğer açıklama ise Şair Sinan Ayhan’ın daha önce şiir, hikâye, roman ve deneme türlerinde yayınladığı beş eserinde olduğu gibi bu kitaptaki şiirlerinde de “Bileği-Metni” yani “Cevher Söz” kuramını icra ettiğiydi. Bu kuramın ne olduğuna dair de şöyle bir açıklama yapılmış yazıda:

“Bileği-metni” bir tür, “monad”, “kökdörtlük”, “fark” da “bileği-metni”nin alt türleri veya alt söz sanatları gibi. Şiir ortada duruyorken “Bileği-Metni” diye bir şeye gerek var mı peki. Her şeyden önce kelam vardı. Bunun gibi şiirden önce “bileği-metni” vardı. İsteyen buna da şiir desin, ama bunlar aynı keyfiyetler değil. Çakmak taşı, bileği taşı neyse; kelime ve anlam dünyasında bir izdüşüm olarak “Bileği Metni” de o… Yani bıçak bileniyorsa, metni bileyen bir şey, bir hal, bir düşünce, bir tarz, bir tür de olabilir… Çakmak taşı ateş yakıyorsa, bu tarzın metni de ateş yakma, kalplerde kor olma aracı olabilir… Rimbaud’a göre o hal, “ateş hırsızlığıdır” Rimbaud'un “Cehennemde bir Mevsim” ve “Aydınlanmalar” “bileği metni” türünün ilk örneklerinden sayabiliriz. Bu bağlamda en küçük ve bölünemez birim olarak adlandırılan monad, kelimeleri şiire taşır ve töz özelinden şiirler şekillenir. Ayrıca harflerin oluşturduğu yapıtaşı kelimeleri, anlama giydirilmiş kıyafetler olarak görenlerde bu tezi destekler bir taraftan. “Her işlevin özü, onun tohumudur” diyen Roland Barthes’in sözünde olduğu gibi aranarak bulunur adeta öz.”

Kitap zaman mefhumu üzerine gergef gergef işlenen mısralarla okurlarını bekliyor. Şiirler temasıyla, kelime dağarcığıyla, her iki şairin birbirlerine yakın üsluplarıyla farklı bir eser olduğunu okuruna hissettiriyor. Özellikle kadim medeniyetimizin yitik kelimelerinin yanında pek duymaya alışık olmadığımız yeni kelimeleri de bağrında taşıyor. Kitabın içinde yaptığınız zaman yolculuğunu bence farklı ekollerin kelimeleri ile hissediyorsunuz. Zira bir mısrada tasavvufi kavramlarla selamlaşırken diğer mısrada mitolojiden astronomiye dair farklı kavram ve kelimelerle çarpışabiliyorsunuz.

Başarılı bir eser olduğunu söyleyebileceğim kitabın içeriğini de siz okurlarımın merakına havale ederken her iki şairimizi de yürekten kutluyorum.
...
Halit Yıldırım
Milat Gazetesi
20.05.2023
5 Puan 236 syf. 10.06.2022
Tekrarın Tiryakisi Zaman
Tekrarın Tiryakisi Zaman
İlkay Coşkun, Sinan Ayhan | KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY) | 10.06.2022
945
  • Profil Sayfası

İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 18g
Gökyüzüne dokunan sözler

İlkay Coşkun, eserini oluştururken faydalandığı kaynakları titizlikle listelemeyi ihmal etmemiş. Kaynakça, yazarın düşüncelerini şekillendiren eserleri görmek isteyen okurlar için önemli bir rehber niteliğinde. Kitap boyunca kullanılan atasözleri ve deyimler de metinlere zenginlik katıyor; ancak yazının akıcılığını bozmamak adına bu unsurları yoğun bir şekilde sunmadım. Yine de kitaptan çok sayıda alıntı yapmanın mümkün olduğunu söyleyebilirim.

İLKAY COŞKUN, mesleğinin inceliklerine hâkim, yıllarını bu alana adamış bir isim olarak, yeni kitabı “Havamız Olsun” ile okurlarının karşısına çıkıyor. Havadan para kazanan biri olarak yalnızca işin teknik yönlerini değil, aynı zamanda mesleğin ruhunu da anlatmayı amaçlayan Coşkun, bilgiyi paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyor. Kitabında, adeta bir ustanın çırağına seslendiği bir dil ve anlatımla, okuyucusuna meslekî bir rehber sunarken aynı zamanda düşündürücü ve ilham verici bir perspektif kazandırıyor.

“Havamız Olsun”, yedi ana başlıktan oluşuyor. Her bir başlık altında, Coşkun yalnızca meslekî tecrübelerini değil, aynı zamanda edebî yetkinliği ve anlatı ustalığıyla konuları derinlemesine ele alıyor. Sade ama güçlü bir üslûpla kaleme alınan bu kitap, hem meslek erbaplarına hem de konuya ilgi duyan herkese hitap ediyor.

Kitabın ön sözünü Sinan Ayhan kaleme almış. Ayhan, kitaba giriş yaparken şu çarpıcı ifadelerle okura sesleniyor:

“Ey bir işaret bekleyen okuyucu! Elinde bir kitap var ve bu kitap her şeyden önce vasatı yerinden ediyor. Ona yaşam imkânı tanımıyor.”

Bu sözler, “Havamız Olsun”un yalnızca bir meslek kitabı değil, aynı zamanda bir meydan okuma, bir bakış açısı değişimi sunduğunun da habercisi niteliğinde. İlkay Coşkun, bilgiyi yalnızca aktarmakla kalmıyor, okuyucusunu düşünmeye, sorgulamaya ve yeni yollar keşfetmeye davet ediyor.

Kitabın ilk bölümünde Coşkun, “Kulağımıza Fısıldanan” başlığını seçerek, doğanın ve zamanın insan ruhuna işlediği derinlikli mesajlara vurgu yapıyor. Bu bölümde, altını çizdiğim bir cümle dikkat çekiyor:

“Doğumdaki vücut sıcaklığını, ölümdeki beden soğukluğuyla dengeliyor olmalıyız.”

Bu güçlü ifade, hayatın başlangıcı ve sonu arasındaki kaçınılmaz dengeyi anlatırken, varoluşun kırılgan ama bir o kadar da tamamlanmış döngüsünü düşündürüyor. Coşkun, bu bölümde hava olayları ve tahminleri üzerine yoğunlaşırken, konuyu sadece meteorolojik bir anlatımla ele almıyor. Onun kalemi, bilimsel verileri bir kenara bırakıp edebiyatın derin kuyularından su çekmeyi tercih ediyor. Doğanın sesini, insan ruhunun yankısıyla harmanlıyor.

İkinci bölüm, “Her Mevsim Başrol” başlığını taşıyor ve yazarın mevsimlere dair duyduğu derin hayranlığın izlerini barındırıyor. Cemrelerin düşüşünden baharın uyanışına, mevsim geçişlerinin insanda bıraktığı izlerden hiç bitmeyen bir yaz hayâline kadar geniş bir çerçevede doğanın döngüsünü anlatıyor. Gür yağmurun bereketi, sisin bilinmezliği, deli rüzgârın coşkusu, ozon tabakasının kırılganlığı, kış mevsiminin yalnızlığı... Coşkun, doğanın tüm sahnelerini tek tek betimliyor ve mevsimleri sadece birer hava durumu olgusu olarak değil, ruh hâllerimizin, yaşanmışlıklarımızın, hatıralarımızın birer aynası olarak sunuyor. Bu yüzden, kitapta belki de en fazla yer kaplayan bölüm burası oluyor. Yazar, bu bölümü diğerlerinden daha uzun tutarak içinde biriktirdiği tüm duyguları kelimelere döküyor, adeta bir söz seli hâlinde okuyucusuna ulaştırıyor.

Bu bölümde öne çıkan bazı cümleler, yazarın doğaya bakışını lirik bir derinlikle gözler önüne seriyor:

“Tabiat ile insanoğlu, dünya ile canlılar ne kadar da benzeşiyor. Birine bakıyorsun, diğerini görüyorsun.”

“İnsanın dünyadaki kiracı olma hâli ortadayken, pek de iyi bir kiracı olmadığımızı kolaylıkla söyleyebilirim.”

“Bir dut ağacı gibi silkelendikçe yeniden meyveye duran gibidir yaz. Bereketlidir. Cömerttir.”

“Sıladan, vatandan püfür püfür koku getiren rüzgâr yeri gelir; insanı, hayvanatı ve tabiatı ağlatır.”

Coşkun’un kaleme aldığı bu eser, felsefî, edebî ve kişisel anlatıları harmanlayan zengin bir düşünce yolculuğu sunuyor. Okuyucuyu hem aklına hem de kalbine dokunan, düşündüren ve sorgulatan bir kitap olarak dikkat çekiyor.

Coşkun, hava olaylarını ve mevsim döngülerini anlatırken kuru bir teknik bilgi vermekten özellikle kaçınıyor. Bunun yerine, kelimelerinin içine şiirleri, türküleri, atasözlerini, deyimleri, kitap alıntılarını ve hatta kutsal metinlerden referansları serpiştiriyor. Çünkü doğa olayları, insanlık tarihinde hiçbir zaman sadece birer olgu olarak kalmamış; onlar, sözlü kültürün içinde nesilden nesle aktarılan hikâyelerle, efsanelerle, dualarla anlam kazanmıştır. Coşkun, tam da bu noktada insan ile tabiat arasındaki bu kadim bağı hissettiriyor ve okuyucusuna, doğaya sadece bir gözlemci olarak değil, onun ayrılmaz bir parçası olarak bakmayı öğütlüyor.

Kitabın üçüncü bölümü “Dört Elementin Şahı” başlığını taşıyor. Bu bölümde İlkay Coşkun, Aristoteles’in dört temel unsur -toprak, su, hava ve ateş- hakkındaki tespitlerini ele alıyor. Her bir element için ayrı bir başlık ayırarak bu unsurların doğadaki yerini, tarihî süreçte nasıl algılandığını ve düşünce dünyasında nasıl bir etki oluşturduğunu inceliyor. Antik Yunan’dan günümüze kadar dört element anlayışının nasıl yorumlandığını ve farklı disiplinlerde nasıl yankı bulduğunu açıklıyor. Aynı zamanda, bu unsurların mitolojide, felsefede ve modern bilimdeki yeri hakkında çarpıcı analizler sunuyor.

Kitabın dördüncü bölümü ise “Okunacak Kitap” başlığıyla okura rehberlik ediyor. Bu bölümde Coşkun, okurlarına yalnızca bir kitap tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda farklı edebî ve felsefî metinler arasında bir köprü kuruyor. Bölümün girişinde, Vedat Güneş’in “Cemre Düştü Yaz Göründü” adlı eserini ele alıyor. Kitabın içeriğinin farklı yönlerini kendine has anlatımıyla yorumlayan Coşkun, meteoroloji üzerine önemli bilgiler sunuyor.

Bölümün ilerleyen sayfalarında Coşkun, edebiyatın derin sularına açılıyor ve Sezai Karakoç’un şiir dünyasına dalış yapıyor. Karakoç’un şiirlerinde öne çıkan imgeler, metafizik düşünce yapısı ve Türk edebiyatına katkıları üzerine çözümlemeler sunuyor. Coşkun, şiirin sadece kelimelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda bir ruh ve düşünce inşâsı sunduğunu savunuyor.

Yerli edebiyat kadar dünya edebiyatına da ilgi duyan Coşkun, Ronald D. Gerste’nin “Hava Nasıl Tarih Yazar” kitabına da değiniyor. Bu eser aracılığıyla iklimin ve doğa olaylarının tarihî olaylar üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Napolyon’un Rusya seferinden, Vikinglerin keşiflerine kadar pek çok tarihî olayın, hava koşullarıyla nasıl şekillendiğini anlatıyor.

Son olarak Coşkun, İmam Gazali’nin “El Hikmet Fi Mahlukatillah” adlı eserini ele alıyor. Bu klasik metin, evrendeki düzen ve yaratılışın hikmetini konu edinirken, Coşkun da Gazali’nin felsefî ve tasavvufî bakış açısını modern bir perspektiften değerlendiriyor.

Bu bölüm, okurları farklı türlerde eserlerle buluştururken, edebî ve entelektüel bir keşif yolculuğuna çıkarmayı amaçlıyor. Coşkun, okumanın yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda düşünce dünyasını zenginleştiren bir deneyim olduğunu vurguluyor.

Kitabın beşinci bölümü “Hava ve Heva” başlığını taşıyor. İlkay Coşkun, bu bölümde yalnızca fizikî hava unsurunu ele almakla kalmıyor, aynı zamanda insan ruhunu, duygularını ve yaşamın soyut boyutlarını da irdeliyor. Manevî alanı, maddî alan gibi boş bırakmayan Coşkun, okuyucusunu hava kavramının farklı anlam katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Bu bölümde “Hava Atma”, “Bulut Olma”, “Dededen Toruna Güzel Hava”, “Gökkuşağı”, “Havayı İzleyen Adam”, “Hava Unsuru” ve “Yerli Hava” gibi ilginç yazılar yer alıyor. Coşkun, günlük hayatta sıkça kullandığımız deyimlerin, atasözlerinin ve halk arasında yerleşmiş ifadelerin kökenlerine iniyor. Örneğin, “hava atma” deyimini, bireyin toplum içindeki gösteriş merakına ve iç dünyasındaki eksiklikleri dışarıya farklı yansıtma çabasına bağlarken, “bulut olma” kavramıyla insanın bazen görünmez olma, bazen de taşınan duygu yükleriyle yağmur olup boşalma hâllerini yorumluyor.

Bu yazılar aracılığıyla Coşkun, sadece kelimelerin yüzeyinde kalmıyor, onların altındaki derin anlamları da gün yüzüne çıkarıyor. Üstelik bu analizleri yalnızca soyut bir düşünce dünyasında bırakmıyor; kendi hayatına dalış yaparak emekli çalışma arkadaşlarıyla yaşadığı anıları da paylaşıyor. Geçmişten günümüze uzanan anekdotlar, kitabın samimi ve içten anlatımını güçlendirirken, okurun da kendi yaşamından izler bulmasını sağlıyor.

Kitabın son bölümlerine yaklaştığımızda, iki güçlü başlıkla karşılaşıyoruz: “Gül Pazarında Nefes Satmak” ve “Bir Nefes Sıhhat”... Bu bölümler, kitabın genel havasını tamamlayan Coşkun’un düşünce dünyasına dair önemli ipuçları veren metinler içeriyor.

“Gül Pazarında Nefes Satmak” bölümünde Coşkun, maddî ve manevî değerlerin çatışmasını, insanın ruhunu besleyen unsurların ticarî bir nesneye dönüşmesini ele alıyor. İnsan ruhunun en saf hâlinin bile zaman zaman bir pazarlık malzemesi hâline geldiğini sorgulayan Coşkun, okuruna hayatın anlamı üzerine düşünme fırsatı sunuyor.

Son olarak “Bir Nefes Sıhhat” bölümüyle yazar, sağlığın ve yaşam enerjisinin önemine vurgu yaparak kitabı bitiriyor. “Başta sağlık gibi çok şeyin kıymetini kaybedince anlıyoruz” diyerek insanın hayatındaki en büyük servetin aslında sıhhat olduğunu hatırlatıyor.

İlkay Coşkun, eserini oluştururken faydalandığı kaynakları titizlikle listelemeyi ihmal etmemiş. Kaynakça, yazarın düşüncelerini şekillendiren eserleri görmek isteyen okurlar için önemli bir rehber niteliğinde. Kitap boyunca kullanılan atasözleri ve deyimler de metinlere zenginlik katıyor; ancak yazının akıcılığını bozmamak adına bu unsurları yoğun bir şekilde sunmadım. Yine de kitaptan çok sayıda alıntı yapmanın mümkün olduğunu söyleyebilirim.

Coşkun’un kaleme aldığı bu eser, felsefî, edebî ve kişisel anlatıları harmanlayan zengin bir düşünce yolculuğu sunuyor.

Okuyucuyu hem aklına hem de kalbine dokunan, düşündüren ve sorgulatan bir kitap olarak dikkat çekiyor.
...
Muhammed Işık
Kültür Ajanda Dergisi
07.07.2025
5 Puan 120 syf. 17.03.2025
Havamız Olsun
Havamız Olsun
İlkay Coşkun | KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY) | 17.03.2025
1.438
  • Profil Sayfası

İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 2a
Çaresizlik, umut ve hayalperestlik üçgeninde gezeleyen insanoğlu ne kadar ilerlerse ilesin, doğum seremonisi ve sonrasında ölüm elvedasının üstesinden gelemiyor. Şu anda gerçek ki doymaya ve ölmemeye çalışan insanoğlu bu dünyada ne tam olarak doyabilecek ne de istenildiği gibi ölümsüzleşecektir.

***
Güven sorunu yaşayan aydın, fabrika ayarlarının güncellenmesi ve bir şekilde aydınlatma hizmetinin toplumun üstlenmesi gerekiyor. Aydın nitelemesinin içini doldurması gereken gerçek manada münevverler yetişmesi ve kişilerin kendilerini hissetmeleri gerekiyor.

***
İyi bir dilin yaşamdaki ve sanattaki olumlu etkisi azımsanamaz. Dil bu anlamda iletişim için gerekli en önemli araçlardır. Şiir bu manada dilin en güzel hali, en etkili hali, en olgun hali, en çocuk hali bazen de en uçuk halidir. Şair'in dönem arayışları içerisinde olmuştur. Değişerek gelişme dürtüsünün şairlerdeki görüntüsüdür şiir.

***
Ey şehir, köyümün dede yadigârı topraklarını yetim bıraktın. Ya kuruş kuruş asgari ücreti hesaplattın ya da piyango biletlerinden medet umar hale girmiş köylümü. Köyünde bey, paşa şehrinde şehirde kul köle yaptın kendine. Köyün olası gencecik civanmert delikanlılarını kırmış, beli bükülmüş olarak gönderildin gerisin geri.
5 Puan 126 syf. 2018
Kahve Bahane
Kahve Bahane
İlkay Coşkun | Vilayet Yayınevi | 2018
2.735
  • Profil Sayfası

İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 2a
Hani hep denir ya “yarası olmayanın şiiri olmaz” diye. Altmışlı yaşlarda olan şairin çocukluğundan bu tarafa hüzün ağrıları çektiği olmuştur. Bu hâlin, taşınan umut ile beraber, şiirlerine de sirayet etmiş olduğunu pekâlâ söyleyebiliriz. Son tahlilde, şairin şiirlerinde milletimizin yaşayan dip derin şuuru, mizacı ve aidiyet duygusu ile hafızaya dayalı, çağının tanığı güzel şiirler okumaktayız. Son olarak, sözü yine Özcan Ünlü’ye bırakalım ve en doğru en yerinde tespitlerle Şakir Kurtulmuş’un şiirlerini ve şairliğini anlatsın; “Şakir Kurtulmuş’un şiiri, büyük iddialarla değil derin ve içten bir sesle kurulur. Bu ses, çoğu zaman suyun akışında, bir çocuğun bakışında, bir şehrin yıkıntısında ve bir annenin çağrısında yankılanır” (s.10) İyi okumalar. İlkay Coşkun
5 Puan 160 syf. 2026
Yolların ve Suların Şairi - Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası
Yolların ve Suların Şairi - Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası
Özcan Ünlü | Çıra Yayınları | 2026
2.552
  • Profil Sayfası

İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 2a

Kalem, O Kalemdir

Kalem, O Kalemdir-Sinan AYHAN

Vildan Poyraz Coşkun’un “Bir Yüzü Esmer” şiir kitabı, Haziran 2022 tarihi itibariyle KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık)’tan çıktı. Keyifle okuduğumu söylemeliyim kitabı. Gözlerim ve kalbim bir seyir halindeydi okurken…

Şiir okurken şiir keyfiyeti üzerine düşünmek incelikli mesele… Şiir ne demek… Pindaros’a göre sanki bir orkide inceliği var şiirde. Ahmet Oktay, bir denemesinde Delueze/Guattari’nin ifadelerini hatırlatır, “dilin içindeki yabancı dildir şiir” diye; uzaklıkları ve yakınlıklarıyla şiir bir etkinin ülkesi, dilediğin gibi dolaş orada…

Vildan Poyraz Coşkun’un mısraları ile dolaşırken iklimden iklime duru bir hal içinde kırılmaz bir etki hissettim nedense. İnsan’ı kalbinden ve derinden yakalayan, içli ve özenle işlenmiş şiirler… Her bir şiirde, mısrada, kelimede özenli bir çalışmanın akislerini buluyorsunuz. Billurlaşan, adeta mücevherleşen bir kıvam… Fransızlar bu işlenmiş hali, “kristalize olma” ifadesiyle karşılar; bu şiirlerde de bu hal var işte. Girift bir iç örgüsü olan, kuvvetli duygulara sahip şiirler… Kristalize bir zevk… Şiir zevki…

Şairin dizelerinde hep bir acı lokma, belki serzeniş… İnsanı ayaklandıran bir hüzün… Ve her şeye rağmen incelikli bir umut…

“toparlanıyoruz hadi kalkın
aksetmeyecek artık hiçbir şey
bu yırtık perdeden
esmer değil artık gördüklerin
kelebek mutluluğu bu içtiğimiz”
(Sayfa 11, Kelebek Mutluluğu)

Her şeye aşina bir yabancılık…
“beni rüzgâr mı
yoksa bir rüya mı attı buralara”
(Sayfa 18, Aşk Mavi Bu Şehirde)

İmkânsızı imkânlı kılan; bir parça olarak kalmayan, insan ile bütünleşen mısralar…
“yırtık uçurtmalara takarım sesimi”
(Sayfa 20, Bozkırın Ötesinden)

Bir o kadar mahzun bir hal ve o kadar da serpilip gelişen bir tat…
“anı solurken
gece güzel bir mey oluyor
bir ışık serpiliyor
kendimi aradığım suların üzerine”
(Sayfa 21, Ateşin Böcekleri)

Derken zorlukların ayırdığı vatanda, şair sarhoşluğunu yakalamak, “bir satıra sığınmak” ve ötesi…
“bundandır
şair olup kaleme sımsıkı sarılışım
çam kokusunda sarhoş oluşum”
(Sayfa 36, Sarıya İnat)

Kelimeden azadelik… Nedensizlik… Sensizlik…
“eyül’ü beklemek niye
in
cin
uykuda”
(Sayfa 69, Aşk’a Çağrı)

Dekor, bize yapışan ince ve incili dekor hali…
“kirpiklere saplanan
güneşin ipince iğnesi”
(Sayfa 77, Gül Vakitleri)

Acının yanında yöresinde kıvranmak…
“böyle bilmezdik beyazın aslını”
(Sayfa 77, Gül Vakitleri)

Son tahlilde bize yapışan şairane gerçeklik…
“işini en iyi yapan kalemim
ben düşünür söylerim
o dinlediğini yazar”
(Sayfa 95, Kelamıkibar)

Söz biter ve şiirin hissi değer her yanımıza şifa diye. Kalem o kalemdir, Allah’ın şaire verdiği…
5 Puan 94 syf. 2022 Okudu
Bir Yüzü Esmer
Bir Yüzü Esmer
Vildan Poyraz Coşkun | Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) | 2022
3.100
  • Profil Sayfası

İlkay Coşkun
İlkay Coşkun
@ilkaycoskun
İnceleme 3a

Sessiz Taşıyıcılar

Sessiz Taşıyıcılar

“Sessiz Taşıyıcılar” Yazar Ebru Asya’nın Mythos Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu ilk öykü kitabıdır. Mayıs 2026’da matbuat âlemine dâhil edilen eserde on iki öykü yer almakta ve seksen iki sayfa hacmindedir. “Sessiz Taşıyıcılar” ismi aynı zamanda kitabın beşinci sırada yer alan öyküdür. Gerek kitap kapağındaki siliklikten belirginliğe doğru resmedilen üç insan görseli gerekse de kitaba girizgâhta yer verilen söz, kitabın içeriğine dair ipuçlarını vermektedir. İlk söz, “Görülmese de varlığından ve değerinden eksilmeyen o dirençli köklere” şeklindedir.

Öyküleri daha çok maziden, geçmişin mahbesinde tutulmuş olan yaşanmışlıklardan alınmış kesitler olduğunu söyleyebiliriz. Ama geçmişe dair burkucu bir özlem hali değildir bu. En azından belli bir yaşın üzerinde olanlar için geçmişe dair retrospektif bilgimiz böylelikle tazeleniyor diyebiliriz. Öyküler genellikle sonlandırılmaz. Hayatın bir kesiti olarak sunulur. Böylelikle heyecan duygusu hep diri tutulmaktadır. Öykü kahramanları daha çok erdemli, onurlu ve kanaatkâr karakterlerdir. Bunlarla birlikte vefa, vicdan, emeğin kutsallığı, umut gibi birçok değer öncelenmekte konu dâhilinde işlenmektedir. Umudu taşıyan ama dünya yorgunu insanlarda bulunmaktadır. Daha çok karakterler üzerinden sosyal temler, sosyolojik, psikolojik durum ile olay örgüsü işlenmektedir. Bu bağlamda anlatımdaki tözler ve devam eden süreçler şeklinde yol alınmaktadır. Bir cihetle de birbirinden bağımsız öyküler de yer almaktadır. Bu anlatım bölümlerinde maziye dair özlem kadar, eski üşümelerle ve ölümlerle de karşılaşmaktayız elbette. Yazar bazı öykülerinde anılarına ve kendi çocukluğuna doğru bir yolculuğa da çıkmaktadır. Öyküler de hem şairin sesinden hem başkahramanın sesinden hem de dış anlatıcı sesinden faydalanılmaktadır. Yani öykülerde, üç çeşit anlatıcının sesi duyulmaktadır.

“Sessiz Taşıyıcılar” olarak demirci ustası, çaycı, terzi, deri işleme ustalığı (debbağlık) gibi kimi meslek sahipleri üzerinden anlatım şekillenmektedir. Bunlarla birlikte taziye geleneğimiz ve bir ağaç kökü ile bahçıvanın hikâyesinin ele alındığı ilginç öykülerle de karşılaşmaktayız. Öykülerde geçen kahraman isimlerine de bir göz atacak olursak. “Rehberi Hanım, Nizam Usta, Ayşe, Ebru (yazarın kendisi olsa gerek.), Selcan, Şıhlı, Patron Hamit, Ural Bey, Mehmet Ali, Ziyanettin, Cimriye, Nadide, Aslan Bey, Tomris Hanım, Selim, Nergis, Hasan, Oğuz, Aral, Kiracı Rukiyyle, eşi Erol Bey, Binali, Abdülkerim Bey.” gibi isimleri ilk aklıma gelenler olarak sıralayabilirim.

Bir okur olarak bütün okumalarımda hem yeni şeyler öğrenme yetimi aktiflerim hem de bilgilerimi pekiştirmeye çalışırım. Bu bağlamda kitap da altını kurşun kalemle işaretlediğim yerlere bir bakacak olursak; “Dart” (Renkli halkalardan oluşan özel bir hedefe küçük okların atıldığı, 501 puandan geriye düşülerek sıfıra ulaşılmaya çalışılan popüler bir hedef atış ve spor dalı.), “Zahter” (Hatay, Gaziantep ve Kilis çevresinde yetişen bir baharat ve çay bitkisi.), “pötikare” (Kareli kumaş), “Ametist moru (mor renkli kuvars cinsi bir kayaç türü.), “Aynısefa (diğer adı Portakal Nergisi, park bahçelerde bolca dikimi yapılan, papatyagillerden sarı, turuncu renkli bir çiçek.), “Havuduyla yutmak” (Deveyi havuduyla yutmak, bir deyim)

Yazar aynı zamanda bazı güzel sözlerle de öykülerini destekler ve daha da anlamlandırır. “Başı göl, ayağı sel” (s. 27), “Uyuyanın üstüne kar yağarmış” (s. 70), “Boğaz dokuz boğum; sekizini yut, birini konuş” (s. 79) Yazarın yazım dilini görmemiz açısından öykülerde yer alan başka bazı güzel bölümler de şu şekildedir. “Kendini yetiştiren büyük ustadan miras kalan sabır” (s. 27), “İnsanın annesi öldüğünde onunda birlikte ev de ölürmüş.” (s. 37), “Bazen kelimeler yaralar, sadece sessiz bir dokunuş, sıcacık bir sarılış en ağır yaraları sarar” (s. 37) Gibi.

Bütün anlatımlar; yol türküleri ve çoraklaşmamış yaşamlar içermektedir. Elbette ki öykülerin temel unsuru insandır. Zamanın yek ahenk akışı içerisinde kaçırdığımız, farkına varamadığımız o kadar çok ayrıntı vardır ki bunları tutabildiğimiz kadar farkındalığımız artacaktır. Son tahlilde, “Sessiz Taşıyıcılar”da ziyadesiyle yapay değil doğalı, merkezi değil taşrayı ve eliti değil konu olarak hayatın içinden olanı okumaktayız. Öyle ya insan yüreğine dokunmayan, vicdana hitap etmeyen, insani değerlerin dışındaki her şey pösteki saymak olacaktır. Anlatımlarda öznellikten daha çok hikâye, öykü türünde olması gereken nesnellik ve gözlemler daha belirgindir. Kimi ayrıntılara dikkatli bakmanın ve görmenin öncelendiğini görmekteyiz. Sonuçta insanı büyük şeyle büyük yapmakta belki ama küçük şeyler ve ayrıntılar daha mutlu kılmaktadır. Filizi, filizlenmeyi içinde diri tutmak önemlidir. Öyle ya tomurcuk derdinde olmayan bir ağaç olsa olsa bir odun olacaktır sonunda. İyi okumalar dilerim. Buyurunuz.

İlkay Coşkun
30.07.2026
82 syf. 06.05.2026 Okudu
Sessiz Taşıyıcılar
Sessiz Taşıyıcılar
Ebru Asya | MYTHOS KİTAP | 06.05.2026
3.221
  • Profil Sayfası

En Çok Kitap Okuyanlar

Tümü
tulayaslan_cancersoldiers
tulayaslan_cancersoldiers
712 kitap
By_Coga 2
By_Coga
560 kitap
faik.yilmaz.9 3
faik.yilmaz.9
556 kitap
Sani 4
Sani
501 kitap
Elif ツ 5
Elif ツ
492 kitap
Canan 6
Canan
417 kitap
Tarihciyazarerdal 7
Tarihciyazarerdal
403 kitap
Gizem Dindaroğlu 8
Gizem Dindaroğlu
368 kitap
Aysız 9
Aysız
336 kitap
Yıldız 10
Yıldız
307 kitap
alfabe 11
alfabe
300 kitap
Tuen 12
Tuen
288 kitap
Fatmaileri 13
Fatmaileri
286 kitap
Aimée 14
Aimée
281 kitap
Sevval 15
Sevval
270 kitap

Trend Kulüpler

Tümü
EvladımSanaDiyorum

EvladımSanaDiyorum

34 üye • 1 konu
Katıl
En İyi Kitap Önerileri

En İyi Kitap Önerileri

26 üye • 6 konu
Katıl
Kitap analiz grubu

Kitap analiz grubu

21 üye • 2 konu
Katıl
Sosyal Kitap Rize Okuma Grubu

Sosyal Kitap Rize Okuma Grubu

7 üye • 0 konu
Katıl
Kendi Kulübünü Kur Keşfet

Kitap Listeleri

Tümü
Bostan ve Gülistan
Çöle İnen Nur
Niyazi-i Mısri Divanı Şerhi
Mahrem ve Münzevi
Oruç - Sırları ve Fazileti
Hz. Muhammed S.A.V. İçin Bülbülün Kırk Şarkısı
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed A.S.
Malcolm X
Hasret-i Peygamber
Ramazan ayında okunabilecek kitaplar
Kelime Dağarcığı
Her gün yeni bir kelime
#Nadide

Son Okunan Kitaplar

Tümü
Gece Yarısı Kütüphanesi
Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig
Aşk
Aşk
Elif Şafak
Aşk
Aşk
Elif Şafak
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
İlber Ortaylı
İnce Memed - 2
İnce Memed - 2
Yaşar Kemal
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Christy Brown
Nar Ağacı
Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
Bir Çift Yürek
Bir Çift Yürek
Marlo Morgan
Benim Üniversitelerim
Benim Üniversitelerim
Maksim Gorki
Yaşamak
Yaşamak
Cahit Zarifoğlu

Gündemdekiler

Trendler
#1
#Alıntı
#2
#Bugün
#3
#Kitap
#4
#Türkü
#5
#Sinema
#6
#Aşk
1.221 gönderi
#7
#Yaşam
177 gönderi
#8
#Şiir
21 gönderi

En Çok Alıntı Yapanlar

Tümü
Gizem Dindaroğlu 1
Gizem Dindaroğlu
3251 alıntı
alfabe 2
alfabe
2241 alıntı
Abuzer Badem 3
Abuzer Badem
1394 alıntı
Cerence
Cerence
953 alıntı
Elif ツ
Elif ツ
874 alıntı

Yükselen Okurlar

Trend
BERAT POLAT
BERAT POLAT
@maximusbumbada
alfabe
alfabe
@abc_
Albayrakhsn
Albayrakhsn
@albayrakhsn
ayçiçek
ayçiçek
@aycicek
Mii
Mii
@mimvetum
Merve Kaba 🌕
Merve Kaba 🌕
@mervekaba

Sign up for our newsletter

Get the best news on weelky basis! Join now and don't miss it.

Anasayfa
Bildiriler
Mesajlar
Profil

Ne Paylaşmak İstersiniz?

Sosyal Kitap'ta bir içerik paylaşın

Yeni İleti
Düşünce, durum veya kısa notlar
Kitap İncelemesi
Kitap hakkında değerlendirme yapın
Kitap Alıntısı
Sevdiğiniz cümleleri aktarın
Okuma Hedefi
Yıllık veya aylık hedef belirleyin