Anadolu Üniversitesi

Anadolu Üniversitesi

12 üye
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2g
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Okur kitap arar ama ,kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm
96'ın 11. sayfasında
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Bilge Karasu - Metis Yayınları - 2022
122
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2g
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Çünkü bilirsiniz ki onsuzluk, sizin de,en azından bir parça ölümünüzdür
96'ın 12. sayfasında
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Bilge Karasu - Metis Yayınları - 2022
128
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Tyrion, babasının altın lekeli yeşil ve sert gözlerine baktı. “Suçlu,” dedi, “çok suçlu.
Duymak istediğiniz bu mu?”
Lord Tywin bir şey söylemedi. Mace Tyrell başıyla onayladı. Prens Oberyn biraz hayal
kırıklığına uğramış gibi görünüyordu. “Kralı zehirlediğini kabul ediyor musun?”
“Öyle bir suç değil,” dedi Tyrion. “Joffrey’nin cinayetinde masumum. Ben çok daha
şeytani bir kabahatten suçluyum.” Babasına doğru bir adım attı. “Doğdum. Yaşadım. Bir cüce
olmaktan suçluyum, itiraf ediyorum. Ve iyi babam beni kaç kez affetmiş olursa olsun şenaatte
ısrar ettiğim için suçluyum.”
“Bu saçmalık Tyrion,” dedi Lord Tywin. “Şu anki meseleyle ilgili konuş. Cüce olduğun
için yargılanmıyorsun.”
“İşte orada yanılıyorsun baba. Ben bütün hayatım boyunca cüce olduğum için
yargılandım.”
“Savunman için söyleyecek bir şeyin yok mu?”
“Şundan başka bir şey yok: Ben yapmadım. Ama şimdi keşke yapmış olsaydım
diyorum.” Yüzünü salona döndü, solgun yüzler denizine. “Hepinize yetecek kadar zehrim
olsun isterdim. Size bakınca, olmamı istediğiniz canavar olmadığım için esef ediyorum ama
gerçek bu; ben masumum, lâkin burada adalet bulamayacağım. Bana tanrılara münacat
etmekten başka bir seçenek bırakmadınız. Dövüşle yargılama talep ediyorum.”
Kılıçların Fırtınası Kısım 1
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2016
564
Um
#Edebiyat - @umut3200
Alıntı
1a
Dev Şarkısı
Taş kalelerinde ateşler yaktılar,
taş kalelerinde keskin mızraklar yaptılar.
Ben dağlarda yalnız yürüyordum,
gözyaşlarımdı tek gerçek dostum.
Beni gün ışığında köpeklerle avladılar,
beni gece vakti meşalelerle avladılar.
Devler ışıkta yürürken hala,
küçük adamlar dik duramaz asla.
aaah ben son devim,
şarkının sözlerini iyi öğrenin.
Çünkü ben gittiğimde sesler susacak,
ve sessizlik çok, çok uzun olacak.”
Taht Oyunları
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2022
866
Um
@umut3200
Alıntı
1a

“Lord Janos. Size Bozkalkan’ın komutasını veriyorum.”
“Bozkalkan... Bozkalkan, yabanıl
arkadaşlarınla birlikte Sur’a tırmandığın yerdi...”
“Öyleydi, Kabul etmem gerekir ki kale acınacak durumda.
Onu mümkün olan en iyi şekilde onaracaksınız. İşe ormanı geri iterek
başlayın. Hâlâ ayakta duran yapıları tamir etmek için, çökmüş olanlardan
taş çalın.” Bu iş zor ve acımasız olacak, diye ekleyebilirdi. Taş üstünde
uyuyacaksınız, şikâyet edemeyecek ve komplo kuramayacak kadar yorgun
olacaksınız. Çok geçmeden, sıcağın nasıl bir şey olduğunu unutacaksınız
ama erkekliğin nasıl bir şey olduğunu hatırlayabilirsiniz. “Otuz adamınız
olacak. On adam buradan, on adam Gölge Kule’den ve on adam da Kral
Stannis tarafından bize geçici olarak verilenlerden.”
“Ne yaptığını anlamadığımı mı sanıyorsun? Janos Slynt kolayca
kandırılacak bir adam değildir. Sen henüz kundağına pisliyorken ben Kral
Toprakları’nın güvenliğinden sorumluydum. Harabeni kendine sakla piç.”
Size bir şans veriyorum lordum. Bu, sizin babama verdiğiniz her şeyden
daha fazla. “Beni yanlış anladınız lordum,” dedi Jon. “Bu bir teklif değil,
bir emir. Buradan Bozkalkan’a yirmi fersah yol var. Silahlarınızı ve
zırhınızı toplayın, vedalarınızı edin ve yarın sabah ilk ışıkla birlikte yola
koyulmak için hazırlanın.”
“Hayır.” Donarak ölmek için uzaklara uysalca gitmeyeceğim. Hiçbir vatan hainin
piçi Janos Slynt’e emir veremez! Dostlardan yoksun değilim, seni
uyarıyorum. Hem burada, hem de Kral Toprakları’nda dostlarım var. Ben
Harrenhal Lordu’ydum! Harabeni, senin için oy kullanan kör aptallardan
birine ver. Ben o harabeyi almayacağım. Beni duyuyor musun çocuk?
Almayacağım!”
“Alacaksınız.”
“Lord Janos,” dedi Jon, “size son bir şans
vereceğim. O kaşığı masaya bırakın ve ahıra gidin. Atınız eyerlendi ve
dizginlendi. Bozkalkan’a kadar uzun ve zorlu bir yol var.”
“O halde yola koyulsan iyi olur çocuk. Bozkalkan senin gibiler için harika bir yer bence. İmanlı
iyi insanların epey uzağında. Senin üstünde canavarın işareti var, piç.”
“Emrime itaat etmiyorsunuz demek?”
“Emrini alıp o piç kıçına sokabilirsin,”
“Nasıl isterseniz. Lütfen Lord Janos’u Sur’a götür...”
“...ve onu as,” diye bitirdi Jon.
“Hayır,” diye itiraz etti Lord
“Hayır, beni bırakın. O sadece bir
çocuk, bir piç. Babası vatan hainiydi. Onun üzerinde canavarın işareti var,
kurt var... Beni bırakın! Janos Slynt’e el uzattığınız güne pişman
olacaksınız. Sizi uyarıyorum, Kral Toprakları’nda dostlarım var...”
Lord Janos’un, “Eğer bu çocuk beni korkutabileceğini sanıyorsa,
yanılıyor,” dediğini duydular. “Beni asmaya cesaret edemez. Janos Slynt’in
dostları var, önemli dostları, göreceksiniz...”
Bu yanlış, diye düşündü Jon. “Durun.”
Emmett döndü, kaşları çatılmıştı. “Lordum?”
“Onu asmayacağım,” dedi Jon. “Onu buraya getirin.”
Bowen Marsh’ın, “Ah, Yedi bizi korusun!” diye bağırdığını duydu.
Lord Janos’un gülümsemesinde, bayat yağın bütün tatlılığı vardı, ta ki
Jon, “Bana bir kütük bulun,” deyip Uzunpençe’yi kınından çıkarana kadar.
Uygun bir kütük bulunduğunda, Lord Janos vinç kafesinin içine kaçtı
ama Demir Emmett kafese girip adamı dışarı sürükledi. Emmett tarafından
yarı itilip yarı çekilerek avlunun karşısına götürülürken, “Hayır!” diye
feryat etti Slynt. “Beni bırakın... bunu yapamazsınız... Tywin Lannister
bunu duyduğunda hepiniz pişman...”
Emmett, Janos’un ayaklarını yerden kesti. Efkârlı Edd, Janos’un sırtına
bir tekme indirerek dizlerinin üstünde kalmasını sağlarken, Emmett kütüğü
adamın başının altına yerleştirdi. “Eğer kıpırdamadan durursanız bu iş daha
kolay olur,” dedi Jon, Janos’a. “Darbeden kurtulmak için kenara çekilmeye
kalkarsanız, yine de ölürsünüz ama ölümünüz daha çirkin olur. Boynunuzu
uzatın lordum.” Jon, piç kılıcının kabzasını iki eliyle birden kavrayıp silahı
yukarı kaldırdığında, bıçağın üstünde solgun sabah ışığı gezindi. Jon, son
bir küfür bekleyerek, “Eğer son bir sözünüz varsa, söylemenin tam
zamanıdır,” dedi.
Janos Slynt, Jon’a bakmak için kafasını çevirdi. “Lütfen lordum.
Merhamet. Ben... ben gideceğim... ben...”
Hayır, diye düşündü Jon. O kapıyı kapattın. Uzunpençe aşağı indi. Janos
Slynt’in başı çamurlu zeminde yuvarlanırken, “Çizmelerini ben alabilir
miyim?” diye sordu Öküz Owen. “Çizmeleri yeni sayılır. İçleri kürk kaplı.”
Jon, arkasına dönüp Stannis’e baktı. İki adamın gözleri bir an için
buluştu. Sonra kral, başını onaylar gibi salladı ve kulesine geri döndü.
Ejderhaların Dansı 1 - Buz ve Ateşin Şarkısı 5
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2013
833
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Quathie'nin uyarıları
"Hayır, dinle beni Daenerys Targaryen. Cam mumlar yanıyor. Yakında beyaz kısrak gelecek. Ve onun ardından ötekiler. Deniz canavarı ve kara alev, aslan ve grifin, güneşin oğlu ve maskaranın ejderhası. Hiçbirine güvenme. Ölümsüzleri hatırla. Parfüm kokulu kethüdaya dikkat et." "Reznak mı? ondan neden korkayım? Eğer benim için bir uyarın varsa, açıkça konuş. Benden ne istiyorsun Quathie?" "Sana yolu göstermek istiyorum." "Yolu hatırlıyorum," dedi Dany. "Kuzeye varmak için güneye, doğuya varmak için batıya gitmeliyim. İlerlemek için geri dönmeliyim. Ve ışığa dokunmak için gölgelerden geçmeliyim. Bilmecelerden bıktım Qarth'ta bir dilenciydim ama burada bir kraliçeyim. Sana emrediyorum." "Ejderhanın kanı." Ama ejderhalarım karanlıkta kükrüyor. "Ölümsüzleri hatırlıyorum. Bana üçün çocugu dediler. Bana üç binek vadetiler. Üç ateş ve üç ihanet. Biri kanda, biri altında ve biri..."

606'ın 187. sayfasında
Ejderhaların Dansı 1 - Buz ve Ateşin Şarkısı 5
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2013
850
Um
#Edebiyat - @umut3200
Alıntı
1a
Ejderhanın hükmünü bitiren kral.
Ejderhanın üzerine çekiç düştüğünde, yeni bir kral ortaya çıkacak ve onun önünde kimse duramayacak. -Yedi Krallık Şövalyesi
Taht Oyunları
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2022
862
Um
#Edebiyat - @umut3200
Alıntı
1a
Dunyanin uzerinde duran alevli bir kilic
"Bin Taht Salonuna gidip Safkanlılara senin canıni bağışlamaları için yalvardığımda, onlara senin küçük bir çocuk olduğunu söyledim," "Fakat fevkalade Egon emeros ayağa kalkıp, 'O aptal bir çocuk,' dedi, 'çılgın, pervasız ve hayatta kalması tehlikeli.' Ejderhaların küçükken kerametti. Büyüdüklerinde ölüm ve tahribat oldular. Dünyanın üzerinde duran alevli bir kılıç." Xaro gözyaşlarını sildi. "Seni Qarth'ta öldürmeliydim."
Kralların Çarpışması 1
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2017
885
Um
#Edebiyat - @umut3200
Alıntı
1a
Cesur Argillac
Durrandon Hanesinin Fırtına Kralları, bir zamanlar büyük hisarlari Fırtına Burnundan, Gazap burnundan Yengeç Koyuna kadar westerosun doğu yarısına hukmediyorlardı ama asırlardır egemenlikleri kan kaybetmekteydi. Topraklarına batıdan menzil kralları dadanıyordu, Dornelular güneyden saldiriyordu ve Kara Harren ile demirdogumlulari onları üç dişli mizraktan ve karasu koyunun kuzeyinden kovmuştu. Son Durrandon, Kral Argilac bu gerilemeyi bir süreliğine durdurmayı başarmış, henüz çocukken bir dorne istilasını püskürtmüş, Yaztarlası Savaşında Menzil kralı VII. Garse Gardeneri katletmişti. Güneyde ve doğuda, Fırtına kralının sancaktarlari Kral Harreninkilerden daha sadık olduklarını gösterdiler. Küstah Argilac, Fırtına Burnunda büyük bir ordu topladı. Yaşlı savaşçı Kral, Harren gibi, kendi kalesinin içinde ağzına elma tıkılmış bir domuz misali pişmeyi düşünmediğini kükredi. Savaşa aşina olan Kral, kılıcı elinde, kendi kaderini kendi tayin edecekti. Böylece Küstah Argilac, Fırtına Burnundan son kez yola çıktı. Fırtına kralı da egerinden düştü. Ancak Argilac savaşmaya devam etti. Orys baratheon çamurlu tepeden kendi adamlarıyla indiğinde, yaşlı Kralı yarım düzine askere karşı safını tutar halde ve ayaklarının dibinde bir o kadar cesetle buldular. "Açılın" diye emretti Baratheon. Kralları eşit şartlarda dovusebilmek için atindan indi ve Fırtına kralına teslim olması için son bir fırsat verdi. Argilac teslim olmak yerine ona lanet okudu. Ve carpıştılar; uzun beyaz saçlı, yaşlı savaşçı Kral ile Aegonun zorlu, siyah sakallı eli. iki adamında birbirini yaralamayı başardığı anlatılır ama sonunda durrandonlarin umduğunu buldu ve elinde kılıcı, dilinde küfürle can verdi.
Ateş ve Kan - Özel Baskı
George R. R. Martin - Epsilon Yayınevi - 2024
623
Um
#Alıntı - @umut3200
Alıntı
1a
Ya bagimsizlik ya da ölüm
Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun, baǧımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar ve insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez.
223'ün 19. sayfasında
Gençler İçin Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk - Dorlion Yayınları - 2019
885
Um
#Türk Tarihi - @umut3200
Alıntı
1a
Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir efendi getirmeleri hiç düşünülemez.

223'ün 19. sayfasında
Gençler İçin Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk - Dorlion Yayınları - 2019
886
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Oysa, Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.
Öyleyse, ya bağımsızlık, ya ölüm!
İşte gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası bu olacaktır.
Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranılacağını düşünelim. Ne olacaktı? Tutsaklık.
Peki efendim, öteki kararlara uymakla da sonuç bu olmayacak mıydı?
Şu ayrımla ki, bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus, insanlık onur ve şerefinin gereği olan her özveriye başvurduğunu düşünerek avunur ve kuşkusuz, tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk, onursuz bir ulusla karşılaştırılınca, dost ve düşman gözündeki yeri çok başka olur.

223'ün 21. sayfasında
Gençler İçin Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk - Dorlion Yayınları - 2019
610
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Ulusal gösteri toplantıları 2
Verdiğim yönergedeki görüşü kötüye kullanacak kadar ustalık gösterenler de oldu. Örneğin: Sinop'a yeni atanan bir mutasarrıf, orada yapılan gösterileri kendisi yönetiyor ve gösteri kararlarını kendisi yazıp halka imza ettirdiğini söylüyor ve bize de bir örneğini gönderiyor. Bu adamın zavallı halka gürültü patırtı arasında imza ettirdiği uzun yazılar içinde şu satırlar gizleniyordu: "Türkler ilerleyip gelişemediyse ve Avrupa'nın uygarlık ilkelerini kabul edip sindiremediyse bu, şimdiye değin iyi bir yönetime kavuşamadığından ileri gelmiştir. Türk ulusu, ancak kendi padişahının buyruğu ve egemenliği altında olmak koşuluyla Avrupa'nın gözetim ve denetiminde kurulacak bir yönetim örgütü ile yaşayabilir." Baylar, Sinop halkı adına İtilâf Devletleri temsilcilerine verilen 3 Haziran 1919 günlü bu andırının altındaki imzalara göz gezdirirken müftü vekili efendinin imzasının yanında gördüğüm imza, bilginize sunduğum satırları yazan ve yazdıran ruhu bulup çıkarmama yaradı. O imza, Hürriyet ve İtilâf Fırkası ikinci başkanı olan kişinin imzası idi.

223'ün 37. sayfasında
Gençler İçin Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk - Dorlion Yayınları - 2019
874
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Ulusal Gösteri Yankıları
Harbiye Nazırlığı Yüksek Katına
Y (Yanıt): 2 Haziran 1919 şifre:

Sivas ve çevresinde eskiden beri bulunan Ermenileri ve daha sonra sığınanları korkutacak hiçbir olay geçmemiştir. Ne Sivas'ta, ne de çevresinde kaygı verecek hiçbir durum yoktur. Herkes sessizce kendi iş ve güçleriyle uğraşmaktadır, Bunu kesin olarak bilginize sunar ve inanmanızı dilerim. Bu duruma göre, İngiliz notasındaki haberlerin nereden çıktığını benim bilmem gerekir. Düşmanın İzmir ve Manisa'yı ele geçirişiyle ilgili acı haber üzerine Müslüman halkın yaptığı ve Hıristiyan azınlıklara karşı hiçbir düşmanlık duygusu gütmeyen toplantılardan kimi kişilerin ürkmüş olmaları düşünülebilir. İtilâf Devletleri, ulusumuzun haklarına ve bağımsızlığına saygılı kaldıkça ulus da yurt dokunulmazlığının kesinliğine güvendikçe, Müslüman olmayan halkın korkuya düşmesine hiçbir neden yoktur. Bu konuda devlete karşı her türlü sorumluluğu yüklenir ve buna tam olarak güvenilmesini dilerim. Ama bağımsızlığı ve ulusal varlığı yok eden ve ulusun yaşamını tehlikeye düşüren işgal, cana kıyması ve her türlü saldırıları gibi, İzmir yöresinde görülegelen olayların ve benzerlerinin baş göstermesine karşı ne ulusun coşkusunu ve vicdan sızlamalarını, ne de bundan doğan ulusal gösterileri engelleyip durdurmak için kendimde ve hiç kimsede hiçbir güç göremeyeceğim gibi bu yüzden ortaya çıkacak olayların karşısında da sorumluluk yüklenebilecek ne komutan, ne sivil yönetici, ne de hükümet düşünürüm.
Mustafa Kemal
223'ün 41. sayfasında
Gençler İçin Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk - Dorlion Yayınları - 2019
593
Um
#Alıntı - @umut3200
Alıntı
1a
Benim Kararım.
Sonra, Osmanlı soyunu (Osmanlı hanedanı) ve saltanatını sürdürmeğe çalışmak, elbette Türk ulusuna karşı en büyük kötülüğü istemekti. Çünkü ulus, her türlü özveriye başvurarak bağımsızlığını sağlasa da, padişahlık sürüp giderse, bu bağımsızlığa güvenle bakılamazdı. Artık yurtla, ulusla hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulus bağımsızlığının ve onurunun koruyucusu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilirdi?
Halifeliğin durumuna gelince, bunun bilim ve tekniğin ışığa boğduğu gerçek uygarlık dünyasında gülünç sayılmaktan başka bir durumu kalmış mıydı?

Görülüyor ki, verdiğimiz kararın uygulanmasını sağlamak için ulusun daha alışmadığı sorunlara el atmak gerekiyordu. Kamunun söz konusu etmesinde büyük sakıncalar bulunacağı düşünülen noktaların söz konusu edilmesinde kesin zorunluluk vardı.
Osmanlı Hükümetine, Osmanlı Padişahına ve Müslümanların halifesine başkaldırmak ve bütün ulusu ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu.
223'ün 21. sayfasında
Gençler İçin Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk - Dorlion Yayınları - 2019
599
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Fred ve George'tan Hogworts'a çılgın veda.
Tıpkı Trelawney'nin kovulduğu gece gibiydi. Öğrenciler, büyük bir çember oluşturacak şekilde duvarların önünde duruyorlardı (Harry kimilerinin üstünün, Kokanözsu'ya çok benzeyen bir maddeyle kaplı olduğunu gördü); öğretmenlerle hayaletler de oradaydı. Seyircilerin arasında, kendilerinden pek hoşnut görünen Teftiş

Mangası özellikle göze çarpıyordu. Yukarıda süzülen Peeves aşağı doğru, salonun ortasında duran ve kesinlikle az önce kapana kıstırılmışa benzeyen Fred ile George'a bakıyordu.

"Demek öyle!" dedi Umbridge, muzaffer bir edayla. Harry onun hemen birkaç basamak önünde durduğunu fark etti, Umbridge bir kez daha avına tepeden aşağı bakıyordu. "Demek bir okul koridorunu bataklığa çevirmeyi eğlenceli buluyorsunuz, öyle mi?"

"Evet, hayli eğlenceli," dedi Fred, en ufak korku belirtisi göstermeksizin ona bakarak.

Mutluluktan ağlamak üzere olan Filch, onu bunu dirsekleyerek Umbridge'e yaklaştı.

"Form bende, müdire hanım," dedi boğuk bir sesle, Harry'nin az önce çekmeceden aldığını gördüğü parşömeni salladı. "Form bende, kırbaçlar da bekliyor... n'olur, n'olur bırakın da yapayım... "

"Çok iyi, Argus," dedi Umbridge. "Siz ikiniz," diye devam etti, aşağı, Fred ve George'a bakarak, "benim okulumda kural çiğneyenlere ne yapıldığını göreceksiniz şimdi."

"Biliyor musun?" dedi Fred. "Hiç sanmıyorum."

İkizine döndü.

"George," dedi Fred, "bence bütün günü eğitimle geçirecek yaşı geçtik artık."

"Evet, benim de içimde öyle bir his var," dedi George, önemsemeden.

"Artık yeteneklerimizi gerçek dünyada sınama vakti geldi, ne dersin?" diye sordu Fred.

"Kesinlikle," dedi George.

Ve daha Umbridge tek kelime edemeden, asalarını kaldırıp bir ağızdan bağırdılar:

"Accio süpürgeler!"

Harry uzaklarda bir yerde bir gümbürtü duydu. Sol tarafına baktı ve tam vaktinde kafasını eğdi. Fred ve George'un süpürgeleri, bir tanesi Umbridge'in onları duvara bağladığı ağır zinciri ve demir çiviyi hâlâ peşinde sürükleyerek, koridordan sahiplerine doğru son hızla geliyorlardı; sola döndüler, merdivenlerden aşağı hızla indiler ve ikizlerin önünde pat diye durdular; zincir, taş döşeli zeminde gürültüyle şangırdadı.

"Görüşmeyiz," dedi Fred Profesör Umbridge'e, bacağını süpürgesinin üzerinden atarak.

"Evet, zahmet edip de arayı açmamaya kalkma," dedi George, kendi süpürgesine bindi.

Fred, toplanmış öğrencilere, suskun ama dikkatli kalabalığa baktı.

"Eğer yukarıda sergilenen türden bir Portatif Bataklık almak isteyeniniz olursa, Diagon Yolu, Doksan Üç Numara'ya gelin - Weasley Büyücü Şakaları," dedi yüksek sesle. "Yeni mekânımız!"

"Ürünlerimizi bu ihtiyar yarasadan kurtulmak için kullanmaya yemin eden Hogwarts öğrencilerine özel indirim var," diye ekledi George, parmağıyla Profesör Umbridge'i işaret ederek.

"DURDURUN ONLARI!" diye feryat etti Umbridge, ama artık çok geçti. Teftiş Mangası çemberi daraltırken, Fred ve George hızla havalanıp beş metre yükseğe çıktılar, demir çivi altlarında tehlikeli bir şekilde sallanıyordu. Fred salonun öbür yanına, kalabalığın üstünde onunla aynı hizada süzülen hortlağa baktı.

"Bizim için onun canına oku, Peeves."

Ve Harry'nin daha önce hiçbir öğrenciden emir aldığını görmediği Peeves, canlı şapkasını başından çıkardı; Fred ile George aşağıdaki öğrencilerin coşkulu alkışı eşliğinde dönüp açık ön kapıdan görkemli günbatımına doğru hızla giderken, onlara selam durdu.

Sonraki birkaç gün boyunca Fred ile George'un özgürlüğe kaçışının hikâyesi öyle sık anlatıldı ki, Harry çok geçmeden bunun bir Hogwarts efsanesi haline geleceğini anladı; aradan bir hafta geçtiğinde, neredeyse görgü tanıkları bile ikizlerin kapıdan dışarı uçup gitmeden önce
975'in 964. sayfasında
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı - 5
J. K. Rowling - Yapı Kredi Yayınları - 2024
818
Um
@umut3200
Alıntı
1a
“Yaşlandım Gandalf. Göstermiyorum ama bunu gönlümün ta derinliklerinde hissediyorum. Yaşını göstermezmişl” diye homurdandı. “Yahu, kendimi incelmiş hissediyorum, bir yerde gerilmiş gibi, bilmem anlıyor musun: Aynen büyük bir parça ekmeğe sürülmüş az bir miktarda tereyağı gibi. Böyle bir şey doğru olamaz. Bir değişikliğe veya, ne bileyim, bir şeylere ihtiyacım var.”

Yüzüklerin Efendisi Birinci Kısım Yüzük Kardeşliği
J. R. R. Tolkien - Metis Yayınları - 2023
822
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Hepimizin hayalini kurduğu şey sessiz huzurlu yaşam sürmek.
“Dağlan tekrar görmek istiyorum Gandalf dağları; sonra da huzura ereceğim bir yer bulmak. Huzur dolu sessiz bir yer, akrabaların beni gözetlemedikleri, ortalığı birbirine katan ziyaretçilerin kapı ziline aşılmadığı bir yer. Kitabımı bitirebileceğim bir yer bulabilirim. Kitabım için güzel bir son tasarladım: ve ömrünün sonuna kadar mutluluk içinde yaşadı.”

520'in 39. sayfasında
Yüzüklerin Efendisi Birinci Kısım Yüzük Kardeşliği
J. R. R. Tolkien - Metis Yayınları - 2023
715
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Çok güldüm.
Harry yeniden dalışa geçti. Onun snitch'i gördüğünü sanan Cho, takip etmeye çalıştı. Harry çok keskin bir dönüşle dalıştan çıktı, Cho ise hızla aşağı doğru inmeye devam etti; Harry bir kez daha mermi gibi yukarı fırladı ve snitch'i üçüncü kez gördü: Ravenclaw tarafında, sahanın çok üzerinde ışıldıyordu.

Hızlandı; metrelerce altında, Cho da hızlandı. Harry kazanmak üzereydi, arayı açıyor, her geçen saniye snitch'e daha da yaklaşıyordu - derken -

"Aa!" diye çığlık attı Cho, parmaklarıyla bir yeri işaret ederek.

Dikkati dağılan Harry, aşağı baktı.

Üç ruh emici, üç uzun boylu, siyahlara bürünmüş, kukuletalı ruh emici, kafalarını kaldırmış ona bakıyordu.

Düşünerek vakit kaybetmedi. Elini cüppesinin yakasından sokup asasını çıkardı ve kükredi: "Expecto patronum!"

Asasının ucundan gümüşi beyaz devasa bir şey fırladı. Onun tam ruh emicilere doğru gittiğini biliyordu, ama durup seyretmedi. Zihni hâlâ mucizevi bir şekilde berraktı, dönüp önüne baktı - hedefine neredeyse ulaşmıştı. Hâlâ asayı tutan eliyle öne doğru uzandı ve parmaklarıyla minik, mücadeleci snitch'i kavramayı başardı.

Madam Hooch'un düdüğü duyuldu. Harry havada arkasına döndü ve kırmızı renkli altı bulanık şeklin hızla ona doğru yaklaştığını gördü. Az sonra bütün takım onu öylesine sıkı kucaklıyordu ki, neredeyse süpürgesinden düşecekti. Aşağıda, kalabalığın içindeki Gryffindorlar'ın sevinç naralarını duyabiliyordu.

"İşte böyle oğlum!" diye bağırıp duruyordu Wood. Alicia, Angelina ve Katie, üçü de Harry'yi öpmüşlerdi, Fred ise ona öyle sıkı sarılmıştı ki, Harry kafasının kopacağını sandı. Takım tam bir karmaşa içinde yere inmeyi başardı. Harry süpürgesinden indi ve bir sürü Gryffindor taraftarının sahaya fırladığını gördü, en önde de Ron vardı. Daha ne olduğunu anlamadan, coşkuyla bağırıp çağıran kalabalık onu sarmıştı.

"Evet!" diye bağırdı Ron, Harry'nin kolunu havaya kaldırarak. "Evet! Evet!"

"Aferin, Harry!" dedi Percy, çok memnun görünüyordu. "On galleon kazandım! Penelope'yi bulmam gerek, affedersiniz."

"Çok iyiydin, Harry!" diye kükredi Seamus Finnigan.

"Müthişti be!" diye seslendi Hagrid, oraya üşüşmüş Gryffindorlar'ın kafalarının üzerinden.

"Bayağı iyi bir Patronus'tu" dedi bir ses Harry'nin kulağına.

Harry arkasına dönüp Profesör Lupin'i gördü. Lupin hem sarsılmış, hem de memnun kalmış görünüyordu.

"Ruh emiciler beni hiç etkilemedi!" dedi Harry heyecanla. "Hiçbir şey hissetmedim!"

"Çünkü - ee - onlar ruh emici değildi" dedi Profesör Lupin. "Gel de bak -"

Harry'yi kalabalığın içinden çıkarıp sahanın kenarını görebileceği bir yere götürdü.

"Mr. Malfoy'u epey korkuttun" dedi Lupin.

Harry bakakaldı. Malfoy, Crabbe, Goyle ve Slytherin takım kaptanı Marcus Flint, yerde darmadağın bir yığın halinde yatıyorlardı. Kendilerini uzun, siyah, kukuletalı cüppelerin içinden çıkarmak için debeleniyorlardı.

Görünüşe bakılırsa Malfoy, Goyle'un omuzlarında ayakta durmuştu. Profesör McGonagall yüzünde katıksız bir öfke ifadesiyle tepelerine dikilmişti.

"Alçakça bir hile!" diye bağırıyordu. "Gryffindor arayıcısına yönelik rezil ve ödlekçe bir sabotaj girişimi!

Hepiniz cezaya kalıyorsunuz, ayrıca Slytherin'den elli puan düşürüyorum! Bu konuyu Profesör Dumbledore'la da görüşeceğim, hiç şüpheniz olmasın! Hah, işte geliyor!"

Gryffindor'un zaferini perçinleyecek bir şey varsa, o da buydu; ite kaka Harry'nin yanına gelmiş olan Ron, Malfoy'un kendini cüppeden kurtarmak için çabalayışını ve Goyle'un cüppenin içine sıkışmış kafasını izlerken gülmekten iki büklüm oldu.

"Haydi, Harry!" dedi George, ite kaka yanına gelerek. "Parti var! Gryffindor Ortak Salonu'nda, hemen şimdi!"

"Tamam," dedi Harry, kendini çok uzun süredir olmadığı kadar mutlu hissediyordu. Hâlâ kırmızı cüppelerinin içindeki takımla birlikte önden giderek stadyumdan çıktılar ve şatoya döndüler.
396'ın 322. sayfasında
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı - 3
J. K. Rowling - Yapı Kredi Yayınları - 2024
701
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Lupin bağlarından kurtulmaya çalışıyordu. Black çabucak eğilip onu çözdü. Lupin iplerin yer yer kestiği kollarını ovuşturarak ayağa kalktı.

"Teşekkür ederim, Harry" dedi.

"Sana inanıyorum demedim daha" dedi Harry sertçe.

"O halde artık sana kanıt göstersek iyi olacak" dedi Black. "Sen, çocuk - Peter'ı ver bana. Hemen."

Ron, Scabbers'ı göğsüne iyice bastırdı.

"Hadi canım" dedi cılız bir sesle. "Azkaban'dan sırf Scabbers'ı ele geçirmek için mi çıktığını söylemeye çalışıyorsun? Yani..." destek bulma umuduyla Harry ile Hermione'ye baktı. "Tamam, diyelim ki Pettigrew bir fareye dönüşebiliyor - milyonlarca fare var - Azkaban'a kapatıldıktan sonra peşine düşeceği farenin hangisi olduğunu nereden anlamış?"

"Biliyor musun, Sirius, bu mantıklı bir soru" dedi Lupin, Black'e hafifçe çatık kaşlarla bakarak. "Nerede olduğunu nasıl anladın?"

Black pençeye benzeyen ellerinden birini cüppesine sokup buruşuk bir kâğıt parçası çıkardı. Kâğıdı düzeltti ve onlara uzattı.

Ron'la ailesinin geçen yaz Gelecek Postası'nda çıkan fotoğrafıydı bu. Orada, Ron'un omzunda, Scabbers duruyordu.

Lupin şaşkına dönmüş halde, "Bunu nasıl ele geçirdin?" diye sordu Black'e.

"Fudge" dedi Black. "Geçen yıl Azkaban'ı teftiş etmeye geldiğinde, bana bu gazeteyi verdi. Ve işte Peter oradaydı, birinci sayfada... şu çocuğun omzunda... Onu hemen tanıdım... kaç kere dönüşürken görmüştüm onu. Resmin altında da çocuğun Hogwarts'a döneceği yazılıydı... Harry'nin olduğu yere..."

"Tanrım" dedi Lupin alçak sesle. Resimden Scabbers'a, sonra yine resme baktı. "Ön patisi..."

"Nesi varmış?" dedi Ron sertçe.

"Bir parmağı eksik" dedi Black.

"Elbette" dedi Lupin usulca. "Çok basit... çok zekice... Kendi mi kesti?"

"Tam dönüşmeden önce" dedi Black. "Onu köşeye kıstırdığımda, bütün cadde duysun diye haykırarak Lily ve James'e ihanet ettiğimi söyledi. Sonra, ben onu lanetleyemeden, arkasında tuttuğu asayla bütün caddeyi havaya uçurdu, beş altı metre mesafedeki herkesi öldürdü - ve fırlayıp diğer farelerle birlikte kanalizasyona daldı... "

"Hiç duymamış mıydın Ron?" dedi Lupin. "Peter'dan arta kalan en büyük parça, parmağıydı."

"Bakın, Scabbers büyük ihtimalle başka bir fareyle falan kavga etmiştir! Yıllardır benim ailemle birlikte o, ta -"

"Aslında, on iki yıldan beri" dedi Lupin. "Niye o kadar uzun yaşadığını hiç merak etmediniz mi?"

"Ona - ona çok iyi bakıyorduk!" dedi Ron.

"Ama şimdi o kadar iyi görünmüyor, değil mi?" dedi Lupin. "Sanırım Sirius'un kaçtığını duyduğundan beri zayıflıyordu..."

"O manyak kediden korkuyordu!" dedi Ron, başıyla hâlâ yatakta mırlayan Crookshanks'i göstererek.

Ama bu doğru değil, diye düşündü Harry birden... Crookshanks'le karşılaşmadan önce de hasta bir hali vardı Scabbers'ın... Ron Mısır'dan döndüğünden beri... Black kaçtığından beri...

"Bu kedi manyak değil" dedi Black boğuk bir sesle. Kemikli elini uzatıp Crookshanks'in tüylü kafasını okşadı.

"Türünün şimdiye kadar rastladığım en zeki örneği. Peter'ın ne olduğunu ilk bakışta anladı. Ve benimle karşılaştığında, bir köpek olmadığımı anladı. Bana güvenmesi biraz zaman aldı. Sonunda ona neyin peşinde olduğumu anlatabildim, o zamandan beri de bana yardım ediyor..."

"Nasıl yani?" dedi Hermione fısıltıyla.

"Bana Peter'ı getirmeye çalıştı, ama başaramadı... O da benim için Gryffindor Kulesi'nin parolalarını çaldı...

Anladığım kadarıyla, onları bir çocuğun komodininden almış..."

Harry'nin beyni, duyduklarının etkisiyle çökecekmiş gibiydi. Çok saçmaydı... öte yandan...

"Ama Peter neler döndüğünü anladı ve sıvıştı... bu kedi - Crookshanks mi demiştiniz? - bana Peter'ın çarşaflarda kan lekesi bıraktığını söyledi... herhalde kendini ısırmıştır... eh, öldü numarası yapmak daha önce de işine yaramıştı..."

Bu sözcükler Harry'yi sarsıp kendine getirdi.

"Peki niye öldü numarası yaptı?" dedi hiddetle. "Çünkü senin annemle babamı öldürdüğün gibi onu da öldüreceğini biliyordu!"

"Hayır" dedi Lupin. "Harry -"

"Şimdi de onun işini bitirmeye geldin!"

"Evet, öyle" dedi Black, Scabbers'a kötücül bir bakış atarak.

"O halde Snape'in seni götürmesine izin vermeliydim!" diye bağırdı Harry.

"Harry," dedi Lupin telaşla, "anlamıyor musun? Bunca zaman annenle babana ihanet edenin Sirius olduğunu, Peter'ınsa onun peşine düştüğünü sandık -ama tam tersi olmuştu, anlamıyor musun? Peter annenle babana ihanet etti - Sirius Peter'ın peşine düştü -"

"DOĞRU DEĞİL BU!" diye haykırdı Harry. "ONLARIN SIR TUTUCUSUYDU O! SİZ GELMEDEN ÖNCE

SÖYLEDİ, ONLARI ÖLDÜRDÜM DEDİ!"

Parmağıyla Black'i işaret ediyordu. Black başını sallıyordu; çökük gözleri birden bire fazlasıyla parlaklaşmıştı.

"Harry... onları ben öldürdüm sayılır" dedi çatlak bir sesle. "Son anda Lily ve James'i, Peter'ı seçmeye, sır tutucu olarak benim yerime onu kullanmaya ikna ettim... benim suçum, bunu biliyorum... Öldükleri gece, Peter'ı kontrol edip güvende olduğundan emin olmak istemiştim, ama saklandığı yere vardığımda, gitmişti.
396'ın 439. sayfasında
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı - 3
J. K. Rowling - Yapı Kredi Yayınları - 2024
387
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Dostluk

"Tatlı kız... akıllı kız... sen - sen onlara izin vermezsin... bana yardım et..."

Hermione cüppesini Pettigrew'in ellerinden çekip, yüzünde dehşet ifadesiyle duvara doğru geriledi.

Pettigrew dizlerinin üstünde tir tir titreyerek, başını yavaş yavaş Harry'ye çevirdi.

"Harry... Harry... tıpkı babana benziyorsun... tıpkı ona benziyorsun..."

"NE CÜRETLE HARRY İLE KONUŞURSUN?" diye kükredi Black. "NE CÜRETLE ONUN KARŞISINDA DURURSUN? NE CÜRETLE ONUN ÖNÜNDE JAMES'DEN BAHSEDERSİN?"

"Harry" diye fısıldadı Pettigrew. Ellerini uzatarak, dizlerinin üstünde ona doğru süründü. "Harry, James olsa benim öldürülmemi istemezdi... James olsa anlardı, Harry... bana merhamet gösterirdi..."

Black ve Lupin aynı anda gidip Pettigrew'i omuzlarından yakalayıp iterek arka üstü yere düşürdüler. Yerde oturmuş, korkudan her tarafı seğirerek onlara bakıyordu.

"Lily ve James'i Voldemort'a sattın" dedi Black. O da titriyordu. "İnkâr ediyor musun?"

Pettigrew'in gözünden yaşlar boşandı. Korkunç bir görüntüydü bu: Sanki fazla gelişmiş, kel bir bebek, yerde iki büklüm yatıyordu.

"Sirius, Sirius, ne yapabilirdim? Karanlık Lord... bilemezsin... hayal bile edemeyeceğin silahları var onun....

Korkmuştum, Sirius, ben hiçbir zaman sen, Remus ve James gibi cesur değildim. Bunun olmasını hiçbir zaman istemedim... Adı Anılmaması Gereken Kişi beni zorladı -"

"YALAN SÖYLEME!" diye böğürdü Black. "LILY VE JAMES ÖLMEDEN BİR YIL ÖNCE DE ONA BİLGİ

SIZDIRIYORDUN SEN! ONUN CASUSUYDUN!"

"Her - her yeri ele geçirmeye başlamıştı!" dedi Pettigrew tek solukta. "O - onu reddetmekle ele ne geçerdi ki?"

"Gelmiş geçmiş en kötücül büyücüyle savaşmakla ele ne mi geçerdi?" ded8i Black. Yüzünde korku verici bir hiddet vardı. "Sadece masum hayatlar, Peter!"

"Anlamıyorsun!" diye sızlandı Pettigrew. "Beni öldürürdü, Sirius!"

"O HALDE ÖLSEYDİN!" diye kükredi Black. "DOSTLARINA İHANET EDECEĞİNE ÖLSEYDİN, BİZ SENİN
396'ın 455. sayfasında
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı - 3
J. K. Rowling - Yapı Kredi Yayınları - 2024
676
Um
@umut3200
Alıntı
1a
Ah sirius... Üzümlü kekim...
Tünelde yavaş yavaş ilerlerlerken, Sirius birden Harry'ye, "Bu ne anlama geliyor, biliyor musun?" diye sordu.

"Pettigrew'i teslim etmek ne anlama geliyor?"

"Özgürsün" dedi Harry.

"Evet... Ama ben aynı zamanda - bilmiyorum sana söyleyen oldu mu - ben senin vaftiz babanım."

Harry, "Evet, biliyordum" dedi.

"Eh... annenle baban beni senin velin tayin etmişti" dedi Sirius gergin bir tavırla. "Onlara bir şey olursa..."

Harry bekledi. Acaba Sirius onun sandığı şeyi mi kastediyordu?

"Tabii anlarım, yani, teyzen ve eniştenle kalmak istersen" dedi Sirius. "Ama... hani... düşün bakalım. Bir kez adım temize çıkınca... eğer sen... farklı bir ev istersen..."

Harry'nin mide boşluğunda bir patlama oldu adeta.

"Ne - seninle oturmak mı?" dedi, kazayla başını tavandan çıkmış bir kayaya vurarak. "Dursleyler'den ayrılmak mı?

"Elbette, istemeyeceğini tahmin etmiştim" dedi Sirius hemen. "Anlıyorum. Ben sadece düşünmüştüm ki -"

"Sen deli misin?" dedi Harry. Onun sesi de en az Sirius'unki kadar çatlak çıkmıştı. "Elbette Dursleyler'den ayrılmak istiyorum! Evin var mı? Ne zaman taşınabilirim?"

Sirius ona bakmak için bütün vücuduyla döndü. Snape'in kafası tavanı sıyırıyordu, ama Sirius aldırıyora benzemiyordu.

"İstiyor musun?" diye sordu. "Ciddi misin?"

"Evet, ciddiyim" dedi Harry.

Sirius'un kuru yüzü, Harry'nin onda gördüğü ilk gerçek gülümsemeyle aydınlandı. Bu tebessüm, şaşırtıcı bir değişikliğe yol açtı. Sanki o bir deri bir kemik maskenin arkasından, on yıl daha genç biri bakıyormuş gibi. Bir an için, Harry'nin annesiyle babasının düğünündeki gülen adama benzemişti.
396'ın 465. sayfasında
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı - 3
J. K. Rowling - Yapı Kredi Yayınları - 2024
685
Um
#Edebiyat - @umut3200
Alıntı
1a
Bilbonun vedası
“Ayağıkibirliler,” diye tekrarladı Bilbo. “Aynı zamanda, nihayet Çıkın Çıkmazı‘na tekrar hoşgeldiniz diyebildiğim iyi yürekli Torbaköylü Baggins’lerim. Bugün benim yüz on birinci doğum günüm: Bugün yüz on bir yaşındayım. Umarım hepiniz en az benim kadar eğleniyorsunuzdur. Sizi çok tutmayacağım,” diye haykırdı. “Aslında üç ayrı Amaç nedeniyle! Her şeyden önce, hepinizden ne kadar çok hoşlandığımı, yüz on bir yılın böylesine mükemmel ve şayanı takdir hobbitler arasında yaşamak için çok kısa bir süre olduğunu söylemek için. Sizleri belli bir Amaç için bir araya topladım. Aslında üç ayrı Amaç nedeniyle! Her şeyden önce, hepinizden ne kadar çok hoşlandığımı, yüz on bir yılın böylesine mükemmel ve şayanı takdir hobbitler arasında yaşamak için çok kısa bir süre olduğunu söylemek için.” Müthiş bir onay galeyanı.
“İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum. İkinci amacım, yaşgünümü kutlamaktı.” Tekrar tezahürat. “Aslında yaşgünümüzü demeliyim. Çünkü elbette, bugün varisim ve yeğenim Frodo’nun da yaşgünü. Bugün rüştüne ve veraset hakkına erişiyor.” Yaşlılar tarafından birkaç ilgisiz alkış; gençler tarafından da “Frodo! Frodo! Bizim kerata Frodo!” haykırışları. Torbaköylü Bagginsler ise kaşlarını çatarak “veraset hakkına erişiyor” ile neyin kastedildiğini düşünmeye koyulmuştu.
“İkimiz birlikte yüz kırk dört sayısına ulaşıyoruz. Sizin sayınız da bu harikulade toplama uysun diye ayarlandı: Affınıza sığınarak, bir Grosa.” Hiç tezahürat yok. Bu maskaralıktı. Konukların birçoğu, özellikle de Torbaköylü Bagginsler, belli ki, aynı bir paketteki mallar gibi gerekli olan sayıyı tamamlamak için çağırıldıklarını düşünerek alınmışlardı. “Bir Grosa ha! Terbiyesizce bir tabir.”
“Aynı zamanda, eğer fi tarihine değinmeme müsaade buyurursanız, bugün benim bir varilin içinde Uzun Göl’deki Esgaroth’a varışımın yıldönümü; gerçi o zaman yaşgünüm olduğu gerçeği aklımdan çıkmıştı. O zamanlar sadece elli bir yaşındaydım ve yaşgünleri o kadar önemli gelmiyordu bana. Gene de, ziyafet mükemmeldi, o zamanlar çok üşütmüş olduğum ve sadece ‘tok teşekkür ederib,’ diyebildiğim halde bunu hatırlıyorum. Simdi bunu daha düzgün bir biçimde tekrarlayabilirim: Verdiğim bu küçük ziyafete geldiğiniz için çok teşekkür ederim.” İnatçı bir sessizlik. Hepsi artık bir şarkı veya bir çeşit şiirin an meselesi olmasından korkuyor ve sıkılıyordu. Neden konuşmayı bırakıp, onun sağlığına içmelerine izin vermiyordu sanki? Fakat Bilbo ne şarkı syledi, ne de şiir okudu. Bir an için durdu.
“Üçüncüsü ve sonuncusu,” dedi, “bir şey İLAN edeceğim,” ilan sözcüğünü o kadar yüksek sesle ve o kadar ani söylemişti ki, ayakta durabilecek kadar ayık olan herkes yerinde dikildi. “Daha önce de söylemiş olduğum gibi yüz on bir yıl sizlerin arasında geçirmek için kısa bir süre olduğu halde bunun SON olduğunu bildirmekten müteessirim. Gidiyorum. ŞİMDİ ayrılıyorum. HOŞÇA KALIN!”
Aşağıya bir adım attı ve yok oldu. Gözleri kör edici bir ışık parlamış ve bütün konuklar gözlerini kırpıştırmışlardı. Gözlerini açtıkları zaman Bilbo görünürde yoktu.
Yüzüklerin Efendisi Birinci Kısım Yüzük Kardeşliği
J. R. R. Tolkien - Metis Yayınları - 2023
691
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Saat
İyi ayarlanmış bir saat ,bir saniyeyi bile ziyan etmez
384'ün 36. sayfasında
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
445
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Zaman
Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız ?
384'ün 29. sayfasında
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
433
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Fakirlik
Fakir düşmüş bir ailede doğdum. Buna rağmen çocukluğum epeyce mesut geçti.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
320
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Amak-ı Hayal
Kasvet neşeden daha bulaşıcıdır
204'ün 10. sayfasında
A`mak-ı Hayal
Filibeli Ahmet Hilmi Efendi - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
464
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Amak-ı Hayal
Yerküre dediğimiz bu geçici ikametgâhı derin bir hüzne kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü ?
204'ün 7. sayfasında
A`mak-ı Hayal
Filibeli Ahmet Hilmi Efendi - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
487
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Saat
İnsanlığın açıkça söylemedikleri sonra neden yazı yazsın ?
384'ün 10. sayfasında
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
448
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Saat
Şöhret ,afet olduğu kadar da vesile-i rahmettir.
384'ün 9. sayfasında
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
387
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
Artık başımı kaldırıp bakınca ,gökyüzü capcanlı geliyor bana... Arkadaşlarımın hepsi orada...
460'ın 439. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
467
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
İşte bu yüzden size kimse inanmıyor. Kendinize bile yalan söylüyorsunuz
460'ın 279. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
464
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
Kışın hem gündüzler hem geceler uzun olur ,tıpkı yaşam gibi
460'ın 258. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
455
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
Tümüyle bir dünya yitirdik.... Öyle bir dünya bir daha var olmayacak, öyle bir dünyanın tekrarı yaşanmayacak
460'ın 257. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
463
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
Herkes zeki olsa, aptallık kimlere kalacaktı değil mi ?
460'ın 98. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
461
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
Ölüm her köşede pusudaydı, ama başka türlü bir ölümdü bu. Yeni maskelerin ardına gizlenmişti
460'ın 51. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
451
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
1a
Çernobil
Bazen sesini duyar gibi oluyorum. Sanki hayattaymış gibi... Fotoğraflar bile ses kadar etkilemiyor beni. Ama hiç bana seslenmiyor. Rüyalarımda bile...
460'ın 18. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
446
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Çernobil
" Seni seviyorum " derdim ona, ama bunu söylerken bile onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyormuşum meğer. Tahmin bile edemezmişim
460'ın 17. sayfasında
Çernobil Duası
Svetlana Aleksiyeviç - Kafka Kitap - 2017
489
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Jane Eyre
Kaderin yüz üstü bıraktığı insanları dostları da unutur
664'ün 435. sayfasında
Jane Eyre
Charlotte Bronte - Koridor Yayıncılık - 2020
425
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Jane Eyre
- Bir yere mi gidiyorsun ,Helen ? Eve mi gidiyorsun ?

- Evet; uzaktaki evime. En son evime
664'ün 115. sayfasında
Jane Eyre
Charlotte Bronte - Koridor Yayıncılık - 2020
463
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Jane Eyre
Hayatın benim için bile güneş ışıkları vardı
664'ün 55. sayfasında
Jane Eyre
Charlotte Bronte - Koridor Yayıncılık - 2020
446
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Jane Eyre
Tanrı 'ya dua etmelisin ; sana temiz ve yeni bir kalp versin diye , taştan kalbini alıp sana etten bir kalp versin diye
664'ün 45. sayfasında
Jane Eyre
Charlotte Bronte - Koridor Yayıncılık - 2020
442
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Jane Eyre
Genel olarak bir insansever değilim ama bir vicdan taşıyorum
664'ün 191. sayfasında
Jane Eyre
Charlotte Bronte - Koridor Yayıncılık - 2020
590
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Bekle Beni
Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır
192'in 32. sayfasında
Bekle Beni
Zülfü Livaneli - Can Yayınları - 2025
687
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Gazap Üzümleri
Yaşamayan insanlara cennet umudundan nasıl söz edilebilir
540'ın 66. sayfasında
Gazap Üzümleri
John Steinbeck - İletişim Yayınevi - 2023
541
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
2a
Gazap Üzümleri
Ağzınla söyleyemeyeceğin bir şeyi, kaleme dayanıp yazmak neye yarar?
540'ın 33. sayfasında
Gazap Üzümleri
John Steinbeck - İletişim Yayınevi - 2023
487
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
3a
...
Bütün hayatımız boyunca yaşamak için numara yaptığımız gerçek. Numara yapmadığımız bir an bile yok
320'in 284. sayfasında
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez
Wiesaw Mysliwski - Yapı Kredi Yayınları - 2024
438
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
3a
...
Bazen tüm yaşamından geriye kalanlar ,satmadığın şeylerdir
320'in 156. sayfasında
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez
Wiesaw Mysliwski - Yapı Kredi Yayınları - 2024
449
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
3a
...
Hiçbir yere alışacak durumda değildim. Hatta alışmaktan korkuyordum
320'in 147. sayfasında
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez
Wiesaw Mysliwski - Yapı Kredi Yayınları - 2024
448
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
Alıntı
3a
...
Affedersiniz ama bir sorum var. Hem orada hem burada yaşamaya benzer bir özlem duydunuz mu hiç ?
320'in 100. sayfasında
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez
Wiesaw Mysliwski - Yapı Kredi Yayınları - 2024
455