Keşke uzaklara uçmak için kuşların içlerinde odalar olsaydı Mathilda. Demir yığını uçak gövdeleri yerine kuş çaldım gökyüzünden hava sahasına gidip en şık en artist kuşlara kendimizi taşıtsaydık orada bir ülke var senfonilerine. Kafam allı pullu Mathilda. Bana ruhundan es bir ses sonbahar üfle. Ruhum göğün içinde rüzgar içsin.
Bugün böyle de ve arkası şimdi de sabahın kristal içinde gün açan gözlerim kapalı uyandı. Ama ben hâlâ ona, sana, gözlerim açık uyuyorum içimde Mati.
Aşkın kör ve engelli bacağına amber dökümlünün ocağında yapılmış kehribarlı bir kurşunu mu sıksam? Olur mu bilmiyorum Mahtilda. Onun dış çeper duvarına yapışmış evcil ölülerine üç Felak üç Nas Suresi taşırsam mı?
İçine sıkarsam amber kokulu göz ekranlarımı kendimi öleceğim Mati! Üç parmağınla sakın kalbime üfleme.
Üfleme Mahtilda. Sönmesin kalp ocağımın içinde, taş pişiren anemi ölüleri!
Ölüm nano salise gibi. Rüşvet verilmiyor Azrail’ciğime. 🤦🏼♀