Hikayelerimizi reddettiğimizde onlar bizi tanımlar.
Hikayelerimizi sahiplendiğimizde sonu yazmak bizim elimizde olur.
Brene Brown, cesaret, kırılganlık, utanç ve değerlilik üzerine küresel bir söyleşi başlattı. Öncü çalışmaları derin bir gerçeği ortaya çıkardı: Kırılganlık sonuç garantili değilken ortaya çıkıp görülmeye istekli olmak daha fazla sevgiye, aidiyete, yaratıcılığa ve mutluluğa giden tek yoldur. Ama cesurca yaşamak her zaman kolay değildir: Tökezlememiz ve düşmemiz kaçınılmazdır.
Brown, Kuvvetle Ayağa Kalkmak’ta düştükten sonra ayağa kalkma konusunu ele alıyor. Temellendirilmiş kuram araştırmacısı olan Brown, Fortune 500 şirketlerinin liderlerinden ve ordu üyelerinden tutun sanatçılara, uzun zamandır beraber olan çiftlere, öğretmenlere ve ebeveynlere kadar birçok kişiyi dinledi ve onların cesaret, düşüş ve tekrar ayağa kalkış hikayelerini paylaştı. Brown kendisine şunu sordu: Güçlü ve sevgi dolu ilişkileri olan bu insanların, yaratıcılığı besleyen bu liderlerin, yeniliklere öncü olan bu sanatçıların ve insanlara inanç ve gizem yolunda eşlik eden bu adamların ortak noktası nedir? Cevap netti: Bu insanlar duyguların gücünün farkındalar ve kendilerini rahatsızlığın kucağına bırakmaktan korkmuyorlar.
İncinme hikayelerimizin içine girmek bize tehlikeli gelebilir. Ama mücadelenin ortasında ayaklarımızı yere yeniden sağlam basma süreci, cesaretimizin sınandığı, değerlerimizin pekiştiği alandır. Mücadele hikâyelerimiz işimizi kaybetmek ya da ilişkimizin bitmesi gibi büyük hikayeler olabildiği gibi bir arkadaşımızla ya da meslektaşımızla yaşadığımız uyuşmazlık gibi daha küçük hikayeler de olabilir. Olayın büyüklüğü ya da şartları ne olursa olsun kuvvetle ayağa kalkma süreci aynıdır: Duygularımızla hesaplama yapar, hislerimiz konusunda meraka kapılırız; gerçeğe ulaşana kadar hikâyelerimizle boğuşuruz ve bu süreci pratiğe dönüşene, hayatlarımızda adeta bir devrim yaratana dek her gün yaşarız. Düştükten sonra kuvvetle ayağa kalkmak, içtenliği besleme yolumuzdur.
Brown, bunun bize kim olduğumuzla ilgili en çok şeyi öğreten süreç olduğunu yaz
Merak asidir. Kuralları sevmez ya da en azından bütün kuralların şartlara bağlı olduğuna, sormanın henüz kimsenin aklına gelmediği zekice bir sorunun insafına kaldığına inanır. Onaylanmış yolları küçümser; yoldan sapmayı, planlamış keşif gezilerini, fevri bir biçimde sola dönmeyi yeğler. Kısacası, merak sapkındır.
Mücadelenin bir fonksiyonudur. Çocukken hiçbir zaman düşmemize ya da zorluklarla yüzleşmemize izin vermezse umutlu olmak için gereken sebat ve fail olma hissini geliştirme fırsatı elimizden alınmış olur.
İnsanlara olan bağımlılık doğduğumuzda başlar ve önüne dek sürer. Bebekken bağımlılığımızı kabul ederiz ve nihayetinde hayatlarımızın sonuna geldiğimizde de az ya da çok direnç göstererek yardımı kabul ederiz.
Yardım ve destek isteyen insanlara güvenirim Biri benden yardım isterse o kişiye güvenme ihtimalim yüksektir, çünkü karşımda kırılgan ve dürüst olmaya istekli olduklarını anlarım.
Mücadelemiz konusunda yarattığımız hikayelerle ilgili dürüst olmalı, sonra bu uygulamalara ve varsayımlara meydan okuyarak neyin gerçek, neyin kendini koruma amaçlı olduğunu ve daha isten hayatları yaşamak istiyorsak neyin değişmesi gerektiğini saptamalıyız.
Kazanmak ya da kaybetmek değildir; kırılganlık, sonucu hiçbir şekilde kontrol edemeyecekken ortaya çıkıp görülme cesaretidir. Kırılganlık zayıflık değildir; cesaret imizin en büyük ölçüsüdür.