“Ey benim demirden dağlarım! Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım! Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize! Ey Börüler! Uluyun… Parçalayın… Haykırın! Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya! Ey Ulu Tengri, güç ver gökte doğan oğullarına! Ey Toprak Ana, yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla! Ey Çakay Han, aydınlat önümüzü,göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla! Ey Kızagan Tengri, ant içtik adına! Salınsın kara atlar, çıksın Erlik Han cenk meydanına!” “Börü, arasına başka savaşçı sokmaz! Börü, karşısındaki ordunun sayısına bakmaz! Börü, dağların efendisi, karanlığın öfkesidir! Börü, her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer! İmkânsızı başarır, yağının kâbusu olur! Börü olmak için hazır mısınız?” Ağzında kan tadı varsa, bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır .
Türk'ün dünya kurulalı beri olan var olma savaşı ve kahramanlıkları beni oldukça etkiledi. İlk kitabı merak edip okuduysan ikinciyi ve serinin diğer kitaplarını da okuyacağına eminim.Her iki kitapta da beni en çok etkileyen şeylerden biri de kadınların en az erkekler kadar hayatın her alanında söz sahibi olmaları. Yönetimde ve savaşta, pusat kullanmada ve komutanlıkta her durumda kadınların da var olduklarını görmekteyiz.