Yeni Uğultulu Tepeler uyarlamasına ilk tepkiler: Kusursuz
Emerald Fennell'ın Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) uyarlamasına ilk tepkiler geldi ve film şimdiden "kusursuz" diye anılmaya başladı.
Emily Brontë klasiğinden uyarlanan yapımda Margot Robbie, Catherine Earnshaw'u, Jacob Elordi ise görkemli malikanede birlikte büyüdüğü yetim Heathcliff'i canlandırıyor.
Film, 28 Ocak gecesi Los Angeles'taki prömiyerle ilk kez izleyici karşısına çıktı. İlk yorumlarsa büyük ölçüde olumlu: Eleştirmenler özellikle filmin görselliğini, işçiliğini ve iki başrol arasındaki kimyayı övüyor.
Tüm yataylar içinde tek dikey olan Benim üzerime, benim üzerime eğiliyor gök. Başını vuruyor çimen çıldırmış gibi. Yaşamak ince iş Böyle bir toplulukta; Karanlık ürkütücü. Sylvia Plath
O ki beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir; O ki, beni yedirir, içirir. Hastalandığım zaman o bana şifa verir. O ki beni öldürür, sonra beni yine diriltir.
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selâmlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver. Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar: Yurda ay yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere düştüğümüz gün Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı; Barışın güvercini, savaşın kartalı Yüksek yerlerde açan çiçeğim. Senin altında doğdum. Senin altında öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yer yüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim!
Kitap okumanın en güzel anları… Bir düşünceyle ya da bir hisle karşılaştığın zamandır. Özel olduğunu düşündüğün şeylerin ele alınış tarzı. Sana özel şeylerin. Biri tarafından düşünülmüş, hiç tanımadığın, belki uzun zaman önce ölen biri tarafından. Ve bu sanki; bir elin ortaya çıkıp, senin elinle yazması gibi bir şey…
Bu penguen rotasını şaşırmadı, o bir tercih yaptı. Sıradanlığın güvenli kollarındansa, belirsizliğin şiirini seçti. Yazmak ve okumak da böyle bir eylem değil midir?
Sıradan olandan sıkılanlar için. Başka bir yolculuk mümkün. 👇
Her şeyin Allah'tan olduğunu unutmayın. Sayıca azız diye üzülmek ya da fazlayız diye sevinmek, fakirlik, zenginlik vs. bunlar değildir önemli olan. Asıl önemli olan Allah'a layıkıyla tevekkül edebilmek, O'na itimad edebilmektir. Bu seviyede kalırsanız sırtınız yere gelmez."
Düşünceyi derinleştiren, hayatı sorgulatan bir kanal arıyorum diyorsanız size çok güzel bir kanal ile geldim. Kendisini bizzat yakından tanıyor olmam benim için güzel bir şans diyebilirim 🙏🏻🌹
Burada, Antik Yunan’dan günümüze kadar tüm filozofların izini sürmeye çalışıp bu fikirleri günlük hayatın akışına uyarlamaya, uyarlarken sorgulamaya ve düşünmeye çalışıyor.
Karmaşık kavramları sadeleştiriyor, felsefeyi herkes için erişilebilir kılmaya çalışıyor.
Eğer “Neden?” sorusunu sormaktan vazgeçmeyenlerdensen, bu yolculukta sen de bize katıl.
Son satış verilerine baktığımda beni en çok gülümseten şey şu oldu: Kitaplarımın yolu en sık Ankara’ya düşmüş. Aynı şehirde farklı zamanlarda, farklı ruh hâllerinde okunan satırlar… Belki bir masa lambasının altında, belki bir otobüs yolculuğunda, belki de sessiz bir gecede. Bir yazar için bu rakamlar sadece istatistik değil; okunmuş olmak, bir yerde birine değmiş olmak demek. Ankara’daki (ve diğer şehirlerdeki) tüm okurlara gönülden teşekkür ederim. Yolumuz kelimelerde kesişmeye devam etsin 🌿
Günaydın… Günaydın gökyüzü, günaydın yollar, günaydın üşüyen sokaklar… Bugün hayat biraz daha soğuk sanki. Her yer bembeyaz bir örtüye bürünmüş ama o beyazlık, içimizi ısıtan bir masumiyet mi yoksa sessizliğin ağırlığı mı, belli değil. Kar, her şeyi örter ama insanın içindeki üşümeyi gizleyemez bazen. Yine de bil ki Yâre, bu soğuk sabahın içinde bile bir yerlerde sıcak bir umut yürüyordur seninle. Günün, yüreğine biraz olsun güneş düşürsün. Tatlı gülüşlerin hiç üşümesin Yâre, saçlarına rüzgâr değmesin. Dilerim ki sen, hep güneşli bir hayat yaşa; bulutlar sadece manzara olsun, yağmur sana hiç ağlamasın. Mevsimlerin hep bahar olsun, gecelerin gündüzlere yaslansın. Karanlıklar aydınlığa doğsun, her sabah umutla açılsın gözlerin. Yoluna çıkan her zorluk bir çiçek gibi eğilsin önünde, kalbin neye niyet ederse hayat ona “olur” desin. Dilerim ki Yâre, kalbin kadar hayatın da güzel olsun.
Manço burada Mehmet Ağa'nın karakteri üzerinden bizlere insanlık dersi veriyor. İyiliğin en iyisini, en güzelini yapmayı öğütlüyor. 'Yaz dostum ... ?si=-IenK7sIoCe335cO