Yaşam mutlak tutkularla dolu. Yaşamı sevmekle birlikte ölüme alışmak da büyüyor, gelişiyor. Güzellikler kazanıyor. Bu sevgiyi nasıl rahatlıkla uğurluyorsam, yaşamı da o denli rahat, o denli güzel uğurlamalı. Sevgilerimi doyumla devretmeliyim. Esintilerin yumuşaklığı Akdeniz yağmurunun yoğunluğu gibi.
Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun.
Çünkü sinir hastalığı da bulaşıcı bir şey. Hem öyle mikrop almakla değil, bir insanın mutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçebilir. O zaman gücün varsa kurtar kendini. Ne ilaç, ne şok. Hastalık ile sağlık arasındaki bağ o denli zayıf ki, bir şizofrenin otuz yıllık solgunluğunu, zayıflığını, iştahsızlığını, çürümüş dişlerini ve zamanı yitirmişliğini yakından duymak, şizofreni kokusunu koklamak bile hasta edebilir insanı.
Hiçbir yanlış değişmedi, diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bulutları dağıtmak, güneşi avuçlamak, çocuklarla tepelerde koşmak, ağaçları, rüzgarı, güneşi, yağmuru, insanları onlarla birlikte yaşamak istiyorum.
Bu kapıların ardına bir kez daha dönmeyeceğimi biliyorum. Böylesi bir sefaleti hiçbir zaman yaşamayacağım. Direnmeliyim. Beni iyileştiren ne şok. Ne de ilaçlar. Beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku.
Hiç düşündünüz mü? Ölen bir insanı gerçekten bir kez daha görebilir misiniz? Ölen bir okula gidebilir misiniz? Ölen bir evde uyuyabilir misiniz? O yıllar öldü. O yılları bize öldürecek biçimde yaşattılar.
Kitabın Adı: Çocukluğun Soğuk Geceleri Yazarı: Tezer Özlü Yayınevi: YKY Türü: Roman Basım Yılı: Şubat 2021 Sayfa Sayısı: 65 Sayfa
Düşünceler: " Etrafın seni sıkmaya başladığı zaman kitap oku " der Sabahattin Ali. Ruhumu dinginleştirmek için bu aralar bol bol kitap okuyorum bende. Biri bitiyor diğeri başlıyor. Ama deniz suyu gibi içtikçe daha çok susuyorum kitapları
Değişik yazarlar , değişik tarzlarda okumak niyetindeyim bu yıl. Farklı tadlar almak ruhuma da iyi geliyor. Düşünce evrenim daha bir zenginleşiyor bu şekilde.
Tezer Özlü 18 Şubat 1986 yılında göğüs kanserinden öldüğünde sadece 43 yaşında idi. Çeşitli türlerde eserler veren yazarın aramızdan bu genç yaşta ayrılışı aklıma onun gibi nice eserler verebilecekken çeşitli nedenlerle dünyadan göç eden yazarları getirdi. Mesela Sabahattin Ali 'yi... Hüzünlendim açıkçası
Neyse kitaba dönelim. Kitabımız yazarın ilk romanı ( yazık ki son romanı da aynı zamanda ) Yazarın hayatı gibi kısacık bir roman bu. Sadece 65 Sayfa.
Konusu içindeyken hemen çıkmak istediğimiz ama büyüyünce sürekli geri dönmek isteyip dönemediğimiz çocukluğumuz. Bazen orada bir yerlerde takılıp kalıyoruz ya işte kitapta sık sık gidip geliyor kahramanının çocukluğuna.
Gündelik yaşamdaki depresif konuları, ruh sağlığındaki bozulmaları geçmişe yolculuk yaparak çözmeye çalışıyor romanın kahramanı. Anıları değilde acıları irdeliyor sanki
Kendine ait değişik, biraz kasvetli bir tarzı var yazarın. Olayları tüm gerçekliği ile anlatmayı seviyor. Özgünlüğünü ve açıklığını hissettiriyor size okurken.
Değişik tarzlar arıyorsanız benim gibi. Geçmişe gidip gelerek kısa yolculuklar yapmayı da severseniz okumanızı öneririm bu kitabı
Kitabın Adı: Kalanlar Yazarı: Tezer ÖZLÜ Yayınevi: YKY Türü: Derleme Basım Yılı: Nisan 2021 Sayfa Sayısı: 75
Düşünceler: Yaşam hikayeleri çeşitli nedenlerle yarım kalan genç yaşta vefat eden yazarların eserlerini okurken ince bir hüzün kaplar içimi. Tezer ÖZLÜ 'de bunlardan birisidir.
Sadece 43 yaşında kanserden vefat ettiğinde geriye çeşitli alanlarda 9 kitap ve 4 çeviri eser bırakmıştır Tezer ÖZLÜ. Yaşasaydı kimbilir dağa ne eserler verecekti bizlere.
Kitap derleme türünde bir eser. Anılar, denemeler , aforizmalar var. Hep bir arayış içinde olmuş yazar. Hep bir şeyler aramış. Huzursuzluğunu kalemine yansıtmış. Sanki ölümünü biliyormuş gibi sık sık ölümden bahsetmiş. Ama korkmamış üzerine üzerine gitmiş.
Bizden farklı değer yargıları var yazarın. Aşka, ölüme, yaşama daha farklı daha tekçil bakmış. Korkmadan haykırmış kalemi içindekileri " kim ne der ? " diye düşünmeden.
Sizde okuyun derim.Okuyun ve değişik tadlar alın. Okuyun. Farklı bakış açılarıyla hayatı irdeleyin
Bu kitap bir “seyahat” değil,bir içsel sarsıntılar dizisi. Tezer Özlü’yü ilk kez bu kitapla tanıdıysanız, onun kırılganlığının ne kadar derin, ama aynı zamanda ne kadar bilgece olduğunu hemen fark edersiniz. Kitap boyunca coğrafyalar değişiyor, şehirler, sokaklar, tren istasyonları, oteller… ama bir şey sabit kalıyor, ruhundaki o dipsiz boşluk.
Yazar, kimi zaman Kafka’nın Prag’ında dolaşırken onun ruhuna dokunmaya çalışıyor, kimi zaman Pavese’nin intiharla noktalanmış yaşamının izlerini sürüyor. Ama aslında tüm bu yolculuk, kendi varoluşunu anlamaya çalışan bir kadının iç monologlarıyla örülü. Zaman zaman delilikle sınanmış bir benliğin, geçmişteki acıları didik didik eden bir zihnin kitabı bu. Anlatımı sade ama bir o kadar yoğun, kimi cümleler sanki içinden sökülüp alınmış gibi acıtıyor.