Oysa bizler çocuğun kalbine ulaşır, onunla aidiyet kurarsak, kendisini özgürce ortaya koymasına izin verir, her halini eleştirmeden kabul eder, inanç evrelerini de düzgünce işlersek yaşı geldi ğinde namaz kılmasını, tesettüre girmesini teklif ettiğimizde, çocuğumuz bu teklife olumlu cevap verecektir. Çünkü kişi sevdiğinden aldığı teklifi kolay kolay reddedemez.
Hayır demeyi bıraktıkları için karşılarında sınır konmadığından dolayı nefisleri fıl kadar büyümüş, buna mukabil ruhları da aç bırakılmış bir nesil var.
Geçmişin hatalarına düşmemek için aşırı hassasiyet gösteriyorlar. Fakat bu defa da dinlerini öğretemiyorlar. "Sakın günah demeyelim, aman bunaltmayalım, ne istiyorsa yapsın, Allah korusun psikolojisi bozulur," diyorlar. Önceki neslin afeti "sahte benlikli" çocuklar yetiştirmekti. Şimdikiler de "nefsine tapınan" bir nesil yetiştiriyor.
Çoğunluk din eğitimini çocuğuyla hiç bağ kurmadan vermeye kalktı. Çocuğunu dinlemeden, neyi yapıp neyi yapamayacağını tartmadan, kalbine ulaşan yolları keşfetmeden salt vaaz mantığını benimsedi. İnsan psikolojisini ve gelişim evrelerini gözetmeden din eğitimine başladı.
Her günah insandan bir şeyler alıp götürür. Bazen çok huzurlu kılınan namazları yok eder, bazen insanın masumiyetini, bazen kalp dinginliğini alt üst eder, bazen güzel dostlukları bitirir. Anlık zevkler uğruna yaşadıkları kayıpları fark edenler vakit kaybetmeden takvalı bir yaşam modeline geçmeye niyet ederler.
Bazı insanlar görürüz, ince eleyip sık dokurlar, çok fazla sakınırlar. Projektörü kendilerine çevirmişlerdir. Adeta avını gözleyen bir avcı edasıyla yollarına dizilmiş günah kuyularını dikkatle araştırırlar.
İnsanın kim olduğunu, buraya neden geldiğini ve öldükten sonra nereye gideceğini anlamlandıramaması kadar korkunç bir bunalım olamaz. Bu mutsuzluk da zamanla inanç meselesine yeniden olumlu bakmasına sebep olur.
Pek çok kişinin şartlar değiştiğinde inkardan inanca döndü ğünü görüyoruz. Çünkü inanmak ruhun en önemli ihtiyacıdır. Bu ihtiyacını görmezden geleceği dönemleri tüketen kişi eğer kalbine mühür vuracak kadar din düşmanı olma misyonunu sürdürmeyi seçmiyorsa bir gün mutlaka kalbi yumuşar ve yeniden bir Allah tasavvuru geliştirir
Günümüzde bu gözlüğü takan niceleri Allah'ın yokluğunu ispatlamak için ortaya pek çok fikir atıyor. Kimisi "Kur' an artık günümüz modern dünyasının normlarına hitap ede mez, insan hakları çok gelişti, teknoloji aldı başını yürüdü, Kur'an'ın dili yeni dünyaya ayak uyduramaz," deyip reddediyor
Ama akıl bazen gerçekleri örter ve insana kendi görüşlerini gözünde büyüten bir kibir gözlüğü takabilir. O gözlük kendi algısı dışında hiçbir hakikati göstermez olur.