Yok ya evde uzanmış yatıyorum öyle. Zahar'a seslendim seslendim gelmedi. Ya evet benim çorabıma varana kadar giydirecek bir uşağım yoktu. Oblomov kadar tembel olabilmek için biraz da zengin olmak gerekiyor.
Hayatımın değişmeyen roman kahramanları üç erkek var. Ta ilkokul sıralarında tanıştım kendileriyle. Bunlardan biri Oblomov. Her yıl düzenli buluşurum kendileriyle. Özlerim, ruhum çeker, damarlarımdan oblomovluk geçer. Kitabım okunmaktan eskidikçe yenisini alırım.
Oblomov'u ilk okuduğumda 10 yaşındaydım ve kendisi için "ne aptal adam" sıfatını yakıştırmıştım. Yıllar sonra tekrar okuduğumda "aslında o kadar da aptal değilmiş" dedim. Ve bugün ise "Oblomov çok zeki bir adam" diyorum. Aradaki bu düşünce farklarına insanın olgunlaşması diyebiliriz herhalde.
Kitapta en beğendiğim kısımlar insanların iç ve dış dünyasının (ruhunun ve görünüşünün) en detaylı kesiti şeklinde yapılan karakterlerin kişilik analizleri oldu. Bu analizler o kadar güzel işlenmiş ki kitabı her elime alışımda Oblomov oluyorum Zahar oluyorum, Olga oluyorum. Ana tema tembel bir adam olsa da aslında Oblomov zihnini o kadar çok çalıştırıyor ki bedenen yorulup devamlı yatması garipsenmemeli.
Oblomov her ne kadar kendini Olgaya teslim etse de çalışmak ve tembellik arasında bocalayıp duran, tembelliği hayat felsefesi olmuş bir insana ne yaparsanız yapın kar etmiyor bunu daha iyi anlıyorsunuz.
Eğer bu kitabı okuyacak olursanız kesinlikle Sabahattin Eyüboğlu veya Ergin Altay çevirisini tavsiye ediyorum. Yazar kadar çevirmen de önemli.
Herkesin aklına gelen düşünceden başlamak gerek. Bir şey yapmadan , çalışmadan bir hayat sürmek . Bu ağır işlerde çalışan insanların beş dakikalık molalarda akıllarına gelen birşey değildir. Tam aksine çalışmanın en yoğun olduğu anda insanın kafasında belirlenen pembemsi ışıklı bir hayal. Hikaye böyle devam ediyor. Ardında hayatın vazgeçilmezi aşk ve evlilikle devam ediyor. Kitaptaki ilişki ağı sırf kitap çok satılsın diye örülmüş bir ilişki değildir. Bu yönünü çok sevdim.
Bu kitap benim için çok büyük bir önem taşıyor. Çünkü sevdiğim ısrarla okumamı istedi ve bana hediye etti. Kitabı bitirdikten sonra onun sevgisinin huzurlu diyarında buldum kendimi. Okuyan elbette kendine farklı anlamlar çıkartacaktır. Ben de iyi ki sevdiğimin hediyesidir dedim. Onu buldum . Kendimi buldum. Kendimi bulurken onu buluşumu, onun bende kendini buluşunu buldum. Ve gerçeği gördüm. Gerçeği dinledim ondan.
Her insanın elbette farklı bir görevi veya ödevi vardır. Bu hayatta önemli olan dürüstlükten , gerçek sevgiden , merhametten ve üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirmekten ödün vermeyen bir bilinci yeşertmektir
Oblomov gibi dürüst , Olga ve Ştols gibi sevmeli insan.