“Kalbin hastalıkları bedensel hastalıklardan daha tehlikelidir. Çünkü beden ölür, kalp kalır. Kibir, haset, riya ve ucub; kalbin gizli zehirleridir. Bunlar fark edilmez ama kişiyi helâke sürükler. Tedavisi ilimle başlar, mücahede ile devam eder, tevazu ve zikrullah ile tamamlanır. Kalbini tanımayan, Rabbini tanıyamaz.”
Kim ki bir gece hastalanıp sabreder, Allah'tan razı olup şikayetçi olmazsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından çıkmış, temizlenmiş olur. Siz hasta olduğunuzda Allah'a şikayetçi olmayın.
“Peygamberimiz Aleyhisselam buyuruyor: - Kalplerinizi açlıkla nurlandırınız. Nefislerinize karşı açlık ve susuzlukla savaşınız. Cennet kapısına açlıkla vurmaya devam ediniz. Zira nefisle savaşmanın mükafatı, Allah yolunda savaşanın mükafatı gibidir.
Akıllı insan, kendisi için faydalı olmayan sözü terk eder. Çünkü dil, kalbin tercümanıdır. Kalp karanlık olursa dilden karanlık çıkar; kalp nurla dolar ise dilden nur taşar.”
Gözlerinizi ağlamaya, kalplerinizi tefekkür etmeye alıştırınız. Dünyayı düşünmek ahireti tefekkür etmeye engel, Allah dostlarına bir cezadır. Ahireti tefekkür ise insanı hikmet sahibi yapar ve kalpleri diriltir
Nice insan vardır ki kalbini kaybetmiştir. Dışta dolaşır ama içi ölüdür. Kalbini aramak isteyen, geceleyin Rabbiyle konuşsun; sessizliğe gömülsün, tefekkür etsin. Kalbi yalnızlıkta, secdede ve gözyaşında bulursun.”
“Kalbin hastalıkları bedensel hastalıklardan daha tehlikelidir. Çünkü beden ölür, kalp kalır. Kibir, haset, riya ve ucuz; kalbin gizli zehirleridir. Bunlar fark edilmez ama kişiyi helâke sürükler. Tedavisi ilimle başlar, mücahede ile devam eder, tevazu ve zikrullah ile tamamlanır. Kalbini tanımayan, Rabbini tanıyamaz.”