Giorgio Agamben (d. 22 Nisan 1942), çağdaş İtalyan filozoftur. Daha çok "Homo sacer" (kutsal insan) ile "istisna hali" ("state of exception (İngilizce)", "notstand" (Almanca)) kavramlarına yaptığı katkılarla ünlenmiştir.
Agamben İtalya da Venedik IUAV Üniversitesin de; Paris, Fransa da "Uluslararası Felsefe Koleji nde (Collège International de Philosophie) ve Saas-Fee, İsviçre de "Avrupa Lisansüstü Okulunda (European Graduate School) profesörlük yapmaktadır. Daha önce 1988-1992 de İtalya da Macerata Üniversitesi ve 1993-2000 de Verona Üniversitesi nde doçentlik yapmıştır. Birleşik Amerika da Kaliforniya Üniversitesi, Berkley de ve Northwestern Üniversitesi, Evanston, İllinois de ve Almanya da Heinrich Heine Üniversitesi, Düsseldorf da misafir profesörlük ve ilmi çalışmalar yapmıştır. Cenova, İtalya da Temmuz 2001 de G8 toplantısı nedeniyle gerçekleşen şiddetli protestolara ve bu protestolara katkı sağlayan "Kara Blok" ve "Anarşist" adını taşıyan grupların protestolarının analizleri üzerine felsefi görüşlerini ekrana yansıtmak üzere "Get Rid of Yourself (Kendini Ortadan Kaldır)" adlı bir sanat filminde de başrol oynamıştır.
Agamben 2006 da "Charles Veillon Avrupa Deneme Ödülü ne (Prix Européen de l Essai Charles Veillon) layık bulunmuştur.
"Doğa bütünler zamanların görüntüsünü, Doğa dursun, zamanlar aksın diye, Kusursuzluk için; göğün yüksekliği ışıldar İnsan için, çiçeklerle taçlanmış ağaçlar gibi." 24 Mayıs 1748 Bağlılıkla Scardanelli
Benim için onun sözleri, delilikte Tanrı'nın rabibi olarak söylediği birer kehanet gibi ve elbette, dünyevi her hayat, onu anlamadığı için ona nispetle deliliktir.
Bir keresin de Hölderlin, her şeyin ritim olduğunu söylemişti: İnsanın bütün yazgısı, semavi bir ritimden ibarettir, tıpkı her sanat eserinin, biricik bir ritim olduğu ve her şeyin Tanrı'nın şiir söyleyen dudaklarından salındığı gibi.
St. Clair, Hölderlin'i dinlemenin, tam olarak rüzgarın hışırtısını dinlemek gibi olduğunu söylemişti, çünkü Hölderlin her zaman ilahilerle fısıldıyor ve kesintiler, rüzgarın döndüğü an gibi. O zaman, insan en derin bir anlamı yakalıyor ve onun deli olduğu fikri tamamıyla yok oluyor...
Kişinin niyetlerini, hayran olduğu başkaları ile nasıl ilgilendiğini ve insanlar için hayatın nasıl akıp gittiğini ortaya koyması -bu tür bir iletişim kurma tarzı-, öyle bir yapıdadır ki, kişinin bunun için özür dilemesi gerekir.
Nerede bir halk güzeli seviyor, nerede sanatında dehayı yüceltiyorsa, orada evrensel bir ruh, can veren bir hava gibi eser, orada çekingen bir duyarlılık açılır. Ben sevgisi kaybolur, bütün kalpler merhametli ve yüce olur ve coşku, kahramanlar doğurur. Buna karşılık, nerede ilahi tabiat ve sanatçılar gücendiriliyorsa, orada yaşama zevki kaybolur ve başka her yıldız, dünyadan daha iyi olur. Orada insanlar, varlıklı doğmalarına rağmen giderek yalnızlaşırlar. Yaltakçılık ve onunla birlikte kabalık artar. Bakımla esriklik artar, lüksle de açlık ve yiyecek kaygısı.
Benden ahşap bir tapınak yapmamı istedi. Ben ona ekmeğimi kazanmak için çalışmak zorunda olduğumu, onun gibi felsefi bir huzur içinde yaşayabilecek kadar talihli olmadığımı söyledim. Bana şu karşılığı verdi: "Ah, zavallının biriyim ben." Ve hemen, bir dakika içinde, bana kurşunkalemle bir tahtaya şu dizeleri yazdı:
"Hayatın çizgileri farklı farklı, Patikalar gibi ve sınırları gibi dağların. Buradaki benimizi, Orada tarnamlayabilir bir Tanrı, Ahenklerle, ebedi ödül ve huzurla."