Elias Canetti

Yazar

0

Takipçi

0

Beğeni

510

Görüntüleme

Hakkında

Henüz Elias Canetti hakkında tanıtım yazısı yazılmadı.

Son Takip Edenler

Tümü

Alıntılar

Tümü
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Açıkgöz Odysseus
Kafama bir düşünce takıldığında, ondan haftalar boyu kurtulamıyorum.
565'in 531. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
582
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Açıkgöz Odysseus
Acaba termitler gibi, günün birinde bizler de cinselliği aşmayı başarabilecek miyiz?
565'in 527. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
598
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Açıkgöz Odysseus
…insan dediğin, bir sürü zayıf noktadan oluşma bir yaratıktır…
565'in 519. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
565
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
‘Kız kardeş’ diye yorumladım.
İnsanın böyle acı çektirip sevebileceği yakınları olmayınca, dünya kimseye yaşanmaya değer görünmüyordu.
565'in 493. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
567
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Bir Akıl Hastanesi
İnsanlar, bir kafanın içinde ne denli görkemli bir evrenin saklı olabileceğini kestiremiyorlar.
565'in 492. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
577
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Pantolonlar
En iyisi katilleri bir odaya kapatıp üstlerine duvar örmek!
565'in 479. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
566
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Pantolonlar
Bütün bu erkekler yıkıma uğramışlardı, karılarının sözünden çıkmıyorlardı; karılarından nefret ediyorlardı doğal olarak; ama bu nefretlerini genelleştirmek yerine, önlerine çıkan başka kadınlara koşuyorlardı. Biri gülümsemeye görsün, hemen duruveriyorlardı. Kendi kendilerini aşağılıyorlardı.
565'in 471. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
569
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
İyi Bir Aile Babası
…insanlık her yıl daha kötüye gidiyordu. Pek yakında polis örgütü kaldırılacak, bütün güç suçluların eline geçecekti. Devlet: Dünya batıyor, ben de artık emekli aylıklarını ödemeyeceğim, diyecekti. Doğuştan kötüydü insanoğlu. Suçlular giderek artacak, Tanrı da buna bakmakla yetinecekti.
565'in 459. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
565
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Düğme
Evet, insan düşlerde istediğini yapabilirdi ama insanın gerçek kişiliği de ancak düşlerde belli olurdu.
565'in 427. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
573
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
Alıntı
2a
Düğme
“Neden siz de arkamdan Mekke’ye gelmiyorsunuz? Buralarda Müslüman dünyası parayı sokaklara saçıyor.”
565'in 418. sayfasında
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
490

İncelemeler

Tümü
Mertcan
#Edebiyat - @callmeishmael
İnceleme
2a
İlmin nurunu, cehlin karanlığı söndürebilir mi?
Yunan mitolojisinde anlatılan bir efsane vardır: Meşhur yılan başlı Medusa. Bu Medusa’nın yüzüne bakan insanlar, gördükleri şey karşısında taş kesilirmiş. Peki hakikatin çirkin ve pis yüzüne bakan insan neye dönüşür?
Işığın, fazla ışığın, mesela bir Güneş’in kendisine uzun süre bakıldığında insanın gözlerini kör edeceği söylenir, peki ya karaya, koyuya, karanlığa da uzun süre bakıldığında insan yine gözlerinden olabilir miydi? Kuyuya uzun süre bakınca kuyu da sana bakar mıydı?

Bu koca roman, insana, hepsi hemen hemen aynı kapıya çıkmaya mecbur bu soruların cevabını, insan zihninin en karanlık labirentlerinde aratıyor.



Elias Canetti’nin karakteri Kien, kitaplarla dolu mabedinden dışarı ancak çok nadir çıkan, çıktığı ender anlarda da hiç kimseyle iletişim kurmaya tenezzül etmeyen, fildişi kulesinden aşağılık halka sadece burun kıvırarak bakan bir Sinologdur. Bütün günlerini, ömrünü, araştırmalar yaparak geçirir. Bu alışılagelen düzenin, o korunaklı kulenin içine, bir gün o beğenmediği alt tabakadan bir insanın girişiyle –yani bir benzetme yapacak olursak, çok dayanıklı bir surda açılmış küçük bir gedikle– bütün hayatının nasıl bir anda değiştiğini, kalelerinin bir bir nasıl işgal edildiğini görmeye başlıyoruz.
Biz tüm bunları görüyoruz ama yazar bize bunları baş karakter Kien’in gözünden gösterirken bir soru da sormayı ihmal etmiyor: Tüm bu gördüklerimiz, bize önünde sonunda aklımızı kaçırtacak, belli ki bundan kaçış da yok, öyleyse tek çare olarak insan gözlerini sımsıkı kapatıp körleşmeli mi? Çünkü görmenin bir aydınlanma değil, lanet olduğu, gözün görmeye değil de delirmeye yaradığı bir atmosferde, delirmemenin bedeli körleşmek mi? Gözleri açarak, her şeyi görerek yaşamanın bedeli keçileri kaçırmakken, hiçbir şeyi görmeyerek aklını korumanın bedeliyse körleşmek midir? Her şeyi görmenin ağırlığı, gözleri en sonunda körlüğe mi sürükler?
Tıpkı Medusa’ya bakmamaya çalışan biri gibi, Kien de hakikatin, toplumun taş kesici bakışından kaçarken, içinden çıkamadığı bir günümüz labirentinde kaybolur. Körleşme, insanın gözünü açtığı takdirde nasıl bir karanlıkta olduğunu gösteren, modern çağın en sembolik trajedilerinden biridir.



***



Elias Canetti bu kitabı tam 26 yaşında yazmış. Yazıldığı dönem, Almanya’da Nazilerin ayak seslerinin yaklaşmakta olduğu 1931 yılı. Zaten bir yerde başa(hem toplumun kendisine hem de iktidar sınıfına) felaket diye nitelendirilebilecek bir şey/birileri gelmeden önce, o yerde toplumsal bir çürüme olmaması kaçınılmaz oluyor. Bu bakımdan 2025 yılında bu kitabı okuyan bir Türk vatandaşı olarak sanki günümüz Türkiye’sinden insan manzaralarını seyrediyormuşum hissine kapıldım pek çok kez: Aynı küçük insanlar, aynı budalalar, menfaat kokusuna üşüşen açgözlü fırsatçılar, her şeyin değerini parayla ölçen ruhsuz hesapçılar, başkalarının yıkımında kendi yükselişini arayan zavallılar, yalanı doğruluk gibi pazarlayan arsızlar, güce tapan dalkavuklar, yozlaşmışlığı ‘düzen’ diye kutsayan küçük insan orduları, haksızlığa alışmış korkaklar, her gün biraz daha utanmayı unutan, rüzgâr nereden eserse oraya savrulan kişiliksiz yığınlar, susarak suç ortaklığı eden sessizler ve sonunda, gördüklerini görmezden gelerek yaşamayı öğrenmiş o kalabalık, o suskun, o bitkin sürü…


***


Bu kitabı keşfedip edineli 6 yıl olmuştu ve o günden beri kitaplığımda okunma zamanını bekliyordu. Nihayet okuduğum için de çok memnunum ama okuması da bir o kadar zor ve yorucuydu. Yazar matruşka gibi sürekli bir şeyin içerisinden başka bir şey, bir düşüncenin içerisinden de başka bir düşünce çıkarıyor, anlatılanlar hiç bitmiyor, hiç mola vermeden son gaz giden bir arabadaymışsınız hissi yaratıyor. Özellikle bilinç akışı tekniğini o dönem gibi erken bir tarihte şahane bir ustalıkla kullanmış. Bir insanın zihnini okurken, farkında olmadan sizi bir anda bir başkasının zihnine yolcu ediyor, bu sefer ondan ayrılıp bir başkasının zihnine ne zaman misafir olduğunuzu ise kimi zaman paragraf bittikten sonra anlıyorsunuz.

Bu kitap bana biraz da kendisinden 10 yıl önce yazılan Gökyüzümüzdü Okyanus’nü anımsattı, orada da baş karakter şeytan, cehennemden yeryüzüne, onları tanımak amacıyla insanların arasına inip yaşamaya başlıyordu ve başına gelmeyen kalmıyordu. Bence her iki kitabı okumuş olanlar da benzer tadı almıştır.


***


Son olarak… Daha önce de zaman zaman yaptığım gibi bu roman ve karakterleri üzerine Chatgpt ile konuşup ayrıntılarından bahsederek bana karakterlerin yaklaşık bir görselini çizmesini istedim ve ortaya şu sonuçlar çıktı:

Peter Kien:
i.hizliresim.com/6f4woph.png

Therese:
i.hizliresim.com/jzdz6r1.png
i.hizliresim.com/qp3i33d.png

Fischerle:
i.hizliresim.com/91tbz0l.png

Kapıcı Benedikt Pfaff:
i.hizliresim.com/oyt9be4.png

Georges Kien:
i.hizliresim.com/n7z4g11.png
Körleşme
Elias Canetti - Sel Yayıncılık - 2024
877