Çoğu insan anlamadan sevemezsin diye düşünüyor. Oysa tam tersi doğru olabilir: sevmeden anlayamazsın. Anlamak, içine nüfuz edebilmek, ahiret makamına geçebilmek için sevmen lazım. Ve bu ancak teslimiyetle olur.
Modernite, yani batı uygarlığının temelinde yer alan zihniyet;” rasyonel bir dünya kurarım ve bu dünyada mutlu yaşarım. Akıl benim rehberim ve aklın ötesinde, onun üstünde bir başka rehber tanımam” der.
Her gün babamla bakkala gidip sepetimi doldurmak benim hakkim, diyemedim. Agabeylerimle top oynamak istiyorum, size ne erkek değilsem, top oynamayi seviyorum işte, diyemedim. Dum dum diye ses çikaran kudüm isterim, bum bum kurşun seslerini degil. Okula baslayacagim, öğrendigim harfleri öğretmenime göstereceğim. Kış gelince, kar yağacak, dağa gideceğim, kartopu oynayacağim. Dağlardan yağan kurşunları istemem.
Çocuk... Kimse çocuk muyum, diye sormadi bana. Yüzüme kimse bakmadi o kurşunlari yollarken. Neler ister bir çocuk, hayallerim nedir diye sormadilar. Çocukluk denilen bir dönem yaşamama izin vermediler.
Kimin örtüsü,kimin bardağı daha güzel bakışları atılırdı masadan masaya.Ve yardımın dağıtılmasını öyle sabırla ve mutlulukla beklerdik ki… Evet ,mutluluk için bu yetiyordu inanın.
Savaşta işte sevmediğiniz şeylerde değerli oluyor. Daha doğrusu neye değer verip neye değer vermeyeceğinizi daha iyi anlamaya başlıyorsunuz, hele de çocuksanız aklınızda kalan yarım yamalak bir çikolataysa o yarımın da yeri bambaşka oluyor…
Sevdiğin bir varlığın hatlarını hayalinde canlandırmaya çalıştığında geçmişten o kadar çok anı belirir ki,bu anıları,gözyaşları arasındaymış gibi bulanık görürsün .Bunlar hayal gücünün gözyaşlarıdır.
Âdem cennetten kovulup yeryüzünde yapayalniz kaldığı günlerden birinde, Allah'a kendisini affedip tekrar cennetine kabul etmesi için diz çöküp yalvardi. Yalvarışı biter bitmez yagmur basladi ve bir hayli uzun sürdü. Yağmur dinince Allah, Âdem'e bir gökkuşağı gönderdi ve ayağa kalkmasini işaret etti. Eger gökkusağının altindan geçmeyi başarırsa cennete ulaşacağıni söyledi. Ve Âdem, umut etmeyi öğrendi...
Dünyanın herhangi bir yerinde veya herhangi yüzyılında yirmi beş yıl kadar yaşamış biri, cehennemin bu dünyada olduğunu artık öğrenmiş, insanlık tarihi boyunca insanın en büyük düşmanın yalnızca insan olduğunu çoktan fark etmiş olmalıdır.
Henüz içinde birkaç teknik buluştan başka hiçbir zeka marifeti olmayan bir dünyada, nenin nesi olduğunu bilmeyen insanın, üç asırda bir değiştirdiği dolmaların hiçbirini ispat edecek durumda olmayan, giriştiği bütün akide savaşlarının birbiri kadar çirkin olduğunu anlattı...
İnsan, insanın yoldaşıdır hayat dediğin en çok da iki kere başkalarına muhtaç bırakır bizi: evlenirken ve ölürken. Çünkü o anlarda sadece kalp değil, gözde kalabalık arar. Bir el, bir omuz, bir nefes ister yakınında.