'Zamanı durduramazsın Claire. Bu bir fotoğraf karesi değil. Her şey hareket halindedir ve her şey her saniye geçip gitmektedir. Yapabileceğin tek şey, o akışın içinde kendine bir yer bulmaktır.'
Geldim… Sözle değil, yürekle. Sessizce ama kararlı, Bakışlarının derinliğinde durmaya geldim.
Geldim işte, Yılların öğrettiği gibi usulca, Kendimden emin, senden etkilenmiş halde…
Ve gözlerine bakarak diyeceğim sana: Geldim…
Geldim… Suskun geçen mevsimlerin ardından, Kalbimde sakladığım en net hisle geldim sana.
Geldim işte… Yorgun değil, umutla. Kırılmış değil, kabullenmiş bir kalple. Sadece senin gözlerinde dinlenmeye geldim.
Ve gözlerine bakarak, hiçbir kelimeye sığmayacak bir sessizlikle diyeceğim: Geldim...
Geldim... Usulca, rüzgârın tenine dokunduğu gibi… Sessizce, ama içimde binlerce sözcükle. Yolumun sonu senmiş gibi, Ve kalbim sana çoktan varmış gibi geldim.
Geldim işte… Yılların ağırlığını dışarıda bırakıp, Sadece sevgimi aldım yanıma. Bir bakışına sığınmak, Bir gülüşünde soluklanmak için geldim.
"Eşi ölen birine dul diyorlar. eğer bir çocuk ailesini kaybederse ona yetim diyorlar ama çocuğunu kaybeden birine ne denir ? Sanırım bu bir ismi hak etmeyecek kadar korkunç bir şey."
Sahi nedir sevmek Kalp midir insana sev diyen? Yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; Bir muma ateş olmak mı... Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?
'Asal sayılar güçlüdür. Başkalarına bağımlı değildir. Saftır, tamdır ve gücünü asla kaybetmez. Asal sayılar gibi olmalısın. Gücünü kaybetmemeli, mesafeni korumalı ve etkileşimden sonra değişmemelisin. Bölünmez olmalısın.'
"İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi."
"Yarın farklıdır bugünden, Adı değişir hiç olmazsa, Kara bir suyu geçiyoruz şimdilerde, Basarak yosunlu taşlara. Sen bugünden yarına birazcık umut sakla." Metin Altıok
dün sabaha karşı, kendimle konuştum. ben hep kendime çıkan bir yokuştum. yokuşun başında bir düşman vardı, onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum... Özdemir Asaf
ve ne kadar da güzeldir ümitli insanların arasında gülümsemek üstelik bir yaz günü denizin kenarında dünyayi değiştirecek bir çocuk gibi hissetmek belki de diyorum kendi kendime bugün yapılacak en güzel şeydir gücümün yettiği kadar koşabilmek düşün ki bu günler bir daha gelmeyecek yaşamak gerek yaşamak gerek.
'Ben bir adamı öldürürken belimdeki kılıcı kullanırım ama sizler kılıç kullanmazsınız. Sizler nüfuzunuzla öldürürsünüz, paranızla öldürürsünüz, süslü püslü sözlerinizle bile öldürürsünüz belki. Tabii ki kan dökülmez, karşınızdaki adam capcanlı yaşar ancak buna rağmen onu basbayağı öldürmüşsünüzdür. Kiminkisi daha büyük bir günah bilemiyorum sizinki mi, benimki mi?'
'Bazıları, seksi bastırılmış duyguları dışa vurmak ya da kontrol edilemez duygularını yatıştırmak için kullanmıştı.Bazıları, hayal dünyalarının derinliklerine gömülmüş eski travmaları yeniden yaşayarak sorunlarının üstesinden gelmek için bir arayış içindeydiler.'
'Evvel refîk ba'del-tarîk' demiş eskiler. Yani önce yoldaş, sonra yol. Nereye gittiğinden çok, kiminle gittiğin; nereye gittiğinden çok neye gittiğin önemlidir çünkü. Yoldaşın varsa, yol yorsa da güzeldir. '
'Herkes bir arkadaşın acısına ortak olabilir, fakat bir arkadaşın başarısındaki mutluluğu paylaşmak için soylu bir karaktere, gerçekten hakiki bireyci karaktere sahip olmak gerekir.'
'Birisini en yakın arkadaşı olarak görmek, her zaman ona duygusal olarak çok yakın olmak değildir, fakat her zaman ona karşı açık ve dürüst olmak demektir: Birçokları için hakiki arkadaşlığın anlamı buradadır.'