Vatan turfanda sebze gibi sokaklarda bağıra bağıra satışa çıkarılmaz. Bu bir ince zanaattir. Yolu yordamı, inceliği vardır. Ne satan "Ben vatan satıyorum" ne de alan "Benim işim budur, ben her az gelişmiş ülkeyi böyle sömürüyorum" der Uzmanlık isteyen bir iştir bu. Ve yurdumuzda da böyle uzmanlara sık sık rastlanmaktadır. Bakarsınız adam her yerde bas bas bağırır "- Aşırı cereyanlar aldı yürüdü. Tedbir almak gerekir. Mülkiyet düşmanları işi azıttılar; şerefiere ve haysiyetlere tecavüz ediyorlar. Hür teşebbüs baltalanıyor. Atmalı hepsini içeri ... " Araştırırsınız. Kim bu adam? Ne istiyor? Öğrenirsiniz ki bir yabancı şirketin Türkiye temsilcisidir; onbinlerce lira maaş almaktadır bir ayda. Ya da ortaktır, bir imza ile milyonlar kazanır. Çıkarının bozulmaması için çalışacaktır. El altından gazetelere para yollayacak, politikacıların sırtını sıvazlayacaktır Aşırı karını aşırı cereyan gürültüsü ile unutturacaktır Gazete okursunuz. Adam ateşli bir yazardır; herkese söver, küfür eder Savunduğunuz ilkeler adına siz utanırsınız. Demokrasi devrinde demokrat ihtilal döneminde cuntacı, yabancı sermayenin yanında komprador meddahı olur Dün sövdüklerine bugün methiyeler düzer. Göklere çıkartır onları: "-işte, vatanın mimarı geldi. Kaç zamandır onu bekliyorduk. Kalkınmayı o yapacak. Kim ona sataşırsa komünisttir. Sizi gidi solcular ... " Ve daha bir sürü zırva. Bakarsınız bu ateşli, bu küfürbaz yazar rotatif değiştirmiş, bir yerlerden kredi almıştır. Durumu düzelmiş, geliri artmıştır. Cakasından geçilmez. Viski bardağını elinden düşürmez ...
Adam profesördür Türkiye'nin koşullarını, dünyadaki çıkar dengesini herkesten iyi bilmektedir. Özel konuşmalarını dinlemişsinizdir Bilgili ve bilinçlidir. Bir gün bakarsınız bir iri kıyım partinin gölgesinde, büyük bankaların birinde idare meclisi üyeliği almıştır. Yazdıklarını, söylediklerini unutur. Altına bir araba çeker, iki tane de kat alır. Gelsin yolluklar, Avrupa gezileri, bir de yüksek bir koltuk vaadi ... Başlar konuşmaya ve yazmaya.
(...) Son on yılın iktisadi tablosu karşısında ibretle düşünmeye mahkum bir kuşağız. Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermiştir Amerikan kapitalizmini sosyalizme antitez misali olarak verenler; bünye farklarını tahlil edemeyenler, oluş şartlarını mukayese edemeyenlerdir. Ne kazandırmıştır on yıllık liberalizm memlekete?! .. Kalkınma hızı mı? .. Sosyal adalet mi? .. Çalışma gücü mü? .. iktisadi itibar mı? .. Milli gelirde artma mı? .. Yoksa Ortak Pazar toplantılarında bir geri kalmış ülke ismi mi? .. Son on yılın örneğinden ve sonuçlarından hoşnut olanlar, dünün köşe başı milyonerlerinden başkaları değildir.