Bunu söylerken korkmuyorum. İnsan kendi ölümünü söylerken sesinin bu kadar sakin çıkmasına şaşırıyor. Sanki ölüm, yıllardır evin içinde duran ama kimsenin oturup konuşmadığı bir eşya gibi. Bugün onu ilk kez gördüm.
Aortumun üstünden yeşil ampuller taşıyan çocuklar geçiyor Joseph. Çok küçükler. Ayakları yere değmiyor. Kalbimin üzerine basıp geçerken ışıkları bir an sönüyor, sonra yeniden yanıyorlar. Beni korkutmuyorlar. Galiba insan ölürken en çok, çocukken korktuğu şeylerin artık kendisinden küçük kaldığını anlıyor.
Gözümün örtüsü ağlıyor.
Ne kadar zamandır gözlerimin arkasında biriken şeyi bilmiyorum. Sanki gözlerim yıllardır bana ait olmayan bir odada tutulmuş da şimdi kapısı açılmış gibi. İçeriden su çıkıyor. Ağlamak değil bu. Daha eski bir şey. İnsan doğmadan önce ağlamaya başlamış olsa nasıl ağlardı, sanırım öyle.
Boğazımdan yukarı doğru çocukluğum çıkıyor Joseph.
İlk defa gülümsüyor.
Buna dayanamıyorum.
Çocukluğumun bana kızgın olduğunu sanıyordum. Meğer yalnızca beni bekliyormuş. Küçük elleriyle yıllarca boğazımın altında durmuş. Şimdi yukarı çıkarken yüzüme bakıyor. Hiçbir şey sormuyor.
Annemi sormuyor.
Babamı sormuyor.
Neden yalnız kaldığını sormuyor.
Sadece gülümsüyor.
İnsan bazen affedilmediği halde affedilmiş gibi ölebilir mi Joseph?
Göğü tırnaklarımın içine kadar hissediyorum.
Sanki bütün gökyüzü bedenimin dışına değil, kemiklerimin altına yerleşmiş. Ellerimi kapatsam yıldızlar kırılacak sanıyorum. Açsam çocukluğum düşecek.
Ve sanırım ölüm artık kapıyı çalmayacak.
Timüs kapımdan geçecek Joseph.
Orası benim en eski kapım.
Bedenimin kimseye göstermediği yerde.
Eğer birazdan sesim kesilirse, beni sustu sanma.
Belki ilk defa içimdeki çocuk konuşmaya başlamıştır.
Belki de ben ölürken, yıllardır ölü sandığım çocukluğum hayata dönüyordur.
Joseph...
Eğer gözlerimi kapatırsam,
sakın üzerime toprak atma.
Ben toprağın altında değilim.
Ben hâlâ o çocuğun çıktığı yerdeyim.
Ve o çocuk ilk defa gülümsüyor.
Sakın ağladığımı düşünüp üzülme Joseph.
Sadece ilk defa annemi görüyorum.
Rüyamdaki gözyaşı sularının içinde.
Bana doğru geliyor.
Ben onu hiç görmedim Joseph.
Ama insan hiç görmediği birini nasıl bu kadar uzun süre özleyebilir?
Şimdi anlıyorum.
Ben annemi beklememişim.
Annemin beni bulacağı güne kadar kendimi beklemişim.