tulayaslan_cancersoldiers
#Rağmen - @believetulayl
İleti
18s
Biraz Ağlamak Versem Diyorum



Merhaba Salvador Tablolu Kalbim,

Burada hava kasvetli bir gün ile anlaşıp kalbime yağıyor. Hiçbir dünün içinde değilim; biraz salaş, biraz otantik, biraz da gözlerimi ceplerime koyup saklanıyorum. Arsız bir okyanusun üzerinde, kollarımda açan mor okyanusun etrafında geziyorum. Ayaklarım değil beni taşıyan; kalbim.

Yalın ayak bir çello ile karşılaştım, o da sanırım kendini kaybetmiş gibi. Bazen başımı gökte bulamıyorum ama biliyorum ki mezarlar toprakta açmıyor; orada, göğün içinde açıyorlar. Matilda’nın yaptığı undan kuşları yakıyorum okyanusun bol sulu göz kapağına. Dalgalarında çiçekler atıyor küçük bir kız çocuğu gibi, hepsi...

“Jole’nin tırnak tutacağı kurşun askerleri gibi,” diyor o küçük kız çocuğunun içindeki ağlama operası. Sanırım ilk baleye bir buçuk yaş civarında başladığını söylüyor ama sanki kaybolmuş gibi de...

Ağlama Operası II

Ona "Sana bir ağlama versem..." desem mi, bilemiyorum. Ama o küçük kız parmak uçlarında yükseldikçe, bulutların dikiş yerleri çıt çıt atıp sökülüyor. Çellonun tellerini kırmayıp, sadece içinden sıcak ıhlamur kokulu gözyaşları sızdırıyorum. Bir buçuk yaşındaki bir balerinin topuklarında, hiç doğmamış kuşların gölgelerini de uyutuyorum şimdi.

Zaman, bir fincan sıcak çorba gibi masada soğurken; hıçkırıklar gökyüzünün tavanını boyamaya çıkıyorlar, dur demeden. Cebime sakladığım gözlerim, kirpiklerinden sarkan minik salıncaklarda sallıyor çocukluğumu. Haklısın, mezarlar hep gökte açar; oysa toprak bu kadar ağır bir özlemi asla taşıyamaz. Şimdi dalgalar tersine akıyor; hüzün, sıcak bir battaniye gibi sarıyor okyanusun yorgun sırtını.

Opera bitmiyor; sadece şef, batonunu bir bulutun kalbine saplayıp bizimle birlikte ağlıyor. "Sana dayan," dedikçe; "kalbimize çocuksuz gökyüzü iniyor, bir ivme kalp krizi taşların üzerine bizi kazıtıyor" diye çığlık atıyor kalbimin içinde yalın ayak koşan duvar anneleri.

Operanın Görkemli Finali

Şefin sapladığı batondan gökyüzüne erimiş saatlerin tıkırtıları sızıyor şimdi. Okyanus yavaşça katlanıp mendil gibi kalbimin sol cebine yerleşiyor. Bir buçuk yaşındaki o küçük balerin, havada asılı kalan son hıçkırığın üzerinde selam veriyor dünyaya.

Masada tamamen soğuyan çorba, çocukluğumun hiç büyümediği bir göle dönüşüyor. Bulutların sökülen dikişlerinden sızan iplikleri, çellonun kırık tellerine bağlayıp göğe uzatıyorum. Artık gözlerimi ceplerimden çıkarabilirim; zaten bütün dünya bizimle birlikte ağlamaktan sırılsıklam.

Topal kalmadı kalbim. Aklım düştü düşecek zemheri geceye kadar ama usulca yatıyorum kulağının tam ortasına.

Ve uykulukla uyku giyinmiş, lila açan kadife perde kapanırken; gözlerimde sen, "Her sabaha beni kalbinin tam ortasında aç," diyerek fısıldıyorum:

"Sana koca bir ağlama verdim Salvador tablolu kalbim, artık uyuyabilirsin gözlerimin içine."





BelieveTülayl
663