Gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum. En sevdiğimi kaybedip, üzüntümü sesli dile getiremiyordum. Acımı, sinirimi, öfkemi içime atmaktan artık kendi kendimi yiyordum. Ellerimi ağzıma yumruk yapıp deli gibi ağlıyordum. Camdan içeri vuran o güzel esinti bile beni sakinleştirmeye yetmiyordu.
Sarılıp ağlayabileceğim bir omuza çok ihtiyacım vardı. Ama öyle bir omuz yoktu, var ama yoktu. Ada küçük bir çocuktu evet, ama en nihayetinde bende o annenin kızıydım. İki kızının ne yaptığından, ne hissettiğinden bihaber yaşayan bir babam vardı evet. Annemi yedi ay önce kaybetmiştim, ama babamı sanki doğuştan kaybetmişim gibiydi, hiç tanımamışım gibiydi.