Derin bir nefes alarak başlıyorum yazmaya. Hani bazı kitaplar vardır, ne konuşacağını ne anlatacağını bilemezsin ya; işte ben de tam olarak o noktadayım şu anda. Aslında kitabın içeriğinden çok, Nobel ödülü almasına başta çok şaşırmıştım. Şimdiye kadar birçok Nobel ödüllü kitap okudum ama böylesine ilk defa rastlıyorum.
Bence Nobel ödülü almasının tek bir açıklaması var ve ben de buna katılıyorum: Kitabın içinde okuduklarımız ve hissettiklerimiz sanki gerçek bir hikâyeymiş gibi bize geçiyor. Her satır, her cümle bana sanki o anı gerçekten görmüşüm, o olaylara şahit olmuşum gibi hissettirdi.
Daha 15 yaşındayım ve şuna çok inanıyorum: Her yaş, bir kitabı farklı şekilde yorumlar. Aynı kitabı farklı yaşlarda okuduğumuzda bambaşka cümleler ve bambaşka duygular ortaya çıkabilir. Ben şu an bu yaşımda bu kitabı okuyorsam kendime bir söz veriyorum: İleride başka yaşlarda da tekrar okuyacağım. Çünkü o zaman hissettiklerimle şu anda hissettiklerimin aynı olmayacağını biliyorum.
Hatta Allah nasip ederse ilerleyen yaşlarımda bu kitabın müzesini de gezmek isterim. Belki müzeyi gezdiğimde şu an hissettiğim duygulardan çok daha farklı şeyler hissedeceğim. Çünkü bazen bir hikâyeyi sadece okumak değil, onun izlerini görmek de insanın iç dünyasında başka kapılar açabiliyor.
Benim yaşımdan daha büyük insanların bu kitap hakkında yazdıklarını okuduğumda onların çok farklı duygular hissettiğini gördüm. Hatta bir an içimden “Acaba aynı kitabı mı okuduk?” diye düşündüğüm bile oldu. Çünkü onların hissettikleriyle benim hissettiklerim oldukça farklıydı. İşte o zaman anladım ki bu kitap gerçekten Nobel ödülünü hak ediyor.
Ben kitabı okurken daha çok bana ne anlatmak istediğine odaklandım. Bazı satırlarda, hatta bazı sayfalarda içimden Füsun için “ah” dediğim anlar oldu. Kemal’e kızdığım, sinirlendiğim sayfalar da vardı. Ama kitabın sonunda şunu anladım: Hayat bazen karşımıza yanlış insanları yanlış zamanlarda çıkarabilir. Biz de o insanları doğru kişi sanıp onlarla bir ömür geçirmek isteyebiliriz. Ama aslında o doğru sandığımız yanlış insanlar, belki de çok daha güzel olabilecek bir hayatı mahvedebilir.
Bu kitaptan çıkardığım en büyük ders ise şu oldu: Hayatımıza kim girerse girsin, ne yaşarsak yaşayalım hayallerimizden vazgeçmemeliyiz. Çünkü insanın hayalleri, onu hayata bağlayan en güçlü şeylerden biridir.
Çok tatlısın Rabia. 🥰 Kimin hangi kitabı hangi duyguyla okuyup ne hissettiği çok da önemli değil. Binlerce olumsuz yorumlayanlar var. Ben de beğeniyle okudum. Siyasi ve poitik durumlar var ki onlar beni kitabı okurken zerre ilgilendirmedi. Bu bir kurmaca roman. Çok da anlam yükleyip yerden yere vurulmalık ya da başımızın üstünde gezdirmelik bir kitap değil. Umarım benim yaşıma geldiğinde tekrar okur ve farklı hislerle bu masum yaşını hatırlarsın ❤🌹