… Düşlerim var düşlerim Allı, morlu, siyah pullu Karanlığı bir damla aydınlatmayan Bir kızıl gölge ki peşimden ayrılmayan. ... (s.256)
Hepimizin yaşam ile mücadele yöntemleri farklı, bazılarımız kitaplara, bazılarımız dualara tutunur. Bazılarımız da bizi daha da dibe çekecek bazı bağımlılıklara..
Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm olan “Dört Adam..” başlığıyla bu dört arkadaşın Zabarnava Akıl Hastanesindeki günlerinin nasıl geçtiğini , birbirleri ile olan bağlarını, hayat ve sistem hakkında sohbetleriyle de bakış açılarını okuyoruz. Hastanenin soğuk duvarlarını, volta atılan uzun koridoru, bahçedeki banklarda, köşelerde dağılmış insanları hissettiğimiz bu bölüm biraz soğuk.
“Burası kimileri için dilini bilmediğin yabancı bir ülkede uyanmak gibi. Sıfırdan ve acımasız” (s:55)
İkinci bölüm “Yaşayışlar..” ile onların bu hastane kapısına nasıl ulaştıklarının anlatıldığı bölüm. Yazar karakter isimlerini farklı kullanmayı tercih etmiş ve birbirlerinin hayatlarına dolaylı olarak dahil etmiş karakterleri. Konu edilen bağımlılıklar; alkol, madde, sigara ve kumar.. Bu bölümde karakterler tek tek sahneye çıkarılıp, hayatları ve duvarın ardına gelişleri anlatılmış belki de sığınışları demek daha doğru olacak. Ricciardo Ofrino, Armin Keshkin, Pavel Permidev ve Volan Saphuri. Okurken bazen anlam veremediğim ve şımarıklık olarak değerlendirdiğim davranışlar sergileyen bu dört adama, kitap ilerledikçe çok uzaktan baktığımı fark ettim. Biraz daha yakından bakıp anlamaya çalıştım hepsini.
“Hayat karşıt eylemlerin iç içe geçtiği yüksek bütçeli bir illüzyon gösterisiydi.” (s.290)
Üçüncü Bölüm “İstikamet…” başlığında tekrar hastaneye dönüyoruz bu bölümde hastane biraz hareketleniyor ama yine soğuk rüzgârlar eşliğinde karakterler için bazı son ve başlangıçlar meydana geliyor. Duygulu ve az da olsa umut serpilmiş..
“Yarının belirsizliği bizi yaşamaktan alıkoymamalı” (s.324)
Yazarın daha önce yayınlanmış iki şiir kitabı var. Gerçek bir hayat hikayesinin üzerine kurgulanmış bu kitap yazarın ilk romanı ve kendi şiirlerinden de eklemeler yapmış. Dili oldukça sade ve akıcı. Konuşmalarda tırnak işareti kullanılmadığı için bazen diyalog devam mı ediyor yoksa bitti mi diye karıştırılabilir bunun dışında ilerleyişi beğendim. Yazarın ilk romanı olmasına rağmen oldukça başarılı ayrıca farklı bir bakış açısı kazandırdığı ve farkındalık oluşturduğu için okumaya değer.
Bu kitap vesilesiyle ne olursa olsun umuda tutunanlara selam olsun.
“ .. Korkma, siyah düşlerin griye açılır elbet Karanlığın hükmü bir mumla yıkılır elbet.” (Ferfecir Şiirler,s.75)