Üniversite zamanlarında sınav vakti sorumlu tutulduğumuz için çok umursamadan, bölük pörçük okumalarla Dede Korkut hikâyelerini öğrendiğimi sanıyordum. Aradan geçen yılların ardından insanın içinde gerçekten bu hikâyelere karşı büyük bir merak ve okuma isteği doğuyor. Bu kez kendi isteğimle kitabı raftan alıp okumaya başlayınca ilk hikâyeden son hikâyeye kadar büyülenmişçesine bir okuma süreci yaşadım. Okuyup diğer hikâyeye geçtikçe
Mehmet Fuad Köprülü’nün o meşhur sözünü niye sarf ettiğini daha iyi anlamaya başladım. Yaklaşık 550 yıllık bir geçmişe konuk oluyorsunuz.
Beni okurken en çok keyiflendiren şeyler, yer yer hikâyelerin içindeki güldürü düzeyi, olağanüstülük çeşitliliği ve eski zamanlardaki atalarımızın kültür hayatlarına, zihin dünyalarına dair şeyler okumak oldu.
Bu kitabın şöyle de bir durumu var. Nasıl bir beklentiyle elinize aldığınız da önemli. Sadece “okuması çok kolay maceralı bir şeyler“ arıyorsanız okurken zaman zaman yavaşlayabilir, belki sıkıldığınızı bile hissedebilirsiniz. Evet bu kitap heyecan dozu yüksek, okunaklı bir kitap fakat olayların mensur, duygu düşünce ve diyalogların manzum biçimde yazılması ve bazen buna eklenen kimi sözcükler de okumayı güçleştirebiliyor. O nedenle bu kitabı okumak için sakin bir kafaya ihtiyacınız var.
***
Şüphem yok ki bu eser biz Türklerin değil de Batılıların kültürünün bir ürünü olsaydı, şimdiye kadar bunlarla ilgili ne çok çizgi film, dizi, tiyatro ve çeşitli sanatsal yapıt ortaya koyarlardı ve hatta biz bile bunlardan ne çok istifade ederdik. Bu hikâyeler, kesinlikle üstünde çok daha fazla durmamız, çocuklarımıza anlatmamız gereken kültür ürünlerimizden.
Rol model bulamadığı için (üstüne ailenin de cehaleti ve ilgisizliği eklenince) asıp kesmeyi adamlık sanan, iyi yetiştirilmemiş gençlerimize, bu şekilde çürümeden önce küçük yaşlardan itibaren bu hikâyeler anlatılabilse, okutulsa, yani eğitim programımızda yer alsa (ama şu anki gibi dümenden değil ciddi ciddi), aile kurumunu meydana getiren insanların hafızasında yer etse, başka türlü gençlerin de yetişebileceğine inanıyorum. [Tabii ki iyi bir çocuk yetiştirmenin sadece bu kadarcıkla sınırlı olmadığını ben de biliyorum, bu bahsettiklerim, bir evin tuğlalarını sağlam bir harçla dizmek anlamına geliyor.]
Kitabın güzel yanı, çocuklardan ziyade yetişkinlerin de okuyup ders çıkarabileceği bir eser olması.
~
Yapılmış mıdır bilmiyorum ama bu kitaptaki hikâyelerin yapay zekâyla sahne sahne görselleri yaptırılıp çizgi-roman veya resimli baskılı bir kitap da üretilebilir. Büyük bütçeli ve kaliteli dizi-film yapılması gerekliliğinden hiç bahsetmiyorum bile.