O, aşkı en güzel cümlelerle bilmeden anlatıyordu.
Ama hiç âşık olmamıştı.
O ise kalbinin ilk kez bu kadar hızlı attığını hissediyordu.
Ve bunun adını koymaya cesareti yoktu.
22 yaşında idealist bi...
Bilinmezlik, insan için en iğrenç bir şeydi. Hem kafayı yoruyor hem de elini kolunu bağlıyordu. Ne kadar düşünürsen düşün bir çıkar yol bulunmuyordu. Günden güne kafan ağrıyor ve işin içinden çıkılmaz oluyordu. Telefonuma her gün bilinmeyen farklı numaralardan mesaj geliyordu. Bundan dolayı numaranın kime ait olduğunu bulamıyordum. Miray ile nereden tanıştıklarını da bilmiyordum. Son gelen mesajla olduğum yerde kalmıştım. Ne kadar düşünmüş veya ne kadar buradaydım bilmiyordum.
Telefonumun sesiyle dikkatimi oraya çevirmiştim. Baran arıyordu. Saate baktığımda kahvaltının çoktan bittiğini görmüş ayaklanmıştım. Baran'ın telefonunu açmıştım.
Kulübeden çıkmıştım. Baran beni gördüğünde gülümseyip telefonu kapatmıştı. Yarışma olacağından herkes bahçede sınıf sınıf dizilmişti. Bende baran ile Esra'nın arasına geçip durmuştum. Süleyman hoca elinde getirdiği mikrofonla konuşmaya başladı.
" Biliyorum hava soğuk arkadaşlar, fakat sizinle şuan çok ısınacağınız bir etkinlik yapacağız. Sevgili Hocalarım ile konuştuk karar verdik. Şu görmüş olduğunuz bu yerdeki çuvalları giyecek ve yarışacaksınız. Her sınıftan beşer kişi seçilecek ve beş tur oynanacak akşam yemeği hazırlanana kadar yarışma devam edecek. Son olarak da kazananları yarıştırıp bir kazanan belirleyeceğiz ödül olarak da döndüğümüzde soru bankası hediye edeceğiz."
Süleyman hoca tek tek ilk grubu söylemişti. Herkes yerini almış düdük sesi ile başlamıştı. Kafam dalgın olduğu için kendimi veremiyordum. Mecbur kendimi burada tutmam gerekiyordu. Fakat ne kadar uğraşsam da başarılı olamıyordum... Birkaç grup daha çıkmıştı. Miray'ın adını duyduğumda dikkat kesilmiştim. Yarış başlamıştı. Önde gidiyordu. Tam kazanacakken Aylin ona çarpıp yere düşürmüştü. İstemsizce Bir adım atmıştım. Daha sonra ayağa kalkıp kenara geçmişti.
Esra
" Bu kızla neden bu kadar uğraşıyorlar anlamış değilim "
Sorduğu soruyla ona dönmüştüm.
" Bilmiyorum hocam, burada benden önce siz varsınız siz bilmiyorsanız bende bilemem "
Baran
" Sessiz ondan dolayı, bir de onlara göre bakımsız geliyordu okula, baya kötü şekilde bilirsiniz hocam, yeni yeni düzeliyor, artık ne olduysa"
" Bilmem ona sormak lazım "
Baran
"Sınıf öğretmeni olarak sen sorarsın Fatih, bizi ilgilendirmez sonuçta "
Esra
" Aynen öyle neyse yarışma sonuna geldiler bakın, şimdi kazananlar yarışacak"
Hepimiz dikkatli şekilde izliyorduk. Yarışmayı Barış kazanmıştı. İstemsizce alkışlamıştım. Beni gören herkes de bana eşlik etmişti.
Süleyman hoca
" Evet yarışma erken bitti iyi de oldu, yemeğe kadar dinlenin, yemek sırası kimdeyse lütfen mutfağa geçsin, diğerleri de dinlenebilir "
Herkes dağılmaya başlamıştı. Barış yanıma gelmişti. Baran ve esra da bizi yalnız bırakıp gitmişlerdi.
" Hocam ben biraz rahatsızım yarışmada ayağımı burktum da yemek sırası bendeydi. Kimsede benim yerime geçmek istemiyor bizimkiler de sırasını savdı biliyorsunuz, ne yapacağız? "
" Senin eşin kim? Selin mi? "
" Yok hocam malum miray dışlanıyor diye selin başkası ile olmuştu. Miray benim eşim, kimse onunla olmak istemiyor "
Kalbim hızlanmaya başlamıştı. Ben ne kadar uzak durmak istesem de kader bizi uzak tutmuyordu. Kafamı sallamıştım.
" Tamam barış ben Miray'a yardım ederim şimdi, sen git dinlen "
" Çok sağ olun hocam kolay gelsin "
Barış yanımdan uzaklaşmaya başlamıştı. Bende yemekhaneye yürümeye başlamıştım. Her yaklaştığımda kalbim biraz daha fazla atıyordu. Yemekhane kapısını açıp içeri girmiştim. Miray beni gördüğünde gülümsemişti. Allah'ım çok güzel! Sen bana hakimiyet ver yarabbim! Yanına gidip ne yaptığına bakmıştım. Bana döndü.
" Hocam ben şimdi tavukları doğradım, mısır ununa buladım, baharatladım bunları kızartacağım şimdi sonra da pilav yapacağım bir de cacık ve salata, bir de kolay bir süt helvası, bitti. "
Tavaya tavukları attığında elinden Kabı almıştım.
" Sen pilavı yap ben pek anlamam bunu ben kızartırım, kızartma işinde iyiyim "
" Siz mi yardım edeceksiniz bana? "
" Evet "
Kafasını sallayıp pirinçleri ıslatmaya geçmişti. Ne kadar dirensem de kalbimin ritmi durmuyordu. Bir kaç dakika sonra kızartma bitmişti. tavayı ve diğerlerini yıkamıştım. Miray da pilavın altını kapatmıştı. Tezgaha dayanıp onu izlemeye başlamıştım. Dolaptan yoğurdu çıkarıp büyük bir kaseye almış sulandırmıştı. Rendelediği salataları atıp karıştırmıştı. Ufak bir tuz ve nane atımından sonra tekrar karıştırmıştı. Cacık da hazırdı. Süt helvasını da hazırlayıp folyo kaselere döküp fırına attı. Bana dönmüştü.
" Bak ya hemen kaytarmaya çalışın hocam olmuyor böyle, her şeyi ben yaptım. "
" Ne kaldı? onu da ben yapayım sende dinlen "
" Salata kaldı sadece ama şaka yaptım beraber yapalım "
Önüme kesme tahtası koymuştu. Üzerine de bıçağı bırakmıştı. Sonra oradan domates alıp doğramaya başlamıştı. Bende salata alıp doğramaya başladım. Telefonum titrediğinde bu sefer korkmuştum. bıçağı bırakıp telefonu açtım. Bu sefer farklı numaradan mesaj gelmişti.
"Sen söz dinlemez misin? Gerçekten sinirlenmeye başlıyorum. Bana bak o kızdan uzak dur duydun mu beni, uzak dur! "
Telefonu cebime koyup işime dönmüştüm. Kimdi lan bu pezevenk? Kimdi de her hareketi mi biliyordu? Elimi kesmem ile gürültülü şekilde bıçağı elimden atmıştım. Miray direk elimi tutmuş suya tutuyordu. Ben ise ondan gözümü alamıyordum. Koşarak ilk yardım dolabından tentürdiyot, pamuk ve bantla gelmişti. Yüzünde endişe vardı. Parmağımı güzel bir şekilde temizleyip bantladı. Sonra gözlerimin içine bakmaya başladı.
" Hocam siz geçin oturun bitti zaten millet de gelir birazdan "
" Miray sana bir şey söylemem lazım, normalde demeyecektim ama bu iyice sarpa sardı tehdit falan da etti mecbur demem gerekiyor sana sıçramasın dikkatli ol diye"
Miray aramızda olan boşluğu kapatmıştı.
" Ne oldu hocam? "
" Ben bir kaç gündür abuk subuk mesajlar alıyorum al bak bunlar "
Miray elimde olan telefonu alıp okumaya başlamıştı. Yüzü değişmiş kaşları çatılmıştı. Telefonu elime verip gözlerime bakmaya başladı.
" Aynı mesajlar bana da geliyor, fakat ben okul benimle uğraşıyordur diye çok sallamadım ama size de geldiğini görünce biraz ilginçleşti."
Mesajların Miray'a da gelmesi beni şaşırtmamıştı. Fakat biraz korkutmuştu. Onun mesajlarını da okuyup telefonu ona vermiştim.
" Grup biliyor mu? "
" Ben onlardan hiçbir şeyimi saklamam, biliyorlar "
" Kim olduğunu tahmin ediyor musunuz peki? "
Miray
" Hayır, fakat saçma sapan düşünceye sahip, ruh hastasının önde gideni aramızda hoca - öğrenci dışında bir şey olamaz ne hakla böyle bir itham da bulunur bir de iftira atıp söyleyecekmiş olmayan bir şeyi "
" Aslında uzak durmak en iyisi miray, nasıl bir piskopat belli değil sana zarar gelmesin "
" Asıl size zarar gelmesin hocam kendinizi korumanın tek yolu benden uzak olmanız o yüzden uzak olun bencede, mesela artık bana yardım etmeyin, inanın sizden başka hocalar da sever beni onlar yardım eder bana"
Bu söylediğine bozulmuş olsam da haklıydı ben biraz fazla hoca - öğrenci işinden sapmıştım. Diğerlerinden fazla ilgilenmiştim. Belki de dikkat çekmişti. Fakat istemiyordum. Mecburdum orası ayrı...
Kapının açılmasıyla öğrenciler girmeye başlamıştı. Sırayla yemeklerini alıp geçen gençlerin yerine yenisi eklenmişti. Sonunda Miray'ın grubu da dahil herkes yemeğini aldığında miray da alıp oturmuştu. Bende yemeğimi alıp hocaların yanına oturmuştum.
Yemekler yendikten sonra herkes dinlenmek için kulübelerine geçmişti. Mutfağı ise yine miray ve ben toplayacaktık. Yemekhane toplandıktan sonra mirayla beraber çıkmıştık. Yürümeye başlamıştık.
Miray
" Hocam, bence bana artık özel davranmayı bırakın, biliyorum kimse benimle olmuyor dışlıyor ama siz hocamsınız belki yaş farkı az olmasa yanlış anlaşılma olmaz ama şuan yaş farkı az yanlış anlaşılma olur ki gördünüz oldu da, zaten ikimiz de tehdit edildik. En iyisi uzak kalalım"
Bu kalp ağrısı neden olmaya başlamıştı. Neden ağlamak istiyordum. Okula geleli nerdeyse üç hafta olmuştu fakat ilk defa buruk hissediyordum.
" Hem zaten kamp da bitiyor az kaldı sonra zaten dersten derse görürüz sizi hocam "
Ne kadar bu canımı sıksa da haklıydı. Bu kadar yakınlık olmazdı. Belki uzak durursam mesaj da gelmezdi. Sadece Kafamı sallamıştım. Miray'ın kulübesine geldiğimizde miray bana döndü.
" Hocam bugünden sonra size normal hocalarım gibi mesafeli olacağım, sizde lütfen bana diğer öğrencileriniz gibi davranın, iyi geceler "
Kulübeye girdiğin de bende kendi kulübeme yürümeye başlamıştım. Kapıyı açıp içeri girdim. Baran koltukta televizyon izliyordu. Beni görünce doğrulup televizyonu kapatmıştı. Gidip yanına oturmuştum.
"Ne o, Karadeniz de gemilerin mi battı? Ne bu hal"
" Boşver ya anlatsam neye yarar ki"
Baran omzuma elini koydu.
" Belki çare buluruz kardeşim! Anlat bir hele"
Bir yanım anlatmak istese de bir yanım nereden başlayacak bilmiyordu. Düşüncelerimi telefon sesim bölmüştü. Direk açmıştım.
" Senden akıllı olan Miray, sana set çekti be hoca, yazık oldu, perişan gördüm seni, ama seni kurtardı; miray sayesinde benden bir daha mesaj almayacaksın, tabi dibinde bitmediğin sürece, tanıştığıma memnun oldum. :) "
Cevap yazmayı tercih etmemiştim. Fakat eğer birine anlatıp içimi dökmezsem de çatlayacaktım. Telefonu alıp ilk mesajı açtım. Baran'a uzattım. Almıştı. Okuduktan sonra bana verdi diğerlerini de okuttum. Telefonu bana verip
" Bu kişi kimse büyük piskopat, yalnız kardeşim, biz bunu asla bulamayız lavukta sim kart koleksiyonu var herhalde baksana hep farklı numaralar "
" Miray'a da mesaj atıyormuş pezevenk "
" Valla atar, miray şimdi senden uzak mı duracak? "
" Evet öyle dedi tek yolu bu dedi"
" Sende bozuldun buna belli de, neden? doğrusu bu zaten o kız senin öğrencin, değil mi öğrencin? "
Bir şey dememiştim. Baran gülümsemişti.
" Eyvah! Öğrencine aşık oluyorsun sen! "
Söylediği şeyle kalbim hızlanmaya başlamıştı. Yanaklarım alev alıyordu. Baran kahkaha atmaya başladı. Ben sinirli sinirli bakınca susmuştu.
" Daha anlamamışsın ama sen o kızdan uzak duramazsın kanka, unut onu başka şekilde bu lavuğu sıkıştırmak lazım "
" Aşık falan değilim sinir etme beni ayrıca nasıl olacak o? "
" Bilmiyorum ama bunu tek yapamayız Esra da bize yardım etsin"
" O ne alaka şimdi? "
" Kızın babası polis kardeşim, yardım almadan zor buluruz onu"
" İyi de beni sakın arama demişti. Tehdit var okudun"
" Her dediğini yaparsan kızı ona kaptırırsın, bunu da istemezsin demi"
" Bak hala ya ara şu Esra'yı sinir etme beni "
Baran kısa bir esra ile konuşmuş kapatmıştı. Birkaç dakika sonra da esra gelmişti. Ona da tüm mesajları okutmuştum. Esra ilk Baran'a sonra bana bakmıştı.
" Böyle bir şey var mı? Aşık mı oldun Miray'a? "
Baran
" Beyefendi daha anlamadı ama kesin aşık"
Esra biraz bozulmuştu.
" İyi ki senden son anda vazgeçmişim yoksa boşuna acı çekecektim neyse ben bunları babama götürürüm dönünce, hallederiz. "
" Sağ ol esra, başka kimse bilmesin yoksa hiç yoktan dedikodu çıkar. Zaten miray okulda çok dışlanıyor iyice üzülür. "
Baran
" Tabi ya, yengemizi üzmeyiz demi esra? "
İkisi de gülmüştü. Aklın sıra dalga geçiyorlardı. Fakat benim hoşuma gitmişti. Yenge demeleri mutlu etmişti. Esra izin isteyip kalkmıştı. Bende üstümü değiştirip yatağıma uzanmıştım.
Baran
" Takma kafana! Miray iyi, uyuyordur şimdi "
Birden kapı vurulunca yataktan ikimizde sıçramıştık. Kapıyı açtığımda Miray yaşlı gözleri ile duruyordu. Etrafı kontrol edip içeri almıştım. Baran su vermişti. İçtikten sonra elinde olan kutuyu göstermişti.
Ben de baran da kutuya bakıyorduk
" Ne oldu? anlat bana "
Miray Baran'a bakınca kafamı sallamıştım.
" Biliyor her şeyi esra hocanın babası polis çözeceğiz olayı buradan gidince, şimdi ne oldu anlat"
" Ben uyuyacaktım kapı çaldı. Açtım bu kutu, içinde abuk subuk not var ve kat küresi vardı. "
Kutunun içinde olan notu sesli okumuştum.
"Seni uyurken izlemek benim için en güzel şey o kadar güzel uyuyorsun ki hayallerimi süslüyorsun, elbet diyorum elbet o kokunu uzaktan değil tam dibinden alacağım, seni seviyorum prenses iyi uykular"
Bu pezevenk uyurken de mi izlemişti bu kızı, lan nasıl? kafayı yiyecektim. Nasıl ya? Nasıl?
" Kamptan gidene kadar dayan, mesajları silme güzelim, kapıyı kilitle, perdeni çek uyu"
" Bugün burada uyusam, korkuyorum"
Kısa bir Baran'a bakmıştım. Kafasını sallamıştı.
" Tamam güzelim geç yat benim yatağıma"
"Sen ne yapacaksın? "
Sen demişti. Allahım sana geliyorum. Sen bana dirayet ver yarabbim.
" Nöbet tutacağım bu lavuk her adımı takip ediyor belli olmaz ne yapacağı"
" Bende beklerim seninle bence gelmez ama ne olur ne olmaz"
Kafamı sallamıştım. Miray elimi tuttuğunda bir şey dememiştim. Baran da kapıyı kilitleyip perdeyi çekmişti. sonra da karşıma koltuğa oturmuştu.
" Fatih! "
Duyduğum şey ile sadece Miray'a bakıyordum. Sadece adımı ağzından duymam bana heyecan vermişti.
" Efendim güzelim "
" İsmin nasıl duyulacak diye söyledim bir şey yok"
Baran
" Güzel mi bari? "
Gülümsemişti. Kafasını sallamıştı. Ben ise Baran'a ölümcül bakış atıyordum. Miray gözlerini kapattığında ortam sessizleşmişti. Bizde sessizce prensesi korumak için nöbet tutmaya başlamıştık.