"Kimine kelebek olarak görünürüm, kimine Azrail. Karşılaştığım varlığın niyetine göre değişir görüntüm. Sen iyi birisin, beni kelebek olarak gördün; kötü olsaydın, acımasız bir canavar olarak çıkardım karşına."
Rüzgar, herhangi bir anlamı değil, bütün anlamları ifade ediyor benim için, yani yaşamı. Gün ışığını, ay ışığını, bereketli toprakları, mavi denizleri, cömert akarsuları, sımsıcak şefkati, derinden bağışlamayı, engin gönüllüğü, sevgiyle çalışmayı Yani beni yaşama bağlayan ne varsa, hepsini ifade ediyor. Rüzgar olmazsa, ben de olmayacağım, çünkü o beni ifade ediyor.
Onlar, iyiliği görev gereği değil, cennete gitmek için de değil, cehennemde yanmamak için de değil, içlerinden geldiği için iyilik yaparlarmış. İyilik, doğruluk ve güzellik onların varoluş nedenleriymiş. Bu yüzden onların dilinde; savaş, açlık, nefret, öfke, sömürü, öldürmek, yani kötülüğü simgeleyen kelimeler hiçbir zaman yer almamış. Böylece büyücü Rüzgar ile insan kızı Su, yeryüzüne yepyeni bir uygarlık armağan etmiş.
Ben bu dilenciye, süslü giysiler içindeki Prensesten daha çok sevdim. Çünkü o benim için çirkinleşti, benim için bu kötü giysileri giydi. Benim için yurdunu, yuvasını terk etti, kendini tehlikelere attı. Bu yüzden benim ona olan sevgim bin kat daha arttı.