Türk hikâyeciliğinin usta ismi Mustafa Kutlu’dan yeni bir hikâye, Ezanı Beklerken. Kutlu bu hikâyesinde de kendine has üslûbuyla bizleri hayatın içinden bir yolculuğa çıkarıyor. Ailelerinin rızasını almadan evlenen bir çiftin köyden kaçıp Hayâl Otel’e sığınmasıyla başlayan hikâye, otelin sakinlerini tanıdıkça derinleşiyor. Her biri kendi hikâyesini içinde taşıyan bu karakterler, zamanla içimizde yer ediyor. Gönülleri ısıtacak yeni hikâyesiyle Mustafa Kutlu, Ezanı Beklerken.
Mustafa Kutlu. Nedendir bilmiyorum, bana lise sıralarından bugüne hep bir amcammış hissiyatı vermiştir kitaplarından… Mustafa Amca!
Kitap ismiyle dikkatimi çekti en çok. Müslümanlık ne güzel şey ya Rab, sadece sesi değil, “ezan” demek bile sonsuz huzur sebebi. Velhasıl, kitabın adı kıymetli benim için. Hemen okumak istedim.
Çok fazla karakter olmasından ötürü bu gibi fazla karakterli kitapları kapağını kapatmadan hemen okuyup bitirmek isterim; yoksa kopuyorum hikayeden… O kadar içimizden, bizden karakterler ve hikayelerdi ki… Hiç izin vermedi kopmama sayfalar…
Mustafa Kutlu, yine bizi biz yapan değerlere, geleneklere o kadar güzel dem vurmuş ki… İyiliğe olan inancımı yine tazeledi. Belki de bu yüzden bende “Mustafa Amca”… Kim bilir. Kalemine sağlık.
Doymak bilmez bir nesil var artık. Maneviyat arama. Senin “kanaat ve şükür” dediğin kavramlar maneviyata ait. Artık seküler bir dünyamız, bir zihnimiz var. Bizden bahsetmiyorum. Çocuklardan, torunlardan.
Tanpınar “Bizim romanımız türkülerdir” diyor. Ona göre türküler hayatın sürekliliği içinde bir yığın değişmeye rağmen daima asli kalan yanımızı ifade eder.
Hep bir şeyleri beklerdi babam. Baharı, yağmuru, toprağa attığı tohumun filizlenmesini… Ama en çok da ezanı beklemek yakışırdı babama. Başkalaşırdı, bir başka mevsimi yaşardı.