Ezanı işittiğimiz için, onun değiştirilmesine tepki gösteriyoruz.. Ama aynı değişiklik Kuranı Kerim'de olduğunda, sesimiz bile çıkmıyor: çünkü haberimiz bile olmuyor.! Türkiye'de her alanda olduğu gibi, manevi dünya da okunmuyor, sadece dinleniliyordu; işin özünde bütün mesele buydu. Bu nedenle ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkanların, Kuranı Kerim'in Latin alfabesiyle Türkçe yazılmasından haberi bile yoktu. Prof. Yaşar Nuri Öztürk'ün dediği gibi; Kuranı Kerim bizim evlerimizde sadece beyaz işlemeli örtü içinde duvarda asılı duruyor. Türkiye'de Müslümanların çoğu, okumadığı için, her duyduğuna inanmayı hala sürdürüyor. İsminin başına "hacı" ya da "hoca" sıfatı koyan herkes büyük saygı görüyor. "Halife"dir diye yere göğe sığdırılamayan Osmanlı padişahlarından bir kişi bile Mekke'ye gidip "hacı" olmadı. Her "sakalı uzun cüppeli"nin söylediği doğru kabul ediliyor! Kimse dinin özüyle ilgili değil, hep göstermelik..
Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur Köylü anlar manasını namazdaki duanın Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kuran okunur Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda'nın Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın...
İlacın sendedir fakat ki göremezsin Derdin de sendedir lakin farkında olamazsın Sen kendini küçük bir cisim zannedersin Halbuki sende dürülür koskoca alem...
Anlamak zor: bu kadar eğitimli, modern, yazar kadınlar, şeyhlerinin dört eşli olmasını nasıl kabulleniyorlardı?. Türkiye'deki birçok muhafazakar gibi, bu kadın yazarlar da "kadın hakları" ve "feminizm" gibi kavramlardan rahatsızlık duyuyorlardı.
Tartışmalıyız: Osmanlı, İslam yüzünden mi geri kalmıştır, yoksa İslam, Osmanlı yüzünden mi gericileşmiştir? Osmanlı'yı geri bırakanlar, aynı ortam içinde İslam'ı da yobazlaştırmışlardır.
Ve bir gün iktidar oldular. Başbakan Necmettin Erbakan'ın ilk yaptığı icraat da, Türkiye-İsrail Savunma birliği Antlaşması'nı (28 Ağustos 1996) imzalamak oldu... İnsan söylemeden edemiyor: Meğer Tanzimat'a karşı başlayıp, 150 yıldır süren mücadele bunun içinmiş!...
Mehmet Zahit Kotku, bir dönemin Türkiye'nin en "ünlü" şeyhiydi. Tanınmışlığı, talebelerinden geliyordu. Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Korkut Özal, Recai Kutan, Temel Karamollaoğlu, Kahraman Emmioğlu gibi nice politikacı, Kotku'nun öğrencisi olmuştu. Türk siyasi yaşamına Turgut Özal, Necmettin Erbakan gibi iki başbakan: Korkut Özal, Recai Kutan, Kemal Unakıtan gibi onlarca bakan-milletvekili; Nabi Avcı, Ömer Dinçer gibi yüzlerce bürokrat yetiştiren Şeyh Mehmet Zahit Kotku peki, aydın bir din adamı mıydı? Evde televizyon müzik aleti bulunmasına karşı çıkan Şeyh Kotku, müridi Ersin Gündoğan'ın yazdığı ( Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın müsteşarlığını yapan Ömer Dinçer'in katıldığı sohbetlerde tuttuğu notlardan yola çıkarak) Görünmez Üniversite adlı kitapta bakın ne diyor: Misvakı kaçımız kullanıyor bilmiyorum. Çoğumuz diş fırçasını tercih ediyoruz. Gerçekten efdal olan misvaktır. Diş fırçası bizim değildir. (s 65.)
Tüm Müslüman Türklerin Almanlarla iş birliği yaptığını söylemek kuşkusuz doğru olmaz. Örneğin, ünlü tarihçi Prof. İlber Ortaylı'nın annesi Şefika Hanım, ünlü basketbolcu Mehmet Okur'un anneannesi Fatma Baştimur, Almanlar tarafından esir alınıp Polonya ve Almanya'daki kamplara götürüldüler. Türk ve Müslüman olduklarını ispatlayınca canlarını kurtardılar.