Zaten sanma ki öte dünya, bu dünyadan bıçak kesimi ayrıdır. Bu dünyadasın ve her an öte dünyadasın da. Yaptığın her fiil, şimşek hızıyla hedefine varmakta ve mutlaktaki karşılığını bulmaktadır.
Ey insan! Tanrılığa özenme, insan! Sınırını bil. Yeniden diz çök. Allah'ın önünde yere kapan. Kendine, eşyaya veya başka bir insana değil, Allah'a kul ol. İnsan ve tabiatı, düşünceyi v sanatı putlaştırma.
Herhangi bir düzen, hiç değişmeden uzun zaman hemen hemen aynı kalıyorsa, o düzen bir bakıma, kendine mahsus bir ölüm kazanmış demektir. Bu kanun, vücut için de geçerlidir. Vücut, durmaksızın, ruha doğru bir atılım yapmadıkça bir nevi bir ölüme razı oluyor demektir.
Baştan sona "oruç" yazılarıyla inşa edilmiş muazzam bir yapıt. Sezai Karakoç'un farklı zaman ve mecralarda yazdığı oruç yazılarından oluşan kitaptaki her bir yazı öylesine bir edebi zevk ve ibadete şevk sunuyor ki, Ramazan ayı girmeden okumak nasip olduğu için kendimi bahtiyar sayıyorum. Aheste aheste, tefekkürle okunmalı.
Bence her Ramazan ayı öncesi açıp tekrar tekrar okunmalı. Yanlış anlaşılmasın bir ilmihal değildir kitap Ramazan ayı ile ilgili yazarın farklı yerlerde yer alan yzılarının derlenmiş halidir. Ama oruç ile ilgili sizleri tebessüm ettirecek durup düşündürecek ama yormayacak ve her okunduğu yıl başka bir satırın altı çizilecek bir kitaptır.
Kitabını ve diğer kitaplarını okurken takıldığım ve neden acaba dediğim tek bir noktası var saygıdeğer yazarımızın. Neden "Tanrı" kelimesini kullandığını merak ettim. 99 Esması varken neden 99un içinde olmayan bir isimle yazmış. Eleştirmiyorum haddime değil ama merak? Fakat okudukça da keşke "Allah" ismini kullansaydı diyorum.