"Evrenin zaman ve uzayının enginliği içinde insan rüzgarın savurduğu bir toz zerresine ya da minicik bir ışık huzmesine benzer. Ancak, derin iyiliğinin ve ahlaki çabasının soyluluğunun kusursuzluğu, onu hiçbir şeyde geri kalmayacak hale getirir."
Tarihçi Herodianus, Marcus Aurelius'un, kendisine başvuran herkesi kabul ettiğini ve muhafızlarına da kendisine yaklaşanları uzaklaştırmayı yasakladığını belirtiyor. Historia Augusta, onun bütün bu tavırlarını şu şekilde özetliyor:
"Halka karşı tam olarak sanki özgür bir devlet gibi davranıyordu."
"Varlıkların ve olayların ne kadar hızlıca gelip geçtiklerini sıklıkla düşün: Çünkü evrenin özü sürekli akış halindeki bir ırmak gibidir. Etkinlikler onun sürekli dönüşümleri, nedenlerse binlerce iniş çıkışıdır. Hiçbir şey sabit değildir, senin yakınında olan bile. Geçmiş ve geleceğin her şeyi yutan, sonsuz boşluğunu da düşün. " (V, 23)
"Bu yeryüzünde tek bir şeyin değeri vardır: Yaşamını doğruluk ve adalet içinde geçirirken, yalancı ve adaletsizlere karşı da sevecenliğini koruyabilmek."
(...) İnsanın ahlaki iyiliği, tanrısal olan akıl sahibi doğanın bir parçası, bir uzantısı olan akıl sahibi doğasından hareket eder ve Marcus Aurelius'a göre bu doğa (VIII, 7, 2) "için hiçbir engel yoktur, o zeki ve adildir, çünkü zamanı, tözü, nedenselliği, etkinliği ve olayların kesişimlerini, eşit ve değerle orantılı (kat'axian) biçimde paylaştırmaktadır."
(...) Eğer bütün akıl sahibi varlıkların oluşturduğu bedenin bir organı olduğunu anlamadıysan, diyor Marcus Aurelius (VII, 13, 3): "henüz insanların yüreğinin derinlerinden sevmiyorsundur, yalnız ve katıksızca iyilik yapmaktan sevinç duymuyorsundur ve dahası, aynı zamanda kendine de iyilik yapmış olduğunu henüz bilerek değil, sadece görgü gereği iyilik yapıyorsundur."