Hüzün ve Tesadüf, Mustafa Kutlu’nun insanın iç dünyasına sakin ama derin bir şekilde dokunan eserlerinden biridir. Bu kitapta büyük olaylardan çok, hayatın içinden geçen küçük anların nasıl insanın kaderini değiştirebildiğini görüyoruz.
Okurken en çok hissedilen duygu, adından da anlaşılacağı gibi, hafif bir hüzün. Hikâyede karşılaşılan insanlar, yolları kesişen hayatlar ve beklenmedik tesadüfler aslında hepimizin yaşayabileceği türden. Bu yüzden kitap, uzak bir kurgu gibi değil; sanki birinin gerçek hayatını dinliyormuş hissi veriyor.
Yazarın kalemini beğenirim, sadece hikayeyi anlatmaz bir yandanda sizinle konuşur durup bir bakar mısın bana mı dediniz diye:) kafa yormadan çayınızı yudumlarken tatilde okunacak tatlı bir kitap. Not:Başkanın Adamları devamı değildir. Sadece yazar yeni karakter oluşturmadan başka bir hikaye yazmıştır.
kitaba başladığımda önsözde karakterlerin Tufandan Önceden olduğu yazıyordu bende kitabı bıraktım TÖ’yi okudum ardından BA’na başladım. Karakterler aynı yazınca ben devamıdır diye düşündüm ama öyle değilmiş bir kede kitabın 1/4’ü kopya ve hikayeler örtüşmüyor. TÖ’de başkan siyaseti bırakıp hacca gidiyor ama BA da görevinin başında esas kararkter o. TÖ de kaymakam Mehpare ile evlenil başka yere gidiyor ama BA da hala evli değiller ve görevinin başında. Yani yazar karakter ve kurgu ıluşturmamış sadece olayların seyrini değiştirmiş kitaplarda. Bir okuyucunun ilisinide okumasına gerek yom bence
Adı : Uzun Hikâye Yazarı: Mustafa Kutlu Türü: Hikaye Yayınevi: Dergâh Yayınları Basım Yılı: 2020 Sayfa Sayısı: 114 Sayfa
Düşünceler: Insan pişman olur. Bazen yaptığı şeyler için, bazende yapmadığı şeyler için. Bazense geç yaptığı şeyler için. Bende pişmanım bu kitabı geç okuduğum için. Pişmanım şimdiye kadar okumadığım için.
Bazı kitaplar vardır bir yandan deli gibi okuyup bitirmek istersiniz ama diğer yandan bitiyor diyede üzülürsünüz. Işte o kitaplardan birisi bu. Elinize aldığınız an etkiliyor sizi , büyüsüne kapılıyorsunuz.
Öyle uzun cümleler, ayrıntılı betimlemeler, kimsenin kullanmadığı afili kelimeler yok içinde. Ama hayatın kendisi var, sokakta her zaman karşılaşabileceğimiz insanlar var. Çekirdek ailenin sıcaklığı var.
Yarım kalan bir ailenin babası ve çocuğu ile sayfa olarak kısa ama anlam olarak uzun yolculukta buluyoruz kendimizi. Ikiyüzlü, sahtekar insanların el üstünde tutulduğu doğruyu söyleyen ve haksızlığa gelemeyenlerin çile dolu yolculuğu bu.
Hayatın içinden bir kitap bu ama çok içinden. Tozlu yollarda var , küçük kasabalarda insanlara takılan lakablara kadar her şey var. Ve tabi hayatın en güzel şeyi aşkta var. Bir insana , bir çiçeğe, bir kuşa, bir kitaba duyulabilen aşkta var.
Sımsıcak sizi saran bir hikaye bu. Gülüyor , ağlıyor ama yorulmuyorsunuz okurken. Çabucak bitiyor ama içinizde bir yere saplanır kalıyor kelimeler, cümleler. Alın okuyun. Mutlaka okuyun. Benim gibi geç kalmadan okuyun.
Not : Aynı adı taşıyan filmide varmış. Zaten kapağı da bu filmden alındı sanırım. Henüz izlemedim ama kitabı ile aynı tadı vereceğini düşünmesemde onuda izleyeceğim.
Mustafa Kutlu. Nedendir bilmiyorum, bana lise sıralarından bugüne hep bir amcammış hissiyatı vermiştir kitaplarından… Mustafa Amca!
Kitap ismiyle dikkatimi çekti en çok. Müslümanlık ne güzel şey ya Rab, sadece sesi değil, “ezan” demek bile sonsuz huzur sebebi. Velhasıl, kitabın adı kıymetli benim için. Hemen okumak istedim.
Çok fazla karakter olmasından ötürü bu gibi fazla karakterli kitapları kapağını kapatmadan hemen okuyup bitirmek isterim; yoksa kopuyorum hikayeden… O kadar içimizden, bizden karakterler ve hikayelerdi ki… Hiç izin vermedi kopmama sayfalar…
Mustafa Kutlu, yine bizi biz yapan değerlere, geleneklere o kadar güzel dem vurmuş ki… İyiliğe olan inancımı yine tazeledi. Belki de bu yüzden bende “Mustafa Amca”… Kim bilir. Kalemine sağlık.
Mustafa Kutlu kaleminden yine tadı damakta kalan üç öykü. Üçü de yaşanmış veya yaşanması muhtemel, fazlasıyla bizden. İnsanın içini hem ısıtan hem de üşüten türden.
Yazarın birçok kitabını okumuş biri olarak bu kitabında daha samimi bir dil kullandığını söyleyebilirim. Çünkü yazarımız hem yazmış hem kendi yazdığı karakterleri ve olay örgüsünü yorumlamış hem de okuyucuya yorumlatmış.
Menekşeli Mektup tam olarak menekşe çiçeğinin zarafetini, narinliğini, senede bir gösterdiği güzelliğini taşıyan, gönlünüzde çiçek açtırıp hüzünle solduracak olan mutlaka okunması gereken bir kitap...
Bu kitabı okuyarak, yazarın ifade ettiği gibi "Ahir ömründe bir güzellik yapmış olmanın iç ferahlatan ezgisini dinliyorum."
Bir tren garında başlayıp Anadolu’yu dolaşan hüzünlü bir baba oğul ve aşk hikayesi… Mustafa Kutlu’nun sade ama derin anlatımıyla, bir dönemin insanları, değerleri ve kaybolan güzellikleri gözler önüne seriliyor. Ne çok uzun ne de sıradan.İsmi gibi içten, etkileyici bir hikaye. Bitince sanki bir yolculuk daha tamamlanmış gibi…