Geçmişte yüzleşemediğiniz, affedemediğiniz ve çözemediğiniz acı veren her durum sırtınıza yük olur. Affetmek, sizi üzen kişilerden ve durumlardan vazgeçmektir. Duygusal özgürlük için affedin ve vazgeçin.
Hayattaki en büyük atılım vazgeçmeyi öğrenmektir. Vazgeçebilen kişi, başkalarına değil, bir tek kendine tutunur ve yaşamdaki birçok farklı fırsatın kapısını aralar.
Hayal kırıklığı ve ihanet karşısında kırıldığını inkâr etme... İnkâr etmek, ne kırgınlığı giderir ne de sana gerekli tecrübe için alan bırakır. Unutma sadece duygularımızı hissederek ve kabul ederek dönüşüm yaşarız.
Bazen ilişkilerde kötü sürprizlerle karşılaşır ve şaşkınlık yaşarız. Ancak daha ilişkinin başında hepimiz birbirimizi açık bir şekilde gösteririz. Peki bunları aslında gördüğümüz halde neden şaşkınlık yaşarız?
Başarısızlık korkusu, toplumsal baskılar nedeniyle evliliğin ne olursa olsun bitirilmemesi gereken bir şey olduğunun dayatılması, aile ilişkilerinin karmaşık yapıları ve düğün, nişan gibi geleneksel uygulamaların maddi ve manevi zorlukları evlilik korkusu yaratabilir.
Evrimsel olarak toplum içinde başkalarıyla iletişim kurarak, yardımlaşarak ve sosyalleşerek hayatımıza devam etme gereksinimi duyarız. Güvende olma ve iyileştirilme ihtiyacı hepimizde vardır.
İlişkilerde zaman içerisinde çiftler birbirini tanıdıkça ve duyguları yoğunlaştıkça cinsel olarak da paylaşımlarda bulunmaya başlarlar. İlişkide cinselliğin başlaması eşlerin birbirine duyduğu güven ve sevgiyi sağlamlaştırdığı gibi aynı zamanda korku ve kaygıların da azalmasına yardımcı olur. Kısaca her iki insan arasında kurulan bağ güçlenir.
Bir ilişkiyi yürütmek titizlik ister. Bazen kendinizden taviz vermeniz, bazen gururunuzu bir kenara bırakmanız gerekebilir. Bazen de çekip gitmek gerekir. Peki neden?