ELİF aşkına Ya Rab! Kaldır üzerimizde ki karanlıkları, Felâk, Süresi Nas Süresi aşkına Ya Rab! Kaldır üzerimizdeki nazar, kemgöz, Sihir, büyüleri, musibet ve bağlılıkları, Yasin, süresi Fatiha süresi aşkına Ya Rab! Şifa ver tüm maddi ve manevi hastalıklarımıza, Fetih, süresi vakıa süresi aşkına Ya Rab! Hayırlı kapılar aç bizlere, helal ve Bereketli rızıklar nasip et. Ayetel Kürsi, Bakara süresi aşkına Ya Rab! Tüm şer ve Belalardan muhafaza eyle.
İnşirah, suresi Amenerrasulü suresi aşkına Ya Rab! Inşirah suresi bahşet yüreğimize, huzur, mutluluk Ver yarınlarımıza... İhlas,süresi Muhammed Mustafa s.a.v aşkına Ya Rab! Dert, keder ve sıkıntılarımızdan Selamete çıkar bizi. İsmi azamın hürmetine Ya Rab! Bu duayı bizden kabul et.
Bu mübarek günde dualarımız kabul, Ameliniz Makbul olsun.
İbn Arabî’ye göre istiğfar, yalnızca yapılan bir hatadan dolayı “affedilme talebi” değildir. Ona göre istiğfar; kulun, hakikati perdelenmiş hâlinden uyanma çağrısıdır.
İnsan çoğu zaman günahı yalnızca bir davranış olarak görür. Oysa İbn Arabî, asıl yükün davranıştan çok benlikte tutulan ayrılık bilinci olduğunu söyler. İstiğfar, işte bu ayrılığı fark edip asla dönüş niyeti taşımaktır.
İbn Arabî’nin nazarında istiğfar şunu fısıldar: “Ben kendimi Rabbimden ayrı zannetmekten vazgeçiyorum.”
Bu niyetle yapılan istiğfar; kalpte katılaşan perdeleri inceltir, insanın kendine yönelttiği gizli cezayı çözer, kaderde tıkanmış gibi görünen akışı yeniden ilahi düzene teslim eder.
Çünkü ona göre insan, çoğu sıkıntıyı ilahi rahmeti değil, kendi yargısını merkeze aldığı için yaşar. İstiğfar ise yargıyı bırakıp rahmete alan açmaktır.
İbn Arabî der ki: İstiğfar eden kişi, geçmişi silmeye değil; şimdiyi hakikatle buluşturmaya yönelmiştir.
Bu yüzden istiğfar; pişmanlıkla başlar ama bilinçle derinleşir, teslimiyetle tamamlanır.
Belki de çözüm; daha çok zorlamakta değil, daha çok yönelmekte, daha çok istiğfardadır.
Öfke, aklı örtüp kapatan bir örtü gibidir. Akıl zayıf düşünce şeytanın askerleri hücuma geçer. İnsan ne zaman öfkelenirse, tıpkı çocuğun topla oynaması gibi şeytan da onunla oynar.
Ne boş bir güzelliği vardır; Hafif adımlarla dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların. Onurlu bir yaşamı seçenlerin...
Biricik Allah'ım.. Biliyorum daha çok erken ama ziyadesiyle yorgunum. tüm yorgunluğum sana malumdur. senden, beni affetmeni ve kalbimi hafifletecek güzelliklerle karşılaştırmanı diliyorum.
.....Bu gün evlerimizde kuyudan su getirip abdest almak yok,suyu ısıtmak gibi bi derdimiz yok, suyun birisi tarafından elimize dökülmesinede gerek yok, AMA ABDEST ALMAKTA ZORLANIYORUZ.
.....Bu gün camiye gitmek için arabamız var hatta arabasız gidecek kadar yakın camiler var hoca bolluğu var AMA CAMİYE CEMAATE GİTMİYORUZ.
.....Bu gün her evde Kur'an'ı Kerim var her mahallede Kur'an kursları var KURAN KURSUNA GÖRMEDİĞİMİZ GİBİ KUR'ANI KERİMİ ELİMİZE ALIP OKUMUYORUZ.
“Bu gün kimseyle Rabbimin râzı olmadığı şekilde konuşmayacağım, bugün Rabbimin râzı olmadığı yerlere gitmeyeceğim' demeli ve sonra kendini kontrol etmeli. Böylece yavaş yavaş ahlâkı güzelleşir...✨"
~Gönenli Mehmet Efendi Hazretleri (Rahmetullâhi Aleyh )