“İnsanın içindeki yarılma sandığı şey, hakikatte kendi varlığının ikiye bölünmesi değil, tek bir asılla bağını kaybetmiş idrakin, kendi gölgesini kendine ikinci bir ben olarak göstermesidir."
"...içindeki düzeni korumak isteyen nefs, hakikatin girişini bir tehdit gibi yorumlayacak kadar kendi kurduğu sahte bütünlüğe bağlıdır."
"Birliği getiren şey, bütünleşmek değil, zaten bölünmemiş olduğunu görmekten ibarettir.”
"Gerçek dostluk, insanın karanlığıyla arasına bir mesafe koyan değil, o karanlığın içine birlikte inip orada elini bırakmayan kişidir. Dost dediğiniz, sizi teselli ettiği için değil, sizi sizden saklamadığı için kıymetlidir; insanı adam eden de tam olarak budur: birinin karşısında “taklitsiz” durabilmek."
"Hayal kırıklığı bir yönüyle insanın kendi sınırlarını yeniden çizmesidir, çünkü her kırılma, kişiye nerede fazla açıldığını, nerede fazla beklediğini, nerede hak etmediği bir değeri fazlaca verdiğini gösterir. İnsan o an anlar ki, aslında kimse onu yaralamamıştır; o, kendi iç kapılarını ölçüsüzce aralamıştır. Bu yüzden hayâl kırıklığı dışarıdan gelen bir darbe değil, insanın kendi içindeki terazinin yeniden ayarlanmasıdır. Sessizce büyür, hızlıca sarsar ama sonunda insana daha sağlam bir kendilik duygusu bırakır. Sağlam bir öğreticidir bu manâda."