Hikâye, Roma'nın kuruluş yıldönümünde Tiber Nehri'nde bulunan iki erkek cesediyle başlar. Çıplak, tıraş edilmiş ve cenin/bebek pozisyonunda kayığa yerleştirilen kurbanlar, Roma’nın kurucuları Romulus ve Remus efsanesine ve şehrin antik geçmişine gönderme yapan teatral bir cinayet sahnesi sunar. Yazarın daha önce Kayıp Tanrılar Ülkesi romanından tanınan başkomiser Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker başroldedir. INTERPOL adına özel görevle Roma'da bulunan bu ikili, İtalyan polisiyle iş birliği yaparak cinayet silsilesinin izini sürmeye başlar. Roma’dan Anadolu'ya (Afrodisias) Soruşturma ilerledikçe cinayetlerin kökleri yalnızca İtalya sokaklarında kalmaz; Anadolu’nun kadim antik kentlerinden biri olan Afrodisias’a (Aydın/Geyre) ve Julius Caesar dönemine kadar uzanan tarihsel bir gizeme bağlanır. Roma İmparatorluğu'nun kuruluşu, antik Yunan/Roma mitolojisi, klasik müzik ve mimari ile harmanlanmıştır. Herkesin kırmızı çizgileri vardır. O kırmızı çizgiyi geçmeyeceksin. İnsan insanın kurdudur lafı ne yazık ki doğru. Biz birbirimizi yiyerek beslenen bir türüz. Sadece öteki canlıları yemekle kalmıyoruz, asıl insanı mideye indirmekten zevk alıyoruz. Bu vahşiliğimizi gizlemek için de birtakım dinler, birtakım ideolojiler, birtakım düşünceler icat ediyoruz; sonra da bu dinler, bu ideolojiler, bu düşünceler uğruna insan kardeşlerimizi yok etmeye devam ediyoruz. Hakikat şu ki, yeryüzünün en acımasız, en vicdansız, en sahtekâr, en aptal, en bencil mahluku biziz. #okudumbitti #AhmetÜmit #romanınbeşgünü #PolisiyeRoman #AntikÇagRomani