bklync
#Yaşam - @banukalyoncu
İnceleme
5s
Adnan Arduman "DAHA DÜN GİBİ" Zaman Değil, Duygular Hatırlatır
"Ben gelecek için hiçbir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor."
- Albert Einstein.


Edebiyat dünyasında bir esere yaklaşırken sadece metnin kendisi değil; yazarı, yazıldığı dönem, önceki çalışmaları ve okuyucuda uyandırdığı izlenim önem kazanıyor. Bu bağlamda, yeni okuduğum “Daha Dün Gibi” kitabı, yalnızca kurgusal bir roman olmanın ötesine geçerek, modern insanın zaman algısı, yalnızlığı ve dönüşümsel hâlleri üzerine düşündürücü bir alan açıyor.


Sadece bireyin içsel dünyasını değil, onu kuşatan teknolojik ve toplumsal evrimleri de sahneye koyuyor. Böylece Arduman’ın yazınsal serüveni, bireysel deneyimden evrensel temalara doğru genişleyen bir yelpazeye dönüşüyor.

Önceki kitaplarını okuma fırsatım olmadı, henüz yazarımız ile yeni tanıştım ama en kısa sürede arayı kapatacağım. Fakat kendisinden kısaca bilgi vereceğim. Kişisel web sitesinden Hakkımda yazısını aynen alıntılıyorum.


“Adnan Arduman, 1953 yılında İstanbul’da doğdu. Saint-Benoit Lisesi’ni bitirdikten sonra I.N.S.A. de Lyon Mühendislik Okulu’ndan makine yüksek mühendisi olarak mezun oldu.


Kurucu ortaklarından olduğu Açık Radyo’da bir süre müzik programları yaptı. Müzik sistemlerine olan ilgisi sonucunda kendi lambalı amplilerini tasarlayıp üretti. Yurt dışındaki dergilere Hi-Fi üzerine eleştiri ve tanıtım yazıları yazdı. Ses tutkunlarının sıklıkla uğradığı, geçmişi 20 yıla yaklaşan müzik sistemleri konusunda uzmanlaşmış firması Timpani Audio’da çalışmalarını sürdürüyor.


Fotoğraf sanatıyla da yoğun ilgisi olan Adnan Arduman’ın siyah beyaz sokak fotoğraflarından oluşan “Kapıların Dışında” isimli sergisi, 2017 yılında Schneidertempel Sanat Merkezi’nde izleyicilerin beğenisine sunuldu.
Arduman yazma serüvenine öyküyle başladı. “Kaçış” isimli novellasının İngilizce çevirisi “Run Away” ismiyle 2018 yılında amazon.com’da yayınlandı. Yayınlanmayı bekleyen on altı öyküsü bulunan Adnan Arduman’ın “Komşudaki Hamam Böcekleri” kitabı ilk roman çalışmasıdır.


Son romanı “Daha Dün Gibi” 2025 yılında yayınlanmıştır”


Zaman, Bellek ve İnsan İlişkileri

“Daha Dün Gibi”nin temel temalarından ilki zaman. Ana karakter Can’ın 2022’den 2191’e geçişi, yalnızca fiziksel bir zaman atlaması değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir yolculuk. Arduman, gelecekteki dünyayı betimlerken, insanın hâlâ geçmişine, hatıralarına ve duygusal bağlantılarına sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor. Geleceğin gelişmiş teknolojisi bile insanın içsel karmaşasını çözmekte yetersiz kalıyor.


Bellek, romanın bir diğer temel taşı. Can’ın hatıraları, onu bugüne ve geleceğe bağlayan bir köprü vazifesi görüyor. Yapay zekâ ve ileri teknolojinin her şeyi yönetebildiği bir dünyada bile, insan hafızasının önemi sarsılmaz. Arduman, belleği hem bir duygusal pusula hem de bireysel kimliği tanımlayan temel bir unsur olarak ele alıyor.

Teknoloji ve insan ilişkileri arasındaki denge, kitabın en düşündürücü yönlerinden biri. 2191 yılında yapay zekâ günlük yaşamın merkezinde, sağlık sistemleri neredeyse kusursuz. Fakat bu ilerlemeye rağmen insanlar arasındaki duygusal bağlar hâlâ kırılgan, yalnızlık hâlâ yaygın. Roman, teknolojik üstünlüğün mutluluk ya da tamamlanmışlık getirmediğini, insan ilişkilerinin ve duygusal zekânın hâlâ hayati olduğunu hatırlatıyor.


Son olarak yalnızlık, Arduman’ın karakterleri ve olay örgüsü üzerinden derinlemesine işlenen bir tema. Can, gelecekteki dünyada fiziksel olarak hayatta olsa da, zamanın ve teknolojinin yarattığı mesafe onu özlem, kayıp ve izolasyonla yüzleştiriyor. Yalnızlık, romanın hem bireysel hem de toplumsal bir metaforu; insanın kendi iç dünyasında ve toplumsal yapıda nasıl konumlandığını sorgulatıyor.


Yapay zeka, teknoloji ve yazılım alanında hizmet veren bir şirket sahibi olarak konulara kendimi çok yakın hissettim. Bu nedenle daha fazla ilgimi artırdı. Yazarın dili yer yer ironik, yer yer melankolik, hem güldürüyor hem düşündürüyor. Ben kitabı okurken çok keyif aldım ve sürekli gülüyordum : ))) Bazı satırlarda “yaşam dün gibiyken”, bazı satırlarda “yarın ne getirir bilinmezken” hissiyle okuyoruz. Bu duygu geçişleri kitabın temel dinamiğini oluşturuyor.


Tüm bunların dışında Can’ın hikâyesinde, 2191’de uyanmadan önceki hayatına dair en sıcak anılardan biri, eşiyle Beyoğlu’nda geçirdiği bir gündür. O gün, İstiklal Caddesi’nde yürüyüş yaparken, birbirine bakışları, kahkahaları ve paylaştıkları küçük anlar onun hafızasında silinmez bir yer edinir. Arduman, bu sahnede sadece Can’ın duygusal dünyasını değil, aynı zamanda eski Beyoğlu’nun ruhunu da ustaca yansıtır. Sadece Beyoğlu değil, İstanbul’un nefesini hissedebiliyorsunuz. İnci pastaneleri hakkında kitabın ilerleyen bölümlerinde Profiterol ile ilgili bir hatıra var. Okurken kahkaha attım. Sanırım Adnan Bey’in ay burcu Balık, senaryo yazma konusunda şahane.


Son olarak Arduman’ın müziği anlatma biçimi, teknik bir ayrıntıdan ziyade bir ruh hâli gibi işliyor metne. Müzik otoritesi değilim sadece güzel müzikleri dinleyip, şarkı söylemeyi seven biri olarak, müzik ve edebiyatın kol kola şahane durduğunu söyleyebilirim. Beethoven’ın keman konçertosunu dinleyerek toplantıya gidiyorum şimdi.


Size de keyifli okumalar diliyorum.


Sevgilerimle.

banukalyoncu
Daha Dün Gibi
Adnan Arduman - Tara Kitap - 2025
47