Emin, Ethem ve Ekrem; eşleri Hülya, Nurten, Sevgi ve anne babaları… Dışarıdan bakıldığında hepsi mutlu, düzenli hayatlar yaşayan; işi gücü yerinde, mal mülk sahibi, çocuklu ve “örnek” bir ailedir. Ancak bu kusursuz görünen tablonun ardında, her birinin sakladığı karanlık sırlar vardır. Bir gün bu sır perdeleri aralanmaya başlar. Gerçekler ortaya çıktıkça dengeler bozulur, geçmişin gölgeleri bugünü kasıp kavurur. Olayların merkezinde ise ortanca çocuk Ethem vardır; en çok zarar gören, en ağır bedeli ödeyen de odur.Peki, her şeyi bir de aile bireylerinin kendi ağzından dinlesek? Gerçekten hayatları dışarıdan göründüğü kadar masum ve sorunsuz mu? Yoksa herkes, kendi gerçeğini saklamanın ustası mı?
Ailelerin çocukların omuzlarına yüklediği sorumluluklar, onların hayatlarını nasıl şekillendirir? Çocuklukta yaşananlar, tüm gençlik ve yetişkinlik dönemimize nasıl izler bırakır? Hemen her ailede az ya da çok vardır; anne babanın bir kardeşi daha çok sevdiği ya da kayırdığı hissi… Peki anne babalara göre gerçekten böyle midir? Bu kitap, tam da bu soruların merkezine dokunuyor. Küçükken içinde büyüdüğümüz evin, ilerleyen yıllarda kurduğumuz hayatlara ve kendi aile düzenimize nasıl yansıdığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Öyle bir kitap ki, altını çizmeden, durup düşünmeden geçebileceğiniz tek bir satırı bile yok. Yazar, her karaktere kendi hayatını kendi gözünden anlatma fırsatı veriyor. Okurken zaman zaman “haklısın” diyoruz, sonra bir başkasına geçince yine aynı şeyi hissediyoruz. İşte usta kalemin asıl başarısı da burada: Okuru empatiye zorlamak, “bunu böyle yapıyor ama mutlaka bir bildiği vardır” dedirtebilmek. Kitabın hiç bitmesini istemedim; hep sürsün, ben de okumaya devam edeyim istedim. Kapağını kapattığımda ise içimde izler bıraktı ve unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı. Çocuk kitapları dahil tüm eserlerini okuduğum bu yazarın her kitabını bitirdiğimde kendime aynı soruyu soruyorum: Daha ne kadar iyi olabilir? Kendi toplumumuzun içinden çıkan, kendi yaralarımıza cesurca parmak basan ve gerçeği gözlerimizin önüne seren bir kalem… Hep yazsın, biz de hep okuyalım.