Sevgili okur, hikâyemde gezinirken bozuk bir kasetin kırışık bandı gibi cümlelerle karşılaşacaksın, şaşırma. Bu cızırtı hoşuna gitmeyecek çoğu kez ama yine de sayfayı çevirmeye devam etmeni istiyorum....
Okula giderken burnumu sımsıkı saran kırmızı renkli atkıya nefesimin bıraktığı o buruk kokuyu hatırlıyorum. Yeni çekilmiş bir dişin kanla karışmış tükürükle genzimde gezinip, dilimin boşluğa düştüğü his, oldum olası hep tanıdık gelir. Ağzımdan çıkan dumanın süresini tutar, gökyüzünde ne kadar yer kapladığına dair çocukça hesaplamalarım olurdu. Bulutların arasından sızan güneşin, kısık gözümü yakması her defasında yolumdan ederdi beni. Ani bir hareketle omuzlarımdan kaymaya başlayan çantamı sırtımda zıplatıp arkadaşlarımın arasına katılırdım. Şimdi bomboş tavana gözlerimi dikmiş, beni terk eden çocukluğumun özlemiyle kavruluyorum.