Doğu ilmini Batı bilimine yeniden kazandıran Fritjof Capra elinizdeki bu kitapta, arayışının arka planında yatan kültürel, bilimsel ve felsefi işaret taşlarını açıklıyor.
Heisenberg’le atom fiziğinin mitlerini çürütüyor, Krishnamurti ile manevi özgürlüğün kapılarını zorluyor. Laing ile akıl hastalığının doğasını sorguluyor. Schumacher ve Hazel Henderson ile ekolojik ilkelerin bilgelikle ilişkisini araştırıyor. Ve İndira Gandhi ile geleneksel Hint toplumunda feminizmin taşıdığı anlamı açıklıyor.
Hepsi de yüzyılımıza damgasını vurmuş seçkin düşünür ve eylemcilerle yapılan ilginç konuşmaların yanı sıra entelektüel bir otobiyografi de sayılabilecek bu eser ekonomi, politika, sosyal sorunlar, tıp, psikiyatri, çevre ve maneviyat gibi alanlar hakkında ilgi çekici ve “yeni” kavrayışlar sunuyor.
Yeni Çağın Sıradışı Bilgeleri okunmaya değer bir kitap. Fredrich Pohl, New Scientist
Dr. Capra’nın günümüz fiziğinin felsefesine getirdiği yorum eşine az rastlanır özgünlükte. John Gribbin, Times Educational Supplement
Derin bilgeliğin bilgisiyle donanmış olan maneviyatı neşeli ve eyleme yöneliktir, gezegeni ölçek almıştır, iyimserliğinde ise karşı konulmaz biçimde dinamiktir.
"Benim için anahtar, her ne kadar kesinlikle çok faydalı ise de, geçmiş yaşantıların yeniden yaşanması değil, gerçekliğin yeniden inşasıdır. Yaşantıyı aklen bütünleştirmek başka şey, onu pratiğe aktarmak başka bir şeydir. Bana göre bu psikoterapinin zor kısmı, kavrayışlarımızı pratiğe aktarmaktır."
Nispeten kısa süren hızlı ve yoğun nefes alıp verme dönemlerinden sonra bilinçaltındaki duygular ve anılarla ilişkili şaşırtıcı derecede yoğun duyumlar ortaya çıkar ve geniş kapsamlı ilham alma deneyimleri başlayabilir.
Toprak da, tıpkı insan organizması gibi sağlıklı olmak için dinamik bir denge durumunda kalmak zorunda olan canlı bir sistemdir. Denge bozulduğunda bazı unsurlar -insan vücudunda bakteriler ile kanser hücreleri, toprakta ise zararlılar ve yabani otlar- marazi bir şekilde ortalığı kaplayacaktır. Hastalık meydana gelecek, sonuçta bütün organizma ölecek ve inorganik maddeye dönüşecektir.
Duygusal stres, vücudun bağışıklık sistemini sindirmekte ve aynı zamanda da anormal hücrelerin artan üretimiyle sonuçlanan hormonal dengesizliklere yol açmaktadır. Böylece kanserin gelişmesi için en uygun şartlar yaratılmış olur. Habis hücrelerin üretilmesi tam da vücudun onları yok etme gücü en alt noktaya indiği zaman fazlalaşır.
"Kanser dışarıdan uğranılan bir saldırı değil, içeriden bir çöküştür. Ve can alıcı soru şudur: Belirli bir zamanda, kişinin bağışıklık sisteminin anormal hücreleri tanıyıp yok etmesini engelleyen, dolayısıyla onların hayatı tehdit eden bir tümör halinde gelişmelerine izin veren şey nedir?"
"Yin ve yang'ın orijinal anlamı, bir dağın iki tarafı demektir: güneşli taraf ve gölgedeki taraf. Bu, güneşin hareketinin yönünü belirtir. Dağ aynı dağdır ama gölge gider, yerine güneş gelir; güneş gider yerine gölge gelir. Tıpta yin ve yang' dan bahsettiğinizde ise kişi aynı kişi, birey aynı bireydir ama işlevsel özellikler zaman içinde yer değiştirir."