Bir tarih kitabını ilk basımından 27 yıl sonra hiç değiştirmeden yeniden yayınlamak kendini beğenmişlik olarak gözükebilir. Ama ben, bu kitapta sunulan ortaçağ okul ve üniversite âlemi kavrayışının esasının yıpranmadığını düşünüyorum. Tam tersine bana, bu denemenin ana bakış açısı 1957’den bu yana sürekli teyit edilmiş ve zenginleşmiş gibi geliyor. Bu bakış açısı ifadesini öncelikle “entelektüel” kelimesinde bulmaktadır; “entelektüel” kelimesinin, dikkati kurumlardan insanlara, fikirlerden toplumsal yapılara, uygulamalara ve zihniyetlere kaydırmak; ortaçağdaki üniversite olgusunu uzun dönem (longue durée) içine yerleştirmek gibi bir yararı vardır. Bu kitabın yayınlanışından bu yana “entelektüel” veya “entelektüeller” hakkındaki incelemelerin çok rağbet görmesi yalnızca bir moda meselesi değildir, olmamalıdır.- Jacques Le Goff, 1984
Betiğin konusu, adından da anlaşılacağı üzere Ortaçağda entelektüeller ve üniversitelerin oluşmaya başlamasıdır. Betikte Ortaçağ dönemindeki entelektüellerin yaşamı, bilim uğrunda katlandıkları cefalar ve üniversitelerin kuruluş sürecindeki zorluklar ayrıntılı olarak incelenmiş olup adeta okuru Ortaçağ havasına sokup entelektüel mücadeleye davet etmektedir.
Betikte birbirinden farklı konularda Ortaçağın bakış açısı ve bu bakış açısının zamanla değişim süreci başarılı bir biçimde irdelenmiştir.
Betiğin bence en dikkat çekici yeri, çevirmenler bölümünde geçen Cluny Tarikatı'nın meşhur başrahibi Pierre'nin Müslümanları askeri alanda değil de entelektüel alanda yenmek fikrini ortaya attığı bölümdür. Başrahip Pierre bu fikri doğrultusunda Kur'an-ı Kerim'in çevirisini yapmak için bir kurul oluşturması, Müslümanları yenmek için, "Onların öğretilerini çürütmek için bu öğretiyi tanımak gerekir' düşüncesiyle hareket etmesidir.
Betik, Ortaçağda biz Müslümanlara Hristiyanların bakış açısını göstermesi bakımından ayrıca bir önem arz etmektedir.