(...) tüm ağaçlar vazgeçilmezdir; dikkat ve övgüyü hak ederler. Hatta her ruh hali ve her durum için ayrı bir ağaç olduğu bile söylenebilir. Evrene verecek değerli bir şeyiniz, bir şarkınız veya şiiriniz olduğunda, onu herkesten önce bir altın meşe ile paylaşmalısınız.
Bugün Kıbrıs’a giderseniz, Rum dulların ve Türk dulların farklı alfabelerle yazılmış ama benzer bir talebi içeren mezar taşlarını bulabilirsiniz hâlâ: Kocamı bulursanız, lütfen onu yanıma gömün.
Evrensel olarak geçerli ve bilinmeye değer olmasına rağmen, tarih ders kitaplarında asla bahsedilmeyen temel bir gerçek vardır. İnsanoğlu savaşarak her nerede verimli toprakları muharebe alanına çevirse ve tüm yaşam alanlarını yok etse, hayvanlar her zaman onların arkalarında bıraktıkları boşluğa yerleşmiştir. Kemirgenler, mesela. İnsanlar bir zamanlar onlara neşe ve gurur veren binaları harap ettiğinde, fareler oraları kendi krallıkları ilan edecektir sessizce.
Peki ya aşk? Bu soruyu bugüne kadar farklı şekilde yanıtlayabilirdi belki ama artık aşkın “sonunda kalp kırıklığı olan aldatıcı şey” olarak adlandırılması gerektiğinden emindi.