İslâm Ahlâkı

(1 kişi)
Kitabı değerlendirin

0

Takip

1

Beğeni

1

Okuma

140

İzlenme

Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
Tefekkür Etmemek.
33 - İnsanın, günâhlarını düşünmesi ve bunlara tevbe etmesi, tâ’atlarını, ibâdetlerini düşünüp, bunlara da, şükr etmesi lâzımdır. Mahlûklardaki ve kendi bedenindeki ince san’atları, düzenleri, birbirlerine olan bağlılıklarını düşünerek de, Allahü teâlânın varlığını ve büyüklüğünü anlaması lâzımdır. Mahlûkların, varlıkların hepsine (Âlem) denir.
[Âlem, üç kısmdır: (Âlem-i ecsâd), (Âlem-i ervâh) ve (Âlem-i misâl). Âlem-i misâl, varlık âlemi değildir. Görünüş âlemidir. Her varlığın, bu âlemde bir görüntüsü bulunur. Âlem-ı ervâh, Arşın hâricindeki şeylerdir. Bunlar maddî değildir. Bunlara (Âlem-i emr) de denir. Âlem-i ecsâd, madde âlemidir. Buna (Âlem-i halk) da denir. Bu da ikiye ayrılır: İnsana (Âlem-i sagîr) denir. İnsandan başka varlıkların hepsine (Âlem-i kebîr) denir. Âlem-i kebîrde olan herşeyin, âlem-i sagîrde, bir nümûnesi, benzeri vardır. İnsanın kalbi, rûh âlemine açılan bir kapıdır. Kâfirlerde bu kapı kapanmış, harâb olmuşdur. Bunun için, kâfirlerin rûh âleminden haberleri yokdur ve olamaz. Kalbin hayât bulması, rûh âlemine açılması için tek çâre, tek ilâc, îmân etmesidir, müslimân olmasıdır. Mü’minin kalb kapısından Âlem-i emre girmesi ve bu âlemde sonsuza, ebedî hayâta ilerlemesi için, çalışması lâzımdır. İslâmiyyetin sekiz ana ilminden biri olan (Tesavvuf) ilmi, bu çalışmaları öğreten, mu’azzam bir ilmdir. Bu ilmin mütehassıslarına (Velî) ve (Mürşid) denir. Mürşidlerin en meşhûru, imâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkîdir. 1034 hicrî ve 1624 mîlâdî senesinde Hindistânda vefât etmişdir.
Tıb ve fen fakültelerinde okuyup da, mahlûklardaki san’at inceliklerini, aralarındaki hesâblı bağlantıları gören ve anlıyabilen aklı başında bir kimsenin, Allahü teâlânın varlığına, birliğine, büyüklüğüne, ilmine, kudretine inanmaması mümkün değildir. İnanmıyanın, anormal, geri kafalı, câhil olması, yâhud inâdcı, şehvetlerine düşkün bir budala olması veyâ nefsine esîr olmuş, işkence yapmakdan zevk alan, zâlim bir sadist olması lâzım gelir. Kâfirlerin hayât hikâyeleri incelenirse, bu üç kısmdan biri olduğu hemen meydâna çıkar.]
İslâm Ahlâkı
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
421
Kitabgâr
#Alıntı - @kitbgar
Alıntı
2a
Ayıplanmak korkusu
İnsanların kötülemelerinden ve ayblamalarından korkmağa karşı ilâc olarak şöyle düşünmelidir: Kötülemeleri doğru ise, ayblarımı bana bildirmiş oluyorlar. Bunları yapmamağa karâr verdim demeli, böyle kötülemelerden ferahlık duymalıdır. Onlara teşekkür etmelidir. Hasen-i Basrîye “rahime-hullahü teâlâ”, birisinin kendisini gîbet etdiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, (Sevâblarını bana hediyye etdiğini işitdim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyorum) dedi. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfeye “rahimehullahü teâlâ”, birisinin kendisini gîbet etdiğini söylediler. Ona bir kese altın gönderip, (Bize verdiği sevâbları artdırırsa, biz de karşılığını artdırırız) dedi. Yapılan kötüleme yalan ise, iftirâ ise, zararı söyliyene olur. Onun sevâbları bana verilir. Benim günâhlarım, ona yüklenir demelidir. İftirâ etmek, nemmâmlık yapmak, gîbet etmekden dahâ fenâdırlar. Nemîme, müslimânlar arasında söz taşımakdır. [(Mektûbât-ı Ma’sûmiyye) ikinci cild, 123. cü mektûbuna bakınız!]
İslâm Ahlâkı
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
689