“ortasına bırakıldığım bir ülke... eylül ülkesi...mistikler gibi geçilen belirsiz geceler... bir alg rüzgârı... denizaltı karanlığında ışık ve siyah... deniz ağaçlarında güzel bir mai aramak... okyanusların siyah güneşi... bir yosun müziği... mani... melankoli...”
Anemon, Lâle Müldür’ün (Ahmet Güntan’la birlikte yayımladığı Voyıcır 2 dışında) Uzak Fırtına, Seriler Kitabı, Kuzey Defterleri, Buhurumeryem ve “Divanü Lûgat-it-Türk” kitaplarını bir araya getiren on yıllık bir ara toplam... ya da, “ortasına bırakıldığı ülke”nin gecesinde ve gündüzünde, denizinde ve göğünde, içinde ve dışında, hep yalnız ama sonsuz coşkun yaşanan yolculuğun geometrik muhasebesi.
öylesine geçip gitti işte gizem bize değmeden. bir ara-zamanda duyar gibi olduk bir şeyleri. dökülen inci seslerini belki de. yitikgillerden bir şey ele geçirilen ve hemen kaybolan. bir öte-zaman sesi aralık bir kapıdan. yanıp sönen bir şey iç denizlerimizde. göksel bir şey sıyırıp geçen bizi. ondan kalan incinmiş kanatlarla uçmaya çalışıyoruz şimdi...
Çaresizlikle fırlatılmış bir alyansı aramak ıssız bir kumsalda... içine yerleşilebilecek bir duyguyu... boşa çıkmış Söz’ü... tam her şey bu dünyaya uydurulduğu anda... anlaşılmaz bir kadın gibi başını öteye çevirirdi yaşam........
bir güzellikten iyileştiremediler beni bir sedef adasında yitirdim onu. o benimdi o yüzden elyazısı yok. yıldızlar istemiyorum artık. nilüfer çiçeğinin su üzerindeki yapraklarından biri olmak istiyorum.