“Bir azizin sahip olduğu türden deha sahibi bir kadın”
- T.S.Eliot
Dünya üstünde, çeşitli kılıklar içerisinde gördüğümüz kötülük, Allah`dan uzak oluşumuzun bir işaretidir. Lakin mesafenin kendisi aşktır ve aşka aşık olunmalıdır. Kötülüğe aşık olamayız ama Allah işte bu kötülükler arasından geçilerek sevilir.
Onların talihsiz olan insanlarla kurduğu ilişki yalnızca yalan üzerine bina edilmiştir, zira kaderle kurulan asıl rabıta onu kendi üzerinde de kabul etmekle başlar. Bedbahtlığa bu gözle bakmayan herkesin, talihsiz insanlara yaklaşımı da ya bir yalan ya da hezeyan üzeredir. Bedbaht birinin yüzünde bu hakikati gördükleri an, bu insanlar kaçarlar.
Biz ona sağır kalmışsak bile, bu hal bize bir dilenci gibi defalarca gelip durur. Ve bir gün, yine bir dilenci gibi gelmeyi bırakır. Eğer hissedebildiysek, Tanrı bizim içimize küçük bir tohum bırakmış ve gitmiştir.
Denizin kendi iradesi olup, bir gemiyi batmaktan kurtarsa idi, onu kuşatan dışsallığa boyun eğmemiş olacaktı. Onun boyunduruğu altında olduğu, koşulsuz itaati güzelliğinin ta kendisidir.
Sessizliği layıkıyla dinlemeyi öğrendiğimizde de asıl dinlediğimiz O'dur. Aşkta sebat eden, bedbahtlığın ve mutsuzluğun en dibindeyken bile bu işaretleri görür. Bu andan sonra da gördüklerinden asla şüphe duymaz.