Vladimir Bartol İncelemeleri

Yazar

0

Takipçi

0

Beğeni

584

Görüntüleme

Vladimir Bartol İncelemeleri

Kitap_kasifii
@kitapkasifii
İnceleme
1a


Hasan Sabbah, kendini peygamber ilan edip fedailerini kendine bağlamak için zekice bir düzen kurar. Genç ve yoksul erkekleri kaleye alır, onlara cennet fikrini aşılar. Özel olarak hazırlanan bahçeleri hurilerle doldurur ve afyon içirerek o bahçede gözlerini açan fedailere cenneti yaşattığını düşündürür ve sonra onları yeniden gerçek dünyaya döndürür. Böylece fedailer, Hasan Sabbah’ın emirlerini sorgulamadan yerine getirir; çünkü onun cennetin anahtarına sahip olduğuna inanırlar. Hasan Sabbah’ın ideolojisini tüm dünyaya yaymak için önündeki tek engel Selçuklu Devleti’nin güçlü veziri Nizamülmülk’tür. Yetiştirdiği fedailerle vezire bir suikast düzenlemek ve gücünü de kanıtlamak ister .
Selçuklu döneminde geçen Roman üç karakter üzerinden şekillenir:
Hasan Sabbah, insanları inanç ve korku üzerinden yönetir.Nizamülmülk, devlet gücü ve düzenle hükmeder.Ömer Hayyam ise özgür iradenin ve sorgulamanın tarafında durur.

1930 yılında kaleme alınan bu eser, Avrupa’daki ideolojik atmosferde propaganda amacıyla yazılmış olsada çok geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başarmıştır. Roman boyunca inanç, kör bağlılık, manipülasyon ve iktidar temaları güçlü biçimde işleniyor. İnanç bu kitapta bir hedef değil, amaçlara ulaşmak için kullanılan bir araçtır; bu yüzden ön yargısız okunması gereken eserlerden biri.
Hasan Sabbah’ın asıl gücünün kılıçtan değil, insan zihnini yönetebilme yeteneğinden geldiği özellikle vurgulanan kitapta yazar, Sabbah’ı yalnızca bir lider olarak değil; filozof, akıl mühendisi ve adeta bir psikiyatrist gibi kurgular. “Amaç uğruna her yol mübahtır” temasının hakim olduğu romanda, beyin yıkamanın ve insan zihninin ne kadar kolay yönlendirilebildiğinin çarpıcı örneklerini gözler önüne seriyor ve Okuruna sürekli şu soruyu sorduruyor:
“Gerçek nedir? İnandığımız şeyler mi, yoksa bize inandırılmak istenenler mi?”
Bu yönüyle de eser, yalnızca bir hikaye değil; okuyucuyu kendi gerçeklerini sorgulamaya iten düşünsel bir serüven oluyor.

Aksiyon, politika, felsefe ve tarih gibi pek çok türe hitap eden bu kitap, benim için hayatımda okuduğum ve tekrar tekrar okuyacağım en iyi eserlerden biri oldu. Yazarın akıcı dili ve keskin zekasına hayran kaldım. Ne kadar anlatsam eksik kalacak bir eser; bu yüzden benim için yorumu bile sınırlı. Mutlaka okuyun, hatta okutturun.
Fedailerin Kalesi Alamut
Vladimir Bartol - Koridor Yayıncılık - 2022
573
Neşe
@nese
İnceleme
2a
Hakikattir Övgüyü Hak Eden
Acı çekme felsefesine sahip kültürler Dünya’nın doğusunda daha yaygın sanki. İntikam duygusuna da yüce anlamlar yüklenir niyeyse? Canını feda etmek gerektiğinde acı ve intikamdan daha iyi bir motivasyon olabilir mi? Olur elbette, dahası var:
Bu dünya zaten ölümlü ve haksızlıklarla dolu. Gel biz seni sonsuz mutluluğun olduğu öbür dünyaya gönderelim, şehitlik de fazladan ikramiye olsun. Bak seni orada ne tatlı bir hayat bekliyor. Hem başkalarına da örnek ol, onlar da kendini feda etsin, senin gibi şehit olsunlar! Yarattığın kayıplara aldırma, bu yolda her şey mübah.

Böyle bir saçmalığı asla yapmam diyorsunuz değil mi? Peki kim yapıyor bunları? Yalnızca kör inançlarla ruhunu, haşhaşla beynini uyuşturmak yeter mi insanın böylesi akıl almaz bir şeyi yapmasına? Yetmez elbette. Kaybedecek bir şeyinizin olmaması bile yetmez. Umutlarının da tükenmiş olması gerek. Gerçi çocuğunu yanına alıp bu eyleme kalkışacak kadar ruhsal bozulmaya uğramış olanları da duymuyor değiliz ancak çocuğu o anda zaten onun için kaybedilecek bir değer değil. Böylesi bir akıl tutulmasının pençesindeki insanları fedai yapmanın gelişimini, tarihteki var oluş sürecini başarıyla aktarmış yazar.
Elbette asıl konu bu değil.

Görünürde olan:

Şii Müslümanlar ve Selçuklu Türkleri arasındaki mücadele, güçlü bir silahlı örgüt, korkutucu bir siyasi güç, haşhaş ve bakire kızları kullanıp cennet vaadiyle gençlerin beynini yıkayıp intihar saldırılarında kullanan bir diktatör… Ardında bıraktığı izlere günümüzde dahi rastladığımız, var olan tüm ideolojileri reddetmiş gibi görünüp dini duyguları alet ederek kendi ihtişamlı sistemini oluşturan acımasız Hasan Sabbah’ın harcadığı hayatlara aldırmadan ölümüne giriştiği bir güç savaşı.

Hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah!

Aslında olan:

İnanç diye kabul ettiği düşüncelerin yıkıma uğrayışıyla tüm ahlaki değerleri ve duyguları deforme olmuş hasta bir ruh. Amaç bellediği ne varsa onun uğruna başkalarını harcamaktan çekinmeyen bir kötülük. Bu kötülüğü göremeyecek kadar dogmalara teslim olmuş zavallı zihinler.

Eser yalnızca popüler bir roman değil, akıcı anlatımında gizli sembolik anlamlar ve sıkça kullanılan felsefi yorumlarla sürükleyip götüren bir serüven...
Fedailerin Kalesi Alamut
Vladimir Bartol - Koridor Yayıncılık - 2022
545
Noumena
#Edebiyat - @noumena
İnceleme
5a
Yarı kurgu yarı gerçek bir yapıt.
Hasan Sabbah'ın bu hale dönüşmesindeki etken Büyük Selçuklu devleti veziri Nizamülmülk'tür. Kendisi Hasan Sabbah'taki donanımı ve birikimi fark ettiği için onu Selçuklu sarayından kovdurmuştur.

Hasan Sabbah bunun üzerine geri çekilir taraftar toplar ve Elbruz Dağlarında Alamut kalesini inşa ettirir. Böylelikle hikaye başlar.

Buraya Sabbah'ın taraftarları çocuklarını onun hareketine katılması için gönderir. Ama hepsinin yeni yetme yaşlarda olması gerekmektedir. Bu gençlerin gerek öğretilerle gerekse haşhaşla gerçeklikten kopmaları ve sahte cennete kavuşma hayali ile her suikasti işlemeleri sağlanır.

Güzel bir kitaptı, sadece kurgu da olsa Sultan Melikşah'ın bir mücahit tarafından öldürülmesi aklımda kalmış. Bu çok abartı olmuş bana göre.

Kitabın baş karakteri Ibn-i Tahir'in yazgısı iyi kurgulanmış yazar tarafından. Bir de okuyacaklar Übeyde isimli fedaiye dikkat kesilsin güzel bir seanstı onun yaşadıkları da.
Fedailerin Kalesi Alamut
Vladimir Bartol - Koridor Yayıncılık - 2022
931
Canan
@berrybutcher
İnceleme
1y
Ahmet Haldun Terzioğlu'nun Alamut ve Hasan Sabbah'ı anlatan kitabında verilen bilgilerle bu kitap arasında birçok fark gözüme çarptı. Hasan Sabbah konusu yanında, Selçuklular'ın yıkılışını da anlatıyor.

Hasan Sabbah'ı peygamber olarak görüyorlar bu kitapta. Ölülere etki edebildiğini ve istediği insanları cennete gönderebildiğini iddia ediyorlar.

Ayrıca Türkler'i Yecüc ve Mecüc soyundan gelen melez bir şeytan ırkı olarak görüyorlar. Oysa Haldun'un kitabında Türkler ile bir sorunu yoktu Seyduna'nın. Yalnızca Abbasi halifesini desteklemelerini ve Nizam-ul Mülkün Şii düşmanı olmasını yargılıyordu. Hatta o kitaba göre Türklerin savaş gücünden etkilenen Sabbah, bu alanda komutaya Türk bir askeri getiriyor. Fakat Bartol'un kitabında Sabbah, inançlı da değilmiş. Imamiyeti takip etmesindeki tek sebep Abbasi halifesini yıkmakmış. Bunun sebebi de Abbasilerin Türklerin elinde oyuncak olmasıymış. Türklerden at hırsızı şeklinde bahsediyor.

Sonuçta, karşımıza iki farklı Hasan çıkıyor. Birisi inançlı bir mümin, ikincisi ise hırslarının peşinden giden bir müşrik. Hangisi olduğuna karar vermek de birkaç kitap okumakla mümkün görünmüyor bence.
Fedailerin Kalesi Alamut
Vladimir Bartol - Koridor Yayıncılık - 2022
1.163