SABAHLEYİN uyanınca, başında bir ağırlık. Vücudu çok kuvvetli el, onu leğenden çıkmış bir çamaşır gibi siksa ve bursa Kollarında ve bacaklarında uğulmak ihtiyacı. İki bursa. İki kuvvetli el. Ve birdenbire patlayan bir his de posundan rul ruha boşalan bir Selma özleyişi. Selma, Selma, Selma! Onu bugün görmesi lazım. Hatta şimdi, şimdi gidip görmeli.
Bir filin hortumunda havaya kalkan bir apartman gibi acayip manzaralar arasında, bazı kelimeleri kabaran, fakat mânâları anlaşıldığı hâlde, geri kalan kelimeleri yakalanmayan cümleler, kulakla duyulmuşa benzeyen bir sesle tekrarlanıyordu.
ellerini sabunlar, sabunlar, tırnaklarını fırçalar, fırçalar, peşinden suyu boşaltır; sonra yine sabun, fırça, su; bir daha, bir daha, bir daha ve eller yorulup da öfkelenen sabunu zaptedemeyecek hâle gelinceye kadar, hayalî kirleri temizleme ameliyesi devam ederdi.