Ona göre hayat artık, insanın büyük bir eğlenceyle çok şey öğrendiği bir oyundu ve içinde herkesin yaşamaktan korktuğu şu dünya, gerçekten en eğlenceli oyuncaktı.
Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi. Bu yüzden öğrendiklerimi akış terazisinde tartıp doğru olup olmadıklarına bakarım.
Yaşanılan, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.
1. Kitap ne anlatıyor? Puslu Kıtalar Atlası, 17. yüzyıl İstanbul’unda geçen, ama aslında insanın dünyadaki yerini sorgulayan bir romandır. Kitap, “gerçek” dediğimiz şeyin ne kadar sağlam olduğunu ve insanın ne kadar özgür olabildiğini sorgular. Roman boyunca şunu hissederiz: Bu dünya pusludur, kim güçlü, kim haklı belli değildir. 2. Romanın temel soruları Kitap bize net cevaplar vermez, ama şu soruları sürekli sordurur: Gerçek sandığımız şey gerçekten gerçek mi? İnsan kaderini değiştirebilir mi? Güç mü kazanır, bilinç mi? Bilmek mi daha tehlikelidir, bilmemek mi? 3. Ana karakter: Bünyamin Bünyamin: Sıradan, edilgen bir gençtir. Olan biteni çoğu zaman seçmez, yaşar. Okur onunla birlikte şaşırır ve korkar. Bünyamin aslında: Bu dünyanın içine doğmuş her insanı temsil eder. 4. Uzun İhsan Efendi (Baba) Uzun İhsan Efendi: Atlası yazan kişidir. Dünyayı bilen ama karışmayan biridir. Bu yönüyle: Dünyayı kuran ama acısından sorumluluk almayan bir figürdür. Kitap burada şunu sorgular: Bir şeyi bilmek, ona müdahale etmeyi gerektirir mi? 5. Ebrehe: Açık güç ve şiddet Ebrehe: Gücüyle hükmeden bir karakterdir. Zorla, korkuyla ilerler. Bünyamin’in hayatında: Gücün insanı nasıl ezdiğini gösterir. Ebrehe, kitabın “kötüsü”dür ama aynı zamanda dünyanın sert gerçeğidir. 6. Hınzıryedi: Hınzıryedi: Bir dilencidir. Kurnazdır, akıllıdır. Ama bilge veya kurtarıcı değildir. Bünyamin ile ilişkisi: Ona yol göstermez. Onu kurtarmaya çalışmaz. “Bu dünya böyle, uyum sağla.” der. Yani Hınzır Yedi: Bünyamin’i özgürleştirmez, onu dünyaya alıştırır. Bu yüzden: Ebrehe açıkça ezer,hınzır Yedi sessizce kabullendirir. 7. Diğer karakterler (Kısaca) Zülfiyar: Aklı çıkar için kullanan insan. Alibaz: Gücü düşünen, sorgulamayan kişi. Dertli: Sessizce acıya katlanan insan. Venedikli cerrah: İnsanı parça parça gören,ahlaksız bilimi temsil eder. Bu karakterlerin hepsi: İnsanın farklı hâllerini gösterir. 8. Kitabın ana fikri Kitap şunu söyler: Bu dünyada güç çoğu zaman kazanır,bilinç insanı kurtarmaz,bilmek bazen daha çok acıtır Ama kitap yine de önemlidir çünkü: İnsan yine de düşünmeden edemez. “Puslu Kıtalar Atlası, bize iyiyle kötüyü net çizgilerle ayırmaz. Gücü, bilgiyi ve kabullenişi yan yana koyar. Bünyamin’in yaşadıkları, bu dünyada insanın ne kadar az söz hakkı olduğunu gösterir. Ama yine de insan, pusun içinde anlam aramaktan vazgeçmez.” Puslu Kıtalar Atlası, insanın güçlüler karşısında nasıl ezildiğini ve bazen hayatta kalmak için bile kendinden vazgeçmek zorunda kaldığını anlatan bir romandır.
İçinde bolca farklı müzik sohbeti, mistik olaylar ve gizemli bir anlatım var. Başta kitaba bir türlü ısınamadım ancak iki sayfa falan sürdü bu durum. Oldukça ilgi çekici bir konusu var ve olay örgüsünde hata veya kopukluk da yok.
Iki kardeş daha çok baskın gibi diğer karakterlere göre. Bunun biri normal sayılan bir genç ancak diğeri gaipten sesler duyup peşin takılacak potansiyele sahip ilginç bir karakter. Bu ikinci kardeşin hikayesi çok etkileyiciydi genel öyküden bağımsız olarak.
Bence bu türü sevmeseniz de bir şans verin. Insanın düşüncelerini zenginleştiriyor ortalama uzunlukta bu hikaye.