Her gün babamla bakkala gidip sepetimi doldurmak benim hakkim, diyemedim. Agabeylerimle top oynamak istiyorum, size ne erkek değilsem, top oynamayi seviyorum işte, diyemedim. Dum dum diye ses çikaran kudüm isterim, bum bum kurşun seslerini degil. Okula baslayacagim, öğrendigim harfleri öğretmenime göstereceğim. Kış gelince, kar yağacak, dağa gideceğim, kartopu oynayacağim. Dağlardan yağan kurşunları istemem.
Çocuk... Kimse çocuk muyum, diye sormadi bana. Yüzüme kimse bakmadi o kurşunlari yollarken. Neler ister bir çocuk, hayallerim nedir diye sormadilar. Çocukluk denilen bir dönem yaşamama izin vermediler.
Kimin örtüsü,kimin bardağı daha güzel bakışları atılırdı masadan masaya.Ve yardımın dağıtılmasını öyle sabırla ve mutlulukla beklerdik ki… Evet ,mutluluk için bu yetiyordu inanın.
Savaşta işte sevmediğiniz şeylerde değerli oluyor. Daha doğrusu neye değer verip neye değer vermeyeceğinizi daha iyi anlamaya başlıyorsunuz, hele de çocuksanız aklınızda kalan yarım yamalak bir çikolataysa o yarımın da yeri bambaşka oluyor…