Bulutlar güneye doğru akıyordu. Kuzey yanı açılmıştı göğün. Ufukta, dağlar boyunca, aka çalan bir mavi yol açılmıştı. Yol gittikçe de büyüyordu. Gökyüzü açıldıkça ayaz da çoğalıyor, keskinleşiyordu.
Hemen herkes yorgundu, üşümüştü, herkesin gözkapaklarında zorlu gecenin ağırlığı seziliyordu; ve sisin aklığından olacak. herkesin yüzü oldugundan da solgun görünüyordu.
Boşuna mıdır dersiniz onların ettikleri dualar? Sevgi, kutsal ve sadık sevgi her şeye kadir değil midir?
Ah, evet! Bu mezarda ne denli tutkulu, günahkar, isyankar bir yürek yatıyor olursa olsun, üzerinde yetişen çiçekler gene de masum gözleriyle uysal, sakin bakar bize:
Yalnızca ebedi huzurdan, doğanın "kayıtsız", büyük huzurundan değil, ölümsüz barıştan, sonsuz yaşamdan da söz ederler ... Ağustos 1862
- Nihilist. Anladığım kadarıyla, Latince nihil, yani hiç sözcüğünden geliyor bu ... Herhalde bu sözcük hiçbir şeyi ... tanımayan insan anlamında, değil mi?
- Hayır, değil. Nihilist, hiçbir otorite karşısında eğilmeyen, ne denli saygın olursa olsun, hiçbir prensibi eleştirmeden benimsemeyen insandır.
Tek bir doğru zaman vardır; o da şimdiki andır, en doğru zaman budur. En önemli iş de ona iyilik etmektir, çünkü insan bu dünyaya yalnızca iyilik etmek için gönderilmiştir.
Bazıları bu dünyadaki en önemli işin bilim olduğunu, diğerleri en önemli işin harp sanatı olduğunu, üçüncüleriyse hepsinden önemlisinin Tanrı'ya kulluk etmek olduğunu söylemişler.
-Ben seve seve evlenirim ama nerede yaşarız ki? -Düşündüğün şeye de bak! demiş kız. Çok çalışıp az uyuduktan sonra her yerde karnımız tok, sırtımız pek olur.