"Bu gezegen gerçekten de insanoğlunun şimdiye kadar sadece ateşli bir fantezi ve bir efsane olarak bildiklerini, insan gözünün gerçekten gördüğü ete kemiğe bürünmüş yaratıklara dönüştürebilir miydi?"
"İnsanlar, dünyanın ve hatta evrenin bildik tanrıların ve güçlerin kontrolünden çıkarak bilinmeyen tanrıların ve güçlerin kontrolüne girdiğine inanıyordu."
"Ama bir gün, birbirinden farklı bilgilerin bir araya gelmesi, gerçekleri öyle korkunç bir şekilde sergileyecek ki ya ortaya çıkan bu gerçekten dolayı aklımızı kaçıracağız ya da ışıktan kaçıp yeni karanlık bir çağın güvenli ve huzurlu sularına dalacağız."
“Bağırtı ve coşkunluk içinde birçok kafile geçiyor. Hep gölgeli sessizlikte ve onların arkasında duracak yalnız sen misin? Ve bekleyecek, ağlayacak, nafile bir arzu ile kalbini yıpratacak yalnız ben miyim?
“Eğer gün bittiyse; eğer kuşlar artık terennüm etmiyorsa, eğer rüzgarın esmesi dindiyse, dünyayı uyku örtüsüyle kapladığın ve karanlıkta eğilen nilüfer çiçeğinin yapraklarını nazikçe kapattığın gibi, benim de üstüme karanlığın kalın perdesini öyle çek.”
“Sen beni her zaman reddedip, zayıf şüpheli arzuların tehlikesinden kurtararak günden güne senin tarafından kabul edilmeye layık bir hale getiriyorsun.”
Tanrılar Konsili "Asla varılamayacak yere her zaman dosdoğru gidildiği için mi, yoksa varışı olmayan yere doğru dönüp durulduğu için mi hiçbir şeyin sonunun olmadığını kimse bilmez."
"Kesin kabul ettiğim çözümlere vardığım akılsal şeyler hariç, günde on kez fikir değiştiriyorum. Ancak duygulanma olasılığı olmayan şeylere dair oturmuş bir anlayışım var..."
Tanrı'yı Bulmak "Ortalıkta gözükmese de iyi olan bir insanın varlığı, görünür olan ama sadece iyilik taslayan pek çok insanın varlığından daha iyidir."
"Ancak, kimi inanlar ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz."
"Ey tanrım? Doymaz bir tutkunun taze çekirdeği, ne doğuyu ne batıyı soran azgın bir fırtına, yanıp dağılan bir gezegenin yolunu şaşırmış bir parçası olan ben, neden burada olmalıyım?"
"Hüznüm'le ben, birlikte şarkı söylediğimizde, komşularımız pencerelere koşuşur, bizi dinlerlerdi. Şarkılarımız deniz kadar derin, ezgilerimiz garip anılarla dolu olurdu."
"Hüznüm'le ben, karşılıklı konuştuğumuzda günlerimiz kanatlanır, gecelerimiz düşlerle dolardı. Çünkü Hüznüm güzel konuşurdu ve ben de Hüzün sayesinde güzel konuşurdum."
"Dostum, sen iyisin, hem ihtiyatlı hem de bilgesin; dahası, kusursuzsun. Ben de bilgece ve ihtiyatla konuşuyorum seninle. Ancak yine de, meczubum ben. Ama gizliyorum meczubluğumu. Ben yalnız başıma mezcub olmak isterim."
"Ne söylediğime inanmanı ne de yaptığıma güvenmeni isteyeceğim senden; çünkü sözlerim senin öz düşüncelerinin yankısından başka bir şey olmadığı gibi, eylemlerim de senin eylem arzunun yankısından başka bir şey değildir."
"Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu. Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki her şeye de egemen olurlar."
"Aynı ümitsizlik çemberlerinde aklım durmuş; kendi varlığım beni hayretler içinde bırakmış! İnsan kendi varlığını hissettiği zaman ne kadar acı ve korkunç oluyor!"