Martin Eden, kapıdan içeri girdiği o ferah girişin aslında onu nereye götüreceğini bilseydi yine de o kapıdan içeri girer miydi?
Gerçekte aşk insanı ne kadar değiştirebilir bilemiyorum ama Martin Eden'i tepeden tırnağa değiştiriyor. Üstelik bunu emek vererek, dürüstçe gerçekleştirmesi karakterin en sevdiğim yanı oldu. Kitaplara meraklı, öğrenmeye aç bu genç adam kendini aşık olduğu kadının yanına yakışır bir hale getirmek için çok çalışıyor. Zamanla ait olduğu 'alt sınıftan' daha farklı düşünmeye başlayan Martin, hayatını devam ettirebilmek için yazar olmaya karar veriyor. Bu süreçte okuyor, yazıyor ve asla vazgeçmiyor. Nihayetinde gelişen bir çok olaydan sonra toplumdan kabul gören Martin sevdiği kadına şöyle sorar: "Neden daha önce göze almadın?" diye sordu sertçe. "İşim gücüm yokken... Açlıktan ölürken... Şimdi kimsem o zaman da aynı adamdım, insan olarak, sanatçı olarak aynı Martin Eden' dım; o zaman neden yapmadın? Kafamı duvarlara vura vura kendime sorduğum soru buydu." (s.457) Yazar Jack London ile Martin Eden'ın hayatları arasında benzerlik olduğu belirtilen kitapta bir aşk hikayesi ve toplumsal sınıf farkının yan ısıra, felsefe, politika ve varlık konuları da çok güzel işlenmiş.
Bence Martin yine o kapıdan seve seve girerdi. Keyifli okumalar.