Çevremizi saran bu karanlık ve karanlığın içindeki bu ışık gece tüm sıkıntıları bir yük gibi taşırken aynı zamanda etrafına ışık saçıyordu. Onca yüke rağmen yıldızlar parlamaktan karanlığın içindeki ışık olmaktan biran oldun vazgeçmemişti peki biz insanlar bu ağır yüklerin neresindeydik kaldırabiliyormuyduk onca yükü yada sadece boşmu vermiştik herşeyi derin bir boşvermişlik hayatta bu değilmiydi zaten yarısı gerçeklik yarısı derin bir boşvermişlik.. -Kimsin? -Sen kimsin ben gölge diğer adıyla çağrı. -Eeee bu ne demek yani... -Dostum amma unutkan öıktın beni sen çağırdın. O günü hatırla. -Hatırlamak istemiyorum. -Çağrıııı. Hayorçağrı kalk.Bymu nasıl yaparsın toprak. -O hasta gece hasta bipolar bozukluğu olan bir hasta.Özür dileriz. -Sizin özrünüz bana çağrıyı geri getirebilirmi? Sizin dikkatsizliğiniz benim acımı dindirebilirmi? -Ama anlayamıyorum dostum neden bir gölge neden bir insan değil . Gerçekten anlam veremiyorum bir insan vir gölgeye meden bağlanırki. -Çünkü sen benim zihnimde uyandırdığım çağrısın. Onun hayaletisin ve benim zihnimdeki benim çağrımsın. İnsanlar yargılarken beni sen yargılamadın. Şimdi sor hadi niye diye hadi hadi? -Tamam dostum nereye? — Nereye çağrı? -Olamayan duygularına tabiki.. -Bunca yalan içerisinde en gerçekçi olan şey sana hissettiğim duygulardı.