O, aşkı en güzel cümlelerle bilmeden anlatıyordu.
Ama hiç âşık olmamıştı.
O ise kalbinin ilk kez bu kadar hızlı attığını hissediyordu.
Ve bunun adını koymaya cesareti yoktu.
22 yaşında idealist bi...
Değişim insanın ruhuna işleyen bir şeydi. İsteyerek değişmek insanı hem heyecanlandırıyor hem de etrafında olan ve seni farketmeyen insanların farketmesini sağlıyordu. Hayat ne de olsa süprizlere gebeydi. İstemem dediğin her şeyi elbet nasipse bir gün yapardın. Artık buna inanıyordum. Ne kadar zor hayat yaşarsan yaşa ferahlık elbet seni bulurdu. Kim derdi ki sevmediğim okula severek bir gün gideceğimi, kim derdi ki, sınava girmeyi düşünmesem bile stres atmak için kampa gitmeye heyecanlı olacağımı, kim derdi ki, hocamla aramızın bu kadar iyi olacağını... Kimse inanmazdı. Ben bile... Fatih hocayla konuştuktan sonra müzik eşliğinde eve gelmiştim. Pek fazla bir şey yapmamıştım. Bavulumu hazırlamış, yemek yemiş, grubu kurmuş ve dinlenmek için erkenden yatağıma girmiştim. Alarmımı saat 6.40'a kurmuştum. Şuan ise o alarm başımda zır! zır! zır! çalmaktaydı.
Çalan alarmımı elimle kapatmıştım. yataktan zar zor kalkıp ayaklarımı sürüye sürüye banyoya girdim. Rutin işlerimi halledip banyodan çıktım. Hava soğuk olmaya başladığından dolayı üzerime bir siyah kot pantolon, krem rengi düz sweatshirt giydim. Saçlarımı açık bırakıp yeni aldığımız maşa ile doğal kıvrımlar vermiştim.
Hafif bir eyeliner, göz kalemi ve rimel üçlüsünü sürdüm. dudaklarıma da renksiz lip balm sürüp makyajımı bitirmiştim. Büyük siyah deri çantamı açıp içine lazım olacak ve olmayacak ne varsa koydum. Siyah spor ayakkabılarımı da giyip Siyah deri ceketimi, çantamı, telefonumu aldım. Bavulla beraber odamdan çıktım.
Bavulu salonun kapısına bıraktım. Bizimkilerle tek tek görüştüm.
Abim ıslık çalıp gülümsemişti.
" Vay vay vay benim prensesim mi bu? Katil olacağım desenize, kesin bundan sonra prensesimin peşini kimse bırakmaz"
Barış " çok güzel olmuşsun fıstık, bu değişim sana iyi gelecek." Sadece gülümsemiştim. Abim ayağa kalkmıştı. Yanağımdan öpüp masada olan kapları gösterdi.
" Fıstığım yağmur ablan size melis'le birşeyler yollamış, ben birkaç birşey arakladım oradan; sizde okulda veya molada yersiniz, şimdi ben çıkıyorum dikkat edin "
Abim gittikten sonra bizde dolaptan içecek alıp yağmur ablanın namıdeğer yağmur yengemin gönderdiklerinden birkaç birşey atıştırmıştık. Saat 7.20 olmuştu. Bizim ev ile okul arasında on dakika olduğu için rahattık. Okula gitmek için bavullarla evden çıkmıştık. Etrafta bizi gören herkes tuhaf bakıyordu. Ee tabi bavullarla olunca normaldi.
Bakışlar eşliğinde o soluk binaya gelmiştik. Fatih hoca bizim sınıftan Aylin ve kankası ile konuşuyordu. Resmen ağzının içine düşecektiler. İstemsizce sinirim bozulmuştu. Bekleyen otobüse bavullarımızı verip hocanın yanına geçmiştik. Daha doğrusu ben hocaya direk yürüyünce onlarda yanımda gelmişti.
Fatih hoca bizi gördüğünde gülümsemişti. Adam cidden hem karizma hem de en iyi bir hocaydı. O kadar iyi giyinmişti ki, siyah pantolomu, şapkasız beyaz sweatshirt'ü onlara uyan siyah spor ayakkabıları, deri ceketi, saati, siyah ağır boncuktan bilekliği ile efsane bir ikili olmuştu. Âdeta yakıyordu.
Düşündüğüm saçma sapan şeyleri bir kenara bırakıp gülümsedim. O da bana gülümsemişti.
" Günaydın hocam, nasılsınız? "
Aylinler bana salak salak bakıyordu. Geldiğimize bozulmuşlardı. Fatih hoca tekrar gülümsemişti.
" İyiyim miray sen nasılsın"
" Ben de iyiyim hocam teşekkür ederim. Kaç sınıf gidiyoruz acaba? ben pek bilmem de kaç sınıf var "
Fatih hoca
" Beş sınıf gidiyoruz, beş otobüs var, zaten sınıflar yirmi kişilik az yani. "
Kafamı sallamıştım.
" Hangi hocalar geliyor sizden başka hocam? "
Fatih hoca kısa bir gözlerimin içine bakmıştı. Resmen sanane der gibiydi ama ne yapayım sesimi kesersem aylinle muhabbete girerdi ben de bunu istemiyordum.
" Baran hoca, Esra hoca, Erol hoca, ben, Süleyman hoca, tamam mı miray"
Hep de sevdiğim hocalar gelmişti. Ne yalan söyleyeyim sevinmiştim. Özellikle baran hocayı çok seviyordum. emre hocadan sadece bir yaş büyüktü. Geçen sene okula gelmişti. Birde esra hoca gençti onun dışında Diğer hocalar ise kıdemli olsalar da hepsi pamuk gibi hocalardı. Fatih hoca hala suratıma bakıyordu.
Sorusuna yanıt vermediğimi fark ettiğimde hızlı bir şekilde başımı sallamıştım. Süleyman hocanın anonsuyla otobüslere binmiştik. Şarkı eşliğinde yolculuğumuz başlamıştı.
....
Kamp alanına nihayet gelmiştik yaklaşık dört saattlik bir yolculuk çekmiştik. Kampı İzmirde yapacaktık. Mekan o kadar güzeldi ki resmen gözlerim kamaşmıştı. Diğer boş korkunç ormanlara benzemiyordu. Burası ormanın içinde olmasına rağmen apart şeklinde kulübeler döşenmiş orman işlek hale getirilmiştir.
Süleyman hoca herkezi kamp alanının ortasına toplamıştı. Kısa bir konuşma yaptıktan sonra kulübelerde kalacak kişileri söylemeye başladı. Odalar söylediğine göre beş kişilikti. Süleyman hoca sırayla isimleri okumaya başladı.
"İlk kulübede masal, melis, buket açelya, selin , 2. Kulübede ise mert, burak, barış, emir, hasan kalıyordu. Yaklaşık on beş tane daha kulübe ismi okuduktan sonra anahtarları bize vermişti. Herkes odalara dağılmıştı.
Kulübede sessizce eşyalarımızı yerleştirmiştik. Yatakları bölüştürdükten sonra kızlarla kendimizi olduğumuz yere atmıştık. Hem yol yorgunu hem de düzenlediğimiz için onun yorgunluğu vardı. Ortam sessizdi. Bu sessizliği sonunda Selin bozmuştu.
" Aylinleri gördünüz mü? Nasıl yanaşıyorlar fatih hocaya, sarı çiyanlar ne olacak? "
İstemsizce sinir olmuştum. Çünkü dibinden cidden de ayrılmamışlardı. Melis " bence onlar boşa çabalıyor ilk günden hocanın gözünde bitti ikiside" Açelya " valla bende aynı şeyi düşünüyorum. Miraya yapılandan sonra asla hoca affetmez"
Bende öyle düşünüyordum. Öyle olmasaydı onlara karşı soğuk davranmaz beni savunmazdı. Tamam öğrencisi olabilirdi Ama hoca koca adamdı illâ ki yavşadığını anlayabiliyordu. Yüz verecek değildi. Ayağa kalkıp hava almak için kulübeden çıktım. Fatih Hoca'dan bahsetmemiz nedensiz şekilde beni heyecanlandırmıştı.
Anlamıyordum. Bahçede bir sağa bir sola yürürken ve düşünürken Aylin ve yandaşı gelmişti. Onunla şuan hiç uğraşamazdım. Tam adım atacakken Aylin kolumdan tuttu.
" Bekle ya bir konuşalım son senede disipline neden verdin ne cüretle yaptın, anlat hele bir "
Derin nefes alıp hafif tebessüm ettim.
" Çok sevdiğiniz, ağzının içine düştüğünüz ama size pas vermeyen hocanıza sorsanıza, biraz hayal kırıklığı olacak ama o beni zorla şikayete götürdü. Bizzat da durumu o anlattırdı. "
Aylin
" Yalan söylüyorsun! Fatih hoca asla öyle bir şey yapmaz! Senin gibi eziği kim korusun! "
" Doğru söylüyor! Ben şikayet ettirdim. Bir şey mi vardı. "
Bu adam cidden benim kurtarıcım olmuştu Hayır ne ara duydun ve ne ara geldin be adam.
Aylin
" Hocam son senemiz yandı, üzdünüz bizi "
Fatih hoca
" Rahat durun daha fazla yanmasın o zaman bu okulda herkes eşit! abuk subuk işlerle uğraşmayın sınavınıza odaklanın! Bir daha uyarmayacağım aksi halde okuldan atılırsın kimsenin huzurunu bozmak haddine değil! "
Aylinler bir şey dememişti. Arkalarını dönüp hızlıca uzaklaştılar. Fatih hoca beni baştan aşağı süzmüştü. Bu sefer sıra bana gelmişti. Çünkü kaşları çatılmıştı.
" Sanırım, hasta olup tatili yatakta geçireceksin. Üzerine neden bir şey giymedin?
Bana resmen hesap soruyordu. İtiraf etmeliyim ki hoşuma gitmişti.
"Birden çıkınca üzerime bir şey alamadım ayrıca fazla durmayacaktım"
Fatih hoca kafasını salladı.
"Birdaha giyinmeden çıkma yoksa daha fazla kızarım"
Kafamı sallamıştım.
" Tamam hocam ben gireyim, yemekte görüşürüz"
Fatih hoca
" Ben sana git dedim mi? "
Şaşırmıştım. Kafamı hayır anlamında iki yana salladım.
" Yemek listesi ve temizlik listesi yapılması lazım bana yardım et. Kim ne zaman yemek yapacak bilsin. Yemekten sonra da devam ederiz. Bugün dinlenilecek yarın etkinlik yapılacak "
Kafamı sallamıştım. İyide neden ben! Şimdi sorsam kesin kızacaktı o yüzden o topa girmek hiç istemiyordum.
Fatih hoca
" Baran hocanla beraber kalıyoruz biz de o da olacak orada o yüzden dikkatli ol"
" Ne konuda hocam? "
" Her konuda miray, neyse takip et beni"
Sessiz bir şekilde fatih hocayı takip etmeye başlamıştım. Barakanın kapısını açıp içeri girdik. Baran hoca beni gördüğünde gülümsemişti. Bende ona gülümseyip masanın başına oturmuştum. Fatih hoca da yanıma oturup eline kağıdı alıp incelemeye başlamıştı. Bana ise iş yapamama perileri geliyordu. Umarım ölmeden bu iş biter ve kulübeme dönerdim. Aksi halde hayat bana golünü atacaktı. Ve bu gol ya benim sonum ya da başlangıcım olacaktı.